Ana içeriğe geç
Sözlük

mar ile cümle

mar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Ben yoksul bir marangozum.I'm a poor carpenter.
Genellikle cuma günü markete giderim.I usually go to market on Friday.
Marketin %20 lik bir hissesine sahibiz.We have a 20% share of the market.
Sağlığımız için margarin yerine tereyağı kullanmalıyız.We should substitute margarine for butter for our health.
Gelecek mart ayında bir yıldır burada yaşamakta olacağız.We will have lived here for a year next March.
Aslında, yerleşik halk radyoaktif ışınlara maruz kalmaktadır.In fact, the inhabitants have been exposed to radioactive rays.
Fotoğrafları güneşe maruz bırakmayın.Don't expose photos to the sun.
Tom, Mary'ye bir şey olabileceğinden endişeleniyordu.When he was young, he used to follow Beethoven everywhere he went.
Genç Martin Atlanta, Georgia'da oldukça sakin bir çocukluk geçirdi.Young Martin spent a fairly quiet childhood in Atlanta, Georgia.
Mary birdenbire ortaya çıktığında ben ayrılmak üzereydim.I was about to leave when Mary appeared out of the blue.
Onlar Kraliçe'den sonra gemiye Queen Mary adını verdiler.They named the ship Queen Mary after the Queen.
Mary yeni bir ceket alacak kadar aptaldı.Mary was silly to buy a new coat.
Yeni köprü marta kadar bitmiş olacak.The new bridge will have been completed by March.
Yeni köprü, marta kadar tamamlanmış olacak.The new bridge will have been completed by March.
Mari ve Maki kız kardeştirler.Mari and Maki are sisters.
Marko yalnızca İngilizce değil Almanca da okudu.Mariko studied not only English but also German.
Mariko sadece İngilizce değil aynı zamanda Almanca eğitimi de aldı.Mariko studied not only English but also German.
Sadece ilk insanların Mars'a ne zaman varacağı zamanla görülecek.Just when the first human beings will reach Mars remains to be seen.
İnsanlar Mars'ta yaşayamaz.Humans can't live on Mars.
İnsanlar patlamalarda ağır kayıplara maruz kaldılar.People suffered heavy losses in the eruptions.
Bebekleri güçlü güneş ışığına maruz bırakmak tehlikelidir.It's dangerous to expose babies to strong sunlight.
Geçen hafta partide Mary ile karşılaştım.I ran into Mary at a party last week.
Öğretmenin konuşması, Mary'nin daha sıkı çalışması için gayrete getirir.The teacher's talk stimulates Mary to study harder.
Öğretmen Mary'ye konuşmamasını söyledi.The teacher told Mary to hold her tongue.
Mezuniyet töreni 20 Mart'ta gerçekleşecek.The graduation ceremony will take place on March 20th.
Mary gelmeden önce, uzun süre beklemedim.I had not waited long before Mary came.
Biri Mary'nin parasını çalmış.Someone robbed Mary of her money.
Dünya, Mars ve Jüpiter gezegendir.The Earth, Mars and Jupiter are planets.
Japon marka bir saatim var. Çok dakiktir.I have a watch of Japanese make, which keeps very good time.
Fakuoka Maratonu pazar günü düzenlendi.The Fukuoka Marathon was held on Sunday.
Mary kedinin sütün hepsini içip içmediğini sordu.Mary asked if the cat had drunk all of the milk.
31 Martın ödeme tarihi olduğunu sana tekrar hatırlatayım.Let me remind you again that March 31st is the due date.
Erik Mart ayında çiçek açar.Plum blossoms come out in March.
Birlikte müzeye gittiği Mary değildi.It wasn't Mary that he went to the museum with.
Eve geldikten sonra markete gittim.I went to market after he came home.
O, çekirdekten yetişme bir marangozdur.He is a carpenter by trade.
O, Mart ayında okulu bitirdi.He finished school in March.
O, soğuk algınlığından dolayı maratona katılmaktan vazgeçti.He gave up taking part in the marathon on account of his cold.
O, Mary ile sık sık buluşur.He often dates Mary.
O, Mary için güzel bir daire buldu.He found a nice apartment for Mary.
O, maraton yarışında onun süresini ölçtü.He timed her in the marathon race.
Mary'nin hikayeyi ona anlatmasını diledi.He wished Mary had told him the story.
Mary'nin onu aldattığını sonunda fark etti.He finally realized that Mary had made a fool of him.
O, Mary ve Tom'un arasında oturuyordu.He was sitting between Mary and Tom.
Onun bu öğleden sonra Mary ile bir randevusu var.He has a date with Mary this afternoon.
O, Mary'yi görmeye gitti mi?Did he go to see Mary?
O, Mary'yi görmek için gitti mi?Did he go to see Mary?
O Mary'ye bir kart gönderdi.He sent a card to Mary.
O, Mary'ye sırılsıklam âşık.He's head over heels in love with Mary.
O, Mary'ye neden onun doğum günü için geç kaldığını açıkladı.He explained to Mary why he was late for her birthday party.
Yüzüğü Mary'nin parmağına taktı.He put the ring on Mary's finger.
Onlar Mary ile alay ettiler.They made fun of Mary.
Onlar Mary ile alay etti.They made fun of Mary.
O, Mary'den iki yıl daha yaşlı.He's two years older than Mary is.
O, tehlikeye maruz kaldı.He was exposed to danger.
Kendini sınıf arkadaşlarının alayına maruz bıraktı.He exposed himself to the ridicule of his classmates.
Ağır eleştiriye maruz kaldı.He was subjected to severe criticism.
Bilerek onu tehlikeye maruz bıraktı.He deliberately exposed her to danger.
Onun cinayet gizemlerine karşı marazi bir düşkünlüğü vardır.He has a morbid fondness for murder mysteries.
Birçok tehlikelere maruz kaldı.He was exposed to many dangers.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod