Fakat maratonumuz vardı.Maar we hadden wel een marathon.
Fakat maratonumuz vardı.Ma avevamo una maratona.
Fakat maratonumuz vardı.Mais nous avons eu un marathon.
Fakat maratonumuz vardı.Maratonunk viszont volt.
Fakat maratonumuz vardı.Mas tivemos uma maratona.
Fakat maratonumuz vardı.Men vi hade ett maraton.
Fakat maratonumuz vardı.Men vi havde et maratonløb.
Fakat maratonumuz vardı.Nhưng chúng tôi có maratông.
Fakat maratonumuz vardı.Pero ciertamente tuvimos una maratón.
Fakat maratonumuz vardı.Tapi kami memiliki sebuah maraton.
Fakat maratonumuz vardı.Όμως είχαμε μαραθώνιο.
Fakat maratonumuz vardı.Але у нас був марафон.
Fakat maratonumuz vardı.Но имахме маратон.
Fakat maratonumuz vardı.Но у нас был марафон.
Fakat maratonumuz vardı.אבל, היה לנו מרתון.
Fakat maratonumuz vardı.لكن كان لدينا ماراثون.
Fakat maratonumuz vardı.(拍手)
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Aber für jedes Desaster, dass wir hatten, fand der Marathon einen Weg Menschen zusammenzubringen.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Ale i když se na nás valila pohroma, maraton nalezl způsob, jak přivést lidi zase dohromady.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Ale po każdej katastrofie maraton ponownie łączył biegaczy.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.하지만 우리가 겪은 모든 재난에도 불구하고 마라톤은 사람들을 또 다시 뭉치게 했습니다.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.La fiecare dezastru pe care-l aveam, maratonul găsea noi metode de a ne uni.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Maar welk drama we ook meemaakten, de marathon bracht ons telkens weer bij elkaar.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Mais malgré chaque désastre que nous avons connu, le marathon a réussi à réunir les gens.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Ma per ogni disastro che avevamo, la maratona ha trovato il modo per far riunire le persone.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Mas por cada desastre que tivemos, a maratona encontrou maneiras de unir as pessoas.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Men for hver katastrofe vi havde, fandt maratonløbet veje til at bringe folk sammen.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Men för varje katastrof vi fick så fann vårt maraton sätt att föra människor tillsammans.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Pero para cada desastre que ocurría, la maratón encontró la manera de reunir a la gente.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Tapi untuk semua bencana yang kami alami, maraton membuat orang-orang bersama.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Αλλά για κάθε καταστροφή που γινόταν, ο μαραθώνιος κατάφερνε να ενώνει τους ανθρώπους.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Але хоч які непорозуміння ми не мали, марафон знаходив можливість об'єднати людей.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Несмотря на все бедствия, марафон объединял людей.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.Но за всяка несполука маратноът намираше начин да събере хората.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.אבל לכל אסון המרתון מצא איך לאחד את העם.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.لكن بكل كارثة أصبنا بها، استطاع الماراثون أن يجد طرق ليجمع الناس مع بعض.
Fakat yakalandığımız her felakette, maraton insanları bir araya getirmenin yollarını buldu.マラソンは人々を集めました 2005年 首相が暗殺されました
Filipinler'deki Marawi Şehrindeki Savaşın Yıkım GörüntüleriFoto e video mostrano l'imponente distruzione del campo di battaglia di Malawi nelle Filippine
Filipinler'deki Marawi Şehrindeki Savaşın Yıkım GörüntüleriFotos y videos muestran destrucción masiva de zona de batalla de Marawi, Filipinas
Filipinler'deki Marawi Şehrindeki Savaşın Yıkım GörüntüleriPHOTOS et VIDÉOS : Les destructions massives de la bataille de Marawi, aux Philippines
Filipinler'deki Marawi Şehrindeki Savaşın Yıkım GörüntüleriФотографии и видеорепортаж о массовых разрушениях в результате боёв при Марави на Филиппинах
Görüntü: Marawi Belediyesi Facebook sayfası.Foto da página do Facebook da prefeitura de Marawi.
Görüntü: Marawi Belediyesi Facebook sayfası.Foto de la página de Facebook del gobierno de la ciudad de Marawi.
Görüntü: Marawi Belediyesi Facebook sayfası.Foto pubblicata sulla pagina Facebook dell'amministrazione locale di Marawi.
Görüntü: Marawi Belediyesi Facebook sayfası.Photo extraite de la page Facebook de la municipalité de Marawi City.
Görüntü: Marawi Belediyesi Facebook sayfası.Фотография со страницы Facebook городской администрации Марави.
Grand MaraisGrand Marais
Hem belki bu sayede Boston Maraton'unda koşabilirdim.어쩌면 보스턴 마라톤에 나갈 수도 있을 거라고 생각했죠.
Hem belki bu sayede Boston Maraton'unda koşabilirdim.ואולי אוכל עדיין לרוץ במרתון בוסטון.
Hem belki bu sayede Boston Maraton'unda koşabilirdim.وربما أتحسن بسرعة وأتمكن من المشاركة في السباق
Hem belki bu sayede Boston Maraton'unda koşabilirdim.それで私はヨガ教室に参加しました 楽しかったのですが
Hepsi bu kadın yüzünden Rahibe Mary Marastela, kendisi annem olarak da bilinir.A to wszystko z powodu tej kobiety: siostry Marii Marasteli, czyli mojej mamy.
Hepsi bu kadın yüzünden Rahibe Mary Marastela, kendisi annem olarak da bilinir.Tất cả là do người phụ nữ này, bà Mary Marastela, mẹ tôi.
Hepsi bu kadın yüzünden Rahibe Mary Marastela, kendisi annem olarak da bilinir.Totul se datorează acestei femei, sora Mary Marastela, cunoscută ca fiind mama mea.
Hepsi bu kadın yüzünden Rahibe Mary Marastela, kendisi annem olarak da bilinir.Όλα οφείλονται σε αυτήν την γυναίκα, την Αδερφή Μαρία Μαραστέλα, γνωστή και ως η μαμά μου.
Hepsi bu kadın yüzünden Rahibe Mary Marastela, kendisi annem olarak da bilinir.Благодаря одной женщине, сестре Мэри Марастела, также известной, как моя мама.
Hepsi bu kadın yüzünden Rahibe Mary Marastela, kendisi annem olarak da bilinir.Дължа го на тази жена, сестра Мери Марастела, известна още като моя майка.
Hepsi bu kadın yüzünden Rahibe Mary Marastela, kendisi annem olarak da bilinir.І все завдяки одній жінці, сестрі Мері Марастела, також відомій як моя мама.
Iste budur, bir cocuga evde de keman caldiran, babasi marangozhanede calisirken.Daardoor speelt een kind thuis viool terwijl zijn vader als timmerman aan de slag is.
Iste budur, bir cocuga evde de keman caldiran, babasi marangozhanede calisirken.Este ceea ce-l face pe copil să cânte la vioară acasă, în timp ce tatăl său își face lucrările de tâmplărie.