Enflasyona maruz kalınan çağ büyük patlamadan 10−36 saniye sonra 10−33 ile 10−32 saniyeleri arasında sürdü.تضخم مفاجيء عظيم inflation بين 10−36 ثانية و 10−32 ثانية بعد الانفجار العظيم.
Yanığın uzun vadedeki sonucu en başta yanığın boyutuna ve yanığa maruz kalan kişinin yaşına bağlıdır.وترتبط النتائج الطويلة الأجل في المقام الأول بحجم الحرق وعمر الشخص المصاب.
Fakat güneş ışığına maruz kalan insan bedeni kendi D vitaminini üretebilme yetisine sahiptir.في البشر،التعرض لأشعة الشمس يحفز الجلد على إنتاج فيتامين د.
Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır.وخلال الفترة التي طبعت بها الرواية تعرضت للعديد من الإنتقادات.
Belli kristaller, kuartzlar ve hatta şeker bile dış baskıya maruz kaldığında, yüzleri arasında fark oluşturur.بعض البلورات، مثل المرو أو حتى السكر، تولد فرقًا في الجهد على أسطحها عندما تتعرض لضغط خارجي.
Türkiye genelinde kadınların neredeyse yarısı şiddete maruz kalıyor.ما يقارب 40% من السيدات التركيات يعانون من العنف الأسري في إحدى المراحل العمرية .
Ancak, bu ekipten birçok kişi çatışma ve suikastlere maruz kalarak hayatını kaybetmiştir.وبدون هذه المساعدة سوف يتعرض الكثير من المسافرين للسرقة والقتل.
Ülke ağır bir ekonomik sömürüye maruz bırakıldı.تأسست لاهتي خلال فترة ركود اقتصادي حاد.
Kurgudaki bu olay eleştiriye maruz kalmıştır.ومع ذلك، فإن هذه الجائزة عُرضة للانتقاد.
Trabzon Valisi Hüseyin Yavuzdemir linç girişimine maruz kalanları suçlayarak "Huzuru bozan cezasını çeker.سليمان بوغيث من الجزيرة نت "Jurors to Weigh US Charges Against Bin Laden Relative".
Evliliğinde zihinsel özürlü kocasının şiddetine maruz kaldı.للشخص المصاب بإعاقة ذهنية الحق في الزواج.
Halkın bildiği kadarıyla, Sovyet uzay programı hiçbir zaman başarısızlığa maruz kalmamıştı.O povo tinha a impressão que o programa espacial soviética jamais experimentou falhas.
II. Dünya Savaşı sırasında müze üç kez doğrudan bomba saldırısına maruz kaldı.Durante a Segunda Guerra Mundial, o museu foi diretamente bombardeado por três vezes.
İkinci Haçlı Seferi (1147) sırasında, Almanya'daki Yahudiler çok sayıda katliama maruz kaldı.Na Segunda Cruzada (em 1147) os judeus na Alemanha foram sujeitos a vários chacinas.
Radyasyona maruz kalmış bir tırtıl.).Era uma larva que foi exposta à radiação).
Bir kere programlandıktan sonra EPROM, sadece kuvvetli mor ötesi ışığa maruz kaldığında silinebilir.Uma vez programado, uma EPROM pode ser apagada apenas por exposição a uma forte luz ultravioleta.
Bunların paylaşılması, HCV’ye maruz kalma riski doğurur.A partilha destes objectos pode eventualmente levar à exposição ao VHC.
Risk faktörleri, tütün dumanına, toza ve diğer hava kirliliğine maruz kalmayı içerir.Entre os fatores de risco estão a exposição do fumo do tabaco, poeiras e outros tipos de poluição do ar.
Ayrıca, uzun süre kortizola maruz kalmak hipokampus hücrelerinin körelmesine (atrofi) yol açar.Além disto, a exposição de longo prazo ao cortisol resulta na danificação das células do hipocampo.
Ülke ağır bir ekonomik sömürüye maruz bırakıldı.O país foi reservado para a exploração econômica pesada.
Mesleki maruzun, toplam vakaların %10-20'sine sebep olduğuna inanılmaktadır.Pensa-se que a exposição ocupacional seja a causa de 10 a 20% dos casos.
80 dB üserindeki seslere uzun süre maruz kalmak işitme kaybına neden olabilir.Partindo-se de 16 horas com 80 dB, você pode calcular o quanto poderá ser prejudicial.
Ancak kitapla ilgili bazı kişiler şiddet olaylarına maruz kalmıştır.Mas, obviamente, outros no processo de tomada de decisão ficaram realmente chateados com a homossexualidade.
Yanığın uzun vadedeki sonucu en başta yanığın boyutuna ve yanığa maruz kalan kişinin yaşına bağlıdır.O prognóstico a longo prazo depende essencialmente da extensão da queimadura e da idade da pessoa afetada.
Bazı Bizanslılar, süvari saldırısını geri püskürtmeyi denediler fakat piyade saldırısına da maruz kaldılar.Alguns bizantinos tentaram repelir o ataque da cavalaria, mas foram também atacados pela infantaria búlgara.
Arkadaşları tarafından hep "İnek" şakalarına maruz kalmaktadır.Também está sempre junta de seus amigos nas brincadeiras.
Bazıları işkenceye maruz kaldı.Alguns sofreram prisão.
Theofanis iki yıl hapishanede kaldı ve sert işkencelere maruz kaldı.Simone viveu quase dois anos no reformatório penal, onde foi submetida a duros trabalhos forçados.
Savaşa katılan ülkelerin halkları direkt olarak savaşın etkilerine maruz kalmazlardı.Mostrando de uma maneira geral os povos que tentam desesperadamente não se envolver na guerra.
Kendisinin bir aşağılanmaya maruz bırakıldığını düşünüyordu.Ele se retirou sentindo-se insultado.
Yalnız bir maruzatım var.Possuí somente uma asa.
Kurgudaki bu olay eleştiriye maruz kalmıştır.Mas esse pensamento ainda é suscetível à críticas.
Sıklıkla zorbalığa maruz kalır.Muitas vezes pode resultar em obstrução.
Yüksek ısıya maruz kaldığında bile oksitlenmez.Esta pressão pode existir mesmo para temperaturas não nulas.
15 Eylül 668'de Konstans hamamda iken hizmetkarı tarafından bir suikasta maruz kalıp öldürüldü.Em 15 de setembro de 668, Constante II foi assassinado em sua banheira por um camareiro.
Kaliforniyum metali 300 °C'nin üstünde vakuma maruz kaldığında buharlaşmaya başlar.O Califórnio começa a vaporizar acima de 300° C quando exposto em vácuo.
Şehir deprem bölgesinde bulunup tarihinde büyük deprem afetlerine maruz kalmış ve hasar görmüştür.Situada em uma zona sísmica, ao longo de sua história sofreu terremotos e continua atualmente sob sua ameaça.
Alev makinesi, kullanıcı için psikolojik, ona maruz kalan kişi için fiziksel olarak son derece acı vericidir.O seu uso intravenoso é certamente muito mais degradante para a saúde física e mental do seu utilizador.
Ceza evindeyken psikolojik ve biyokimyasal işkenceye maruz kalarak akıl sağlığını yitirdiği iddia edildi.Naquela ocasião, denunciou que seu marido vem sofrendo torturas físicas e psicológicas na prisão.
Tüm popüleritesine rağmen, içerdiği aşırı şiddet Tom ve Jerry'nin eleştirilere maruz kalmasına neden oldu.Mesmo tendo feito praticamente tudo sozinha, deixou que Tom e Jerry levassem todo o crédito.
Ölümünün ardından kendisi ve ailesi sert politik eleştirilere maruz kaldı.Após uma investigação, ele e seu irmão foram inocentados.
Bu nedenle de birçok kez eşkıya saldırılarına maruz kalmıştır.Além disso, também sofreu em alguns ocasiões inêndios destructivos.
Bütün başarılarına rağmen De Gaulle, Fransa içinde ağır eleştirilere maruz kalıyordu.Liderados por Luís, os cruzados fizeram uma procissão prolongada pela França.
Gandi, Güney Afrika'da Hintlere uygulanan ayrımcılığa maruz kaldı.O incidente inspirou Gandhi a começar sua luta contra a discriminação dos indianos na África do Sul.
Işık maruziyeti: Işık dolaylı olarak katkıda bulunur.Cristais Solares - A luz dá-lhe poder.
Boyundan dolayı okulda zorbalığa maruz kalır.È vítima de gozações na escola pelo seu peso.
Son onyıllarda Çin, ciddi oranda çevre bozukluğu ve kirliliğine maruz kalmıştır.Nas últimas décadas, a China sofreu com a grave deterioração ambiental e poluição de seu território.
Gemi Kiel'e geri döndü ve Ocak 1942sine kadar tamirata maruz kaldı.Het schip keerde terug naar Kiel en onderging reparaties tot januari 1942.
“Bulunduğum kale her türden atışa maruz kalıyordu.Het gebied dat zij beheersten werd voortdurend geteisterd door oorlogen.
Hiroşima, Dünya tarihine nükleer saldırıya maruz kalan ilk şehir olarak geçmiştir.Hiroshima was de eerste stad in de geschiedenis van de mensheid die met een atoombom werd aangevallen.
Aynı genin daha az şiddetli bir mutasyona maruz kalmasıyla oluşur.Deze vorm wordt veroorzaakt door een minder ernstige mutatie van hetzelfde gen.
Gagarin iniş sırasında 8 g'lik basınca maruz kalmıştır.Tijden de daling ervaart Gagarin 8 g, maar hij blijft bij bewustzijn.
Kendisinin bir aşağılanmaya maruz bırakıldığını düşünüyordu.Een benoeming die hij als een vernedering opnam.
Carlos, Jill' in maruz kaldığı virüs için tedavi bulmaya çalışacaktır.Carlos vindt het tegengif voor Jill's infectie.
Canlı organizmalar üç ay boyunca uzay koşullarına maruz bırakıldı.Die stond maandenlang bloot aan de omstandigheden in de ruimte.
Los Angeles, bir suç dalgasına maruz kalır.11: Los Angeles wordt getroffen door een aardbeving.
Ölümünün ardından kendisi ve ailesi sert politik eleştirilere maruz kaldı.Na de bevrijding werden ook zijn vrouw en kinderen zwaar aangepakt.
Ancak gerekli görülürse tekrar taramaya maruz kalabilirler.Pas hierna mogen ze eventueel weer worden gestoord.
Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır.Veel kritieken in die periode waren dan ook vernietigend.
Bunlar yüksek voltaja maruz kaldığında kalıcı hasara uğrayabilir.Bij blootstelling aan een hoge dosis kan er blijvende verlamming optreden.