marka ile cümle
marka kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.Бренд, которым я являюсь, я бы назвал его, сотрудник в штатском.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.Марката, която съм, бих нарекъл, небрежно облечен.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.הוא, הייתי קורא לו, מתעופף לא רשמי.
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.هو، وأود أن نسميها، تعبير حر
Benim olduğum marka benim deyişimle, rahat takılmaktır.女性2:ヒッピーとヨガが混じった
Ben özellikle oda sıcaklığında Fuji marka su istedim.Ho richiesto specificatamente acqua Fuji a temperatura ambiente.
Ben özellikle oda sıcaklığında Fuji marka su istedim.Ich habe Spezifiek nach Zimmer temeratur Fuji gefragt.
Ben özellikle oda sıcaklığında Fuji marka su istedim.J'ai spécialement demandé de l'eau Fuji à température ambiente.
Ben özellikle oda sıcaklığında Fuji marka su istedim.Απαιτώ θερμοκρασία δωματίου Φίτζι.
Ben özellikle oda sıcaklığında Fuji marka su istedim.クリスタル・ガイザー?「クリスタル」なんてやめてよ!
Ben şimdi patlamadan önceki konuya, marka fikrine, geri dönmek istiyorum. Cola ve Pepsi hakkında konuşuyordum.Ich möchte noch mal zurück vor den Knall, zu dieser Markenidee, die Sache mit Cola und Pepsi, etc.
Ben şimdi patlamadan önceki konuya, marka fikrine, geri dönmek istiyorum. Cola ve Pepsi hakkında konuşuyordum.Ik ga even terug tot voor de klap, dat idee van merk, Coke en Pepsi, enz.
Ben şimdi patlamadan önceki konuya, marka fikrine, geri dönmek istiyorum. Cola ve Pepsi hakkında konuşuyordum.Je veux revenir juste avant la détonation, à cette idée de marque et j'ai parlé de Coca et Pepsi, etc...
Ben şimdi patlamadan önceki konuya, marka fikrine, geri dönmek istiyorum. Cola ve Pepsi hakkında konuşuyordum.Volvamos a la idea de la marca, antes de la explosión, cuando hablábamos de Coca-cola y Pepsi.
Ben şimdi patlamadan önceki konuya, marka fikrine, geri dönmek istiyorum. Cola ve Pepsi hakkında konuşuyordum.Vreau să mă duc înaintea exploziei, la această idee a mărcii şi vorbeam de Coca Cola şi Pepsi, etc.
Ben şimdi patlamadan önceki konuya, marka fikrine, geri dönmek istiyorum. Cola ve Pepsi hakkında konuşuyordum.Wróćmy do chwili przed wybuchem, do koncepcji marki, kiedy mówiłem na temat Coli i Pepsi.
Ben şimdi patlamadan önceki konuya, marka fikrine, geri dönmek istiyorum.제가 폭탄을 터뜨리기 전에 했던 얘기로 돌아가 보겠습니다.
Ben şimdi patlamadan önceki konuya, marka fikrine, geri dönmek istiyorum.Я хочу на секунду вернуться к теме до взрыва, к идее с брэндами.
Ben şimdi patlamadan önceki konuya, marka fikrine, geri dönmek istiyorum.ברצוני לחזור לרגע שלפני הפיצוץ, לרעיון של,
Ben şimdi patlamadan önceki konuya, marka fikrine, geri dönmek istiyorum.أريد فقط ان أعود إلى ماقبل الإنفجار، إلى فكرة
Ben şimdi patlamadan önceki konuya, marka fikrine, geri dönmek istiyorum.コカコーラとペプシの話などです
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.Bara en vanlig Dover-hiss.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.Bare en helt almindelig Dover-elevator.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.C'est un ascenseur standard, de chez Dover.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.Dit is een gewone Dover-lift.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.Ein ganz normaler Dover-Aufzug.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.É um elevador Dover normal.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.Ez a legalapabb kivitelű, Dover márkájú lift.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.Jen obyčejný výtah značky Dover.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.그저 평범한 도버 엘리베이터에요.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.Po prostu zwykła winda marki Dover.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.Simplemente el básico elevador Dover.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.Tämä on tavallinen Dover-hissi.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.Un normale ascensore Dover.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.Ένα κλασικό ασανσέρ Dover.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.Самый обычный лифт фирмы Dover.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.وهذا شيء أساسي لمصعد من إنتاج دوفر.
Bildiğimiz Dover marka bir asansör.皆さんは ご存じですよね
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.E digo isto como fã, sabem?
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.En dat zeg ik als liefhebber.
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.I mówię to jako fan, wiecie?
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.Ja sanon tämän fanin ominaisuudessa, tiedättehän?
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.저도 미산 제품의 팬으로써 그렇게 생각합니다.
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.Lo dico sinceramente, da appassionato.
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.Şi spun asta ca şi fan, să ştiți.
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.Und das sage ich als ein Fan, verstehen Sie?
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum. Ürünleri alan birilerine sorun.Et je parle en tant que fan, en tant que client de ces marques.
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.Y eso lo digo como un fan.
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.Και το λέω επειδή το υποστηρίζω.
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.И знаете, я говорю это как фанат.
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.Казвам това като неин фен.
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.ואני אומר זאת כמעריץ.
Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum.وانا اقول ذلك كمعجب، تعلمون؟
Biliyorsunuz, markalar boşlukları doldurmaya başlıyorlar.Anda tahu, ketika anda berpikir, merk mulai mengisi kekosongan
Biliyorsunuz, markalar boşlukları doldurmaya başlıyorlar.Bạn biết đấy, bạn nghĩ về, thương hiệu đang bắt đầu lấp vào các khoảng trống.
Biliyorsunuz, markalar boşlukları doldurmaya başlıyorlar.Gondoljuk csak meg: lehet, hogy a márkák kezdik kitölteni a réseket.
Biliyorsunuz, markalar boşlukları doldurmaya başlıyorlar.Het lijkt erop alsof merken in dat gat springen.
Biliyorsunuz, markalar boşlukları doldurmaya başlıyorlar.아시다시피, 브랜드가 그 간극을 메우기 시작했습니다.
Biliyorsunuz, markalar boşlukları doldurmaya başlıyorlar.Man taler om, at brands er begyndt at udfylde hullerne.
Biliyorsunuz, markalar boşlukları doldurmaya başlıyorlar.Mărcile încep să umple golurile.