O iyi bir marangozdur.He is a good carpenter.
Mary'nin kendisiyle evlenmesini istedi, ve o kabul etti.He asked her to marry him, and she accepted.
Onlar kitapları güneşe maruz bıraktılar.They exposed the books to the sun.
Onlar Mary'ye her şeyi söyletti.They made Mary tell everything.
Düşmanın ateşine maruz bırakıldılar.They were exposed to the enemy's gunfire.
Onun Mary adında bir kızı var.She has a daughter whose name is Mary.
O, tereyağ yerine margarin sürdü.She substituted margarine for butter.
O, Mary kadar yaşlı değil.She's not as old as Mary.
O, Mary kadar yaşlı değildir.She's not as old as Mary.
Mary'den daha akıllı ama Mary kadar hoş değil.She's smarter than Mary, but she's not as pretty as Mary.
Onun güzelliği onu birçok tehlikeye maruz bıraktı.Her beauty exposed her to many dangers.
O, tam maraton koşabilir.She can run a full marathon.
O Mary'den onun küçük çocuğunu bulmasını rica etti.She asked Mary to find her little boy.
Ona Mary adı konuldu.She was baptized Mary.
Sınıf arkadaşlarından ikisini davet etti - Jane ve MaryShe invited two of her classmates - Jane and Mary.
O, taze sebze almak için markete gitti.She went to the market to buy fresh vegetables.
Cildini güneşe maruz bırakmadı.She didn't expose her skin to the sun.
Babam ve kız kardeşi marangozdur.My father and sister are carpenters.
Anne her gün markete gidiyor.Mother goes to market every day.
Mary dün gece bana balta verdi.Mary gave me the ax last night.
Görür görmez Mary'yi tanıdım.I recognized Mary the moment I saw her.
Öbür gün Mary'yi aramayı planlıyorum.I am planning to call on Mary the day after tomorrow.
Ben gece sisine maruz kaldığımdan soğuk aldım.I caught cold from exposure to the night fog.
O, 31 Mart, 1997 tarihine kadar geçerlidir.It's valid until March thirty-first, nineteen-ninety-seven.
Mary hariç kimse gelmedi.No one came except Mary.
Önümüzdeki Mart ayında dört yıl boyunca İngilizce eğitimi almış olacaksın.You will have studied English for four years next March.
Annem ve babam benim Mary ile evlenmemi onayladı.My parents approved of my marrying Mary.
Yemek pişirmeye gelince, hiç kimse Mary'ye eş değerde olamaz.When it comes to cooking, no one can equal Mary.
Maria Callas ünlü bir opera şarkıcısıydı.Maria Callas was a famous opera singer.
Sarah ve Marsha - Siz ikinizi hayal edebileceğinizden daha çok seviyorum.Sarah and Marsha - I love you both more than you can imagine.
Maryam terbiyelidir.Maryam is well behaved.
Ben Mart ayında ayrılıyorum.I'll be leaving in March.
Marta kadar burada soğuktu.It was cold here through March.
Mart boyunca hava soğuktu burada.It was cold here through March.
Marie annesine yardım ediyor.Marie is helping his mother.
Söylenti Mary'nin boşanmak istemesi.The story is that Mary wants a divorce.
Mary'nin boşanmak istediğini duydum.I've heard that Mary wants a divorce.
Mariko İngilizceyi güzel konuşur.Mariko speaks English well.
Mariko İngilizce konuşmada iyidir.Mariko is good at speaking English.
Mary ona ne söyleyeceğini şaşırdı.Mary is at a loss about what to say to him.
Mary ona ne söyleyeceğini bilmiyor.Mary doesn't know what to say to him.
Mary'nin ona ne söylemesi gerektiği hakkında bir ipucu yoktur.Mary doesn't have a clue about what she should say to him.
Mary'nin sınavı geçeceğini umuyorum.I hope that Mary passes the examination.
Mary içeri geldi.Mary came in.
Öğretmenin söylediği Mary'yi daha çok çalıştırdı.What the teacher said got Mary to study harder.
Öğretmenin söylediği Mary'yi daha çok çalışmaya teşvik etti.What the teacher said encouraged Mary to study harder.
Mars'ta da kediler vardır.There are cats on Mars, too.
Mary'nin bu kadar çabuk geleceğini beklemiyordum.I didn't expect that Mary would come so soon.
Hafif-kavrulmuş kahve markaları en popüler kalır.Light-roasted coffee brands remain the most popular.
Abbott Mary'yi öldürdü.Abbott killed Mary.
Aaron Mary tarafından soğukanlılıkla öldürüldü.Aaron was coldly killed by Mary.
Mary annesinin yemek pişirmesine yardımcı oldu.Mary helped her mother cook.
Mary Abbott'u öldürdü.Mary killed Abbott.
Mary'yi de davet etmek istedin mi?Did you want to invite Mary, as well?
Yarım saat sonra gidersek Mary onu yapabilir.Mary might be able to make it if we go half an hour later.
Her sabah market alışverişine giderim.I go grocery shopping every morning.
Sanırım Juan María'yı seviyor.I think that Juan likes María.
Ben bir martıyım.I am a seagull.
Marilyn Monroe, 33 yıl önce öldü.Marilyn Monroe died 33 years ago.
Marilyn Monroe 33 yıl önce öldü.Marilyn Monroe died 33 years ago.