Manzaralı Bir Oda, İngiliz yazar E. M. Forster'ın 1908 yılında yazdığı romanının adıdır.חדר עם נוף (באנגלית: A Room with a View) הוא רומן משנת 1908 שנכתב על ידי הסופר הבריטי א.מ. פורסטר.
Manzara sadece çam ağaçlarıyla sınırlı değildir.הצתה אינה מוגבלת למבנים עשויים עץ.
2010: İşletmelerin kapalı manzaraları eklendi.2010 г.: Налични са панорами за фирми на закрито.
Manzara çok etkileyiciydi.Сградата явно е била впечатляваща.
Hatta bir asma köprüye bile manzaram var."Също малко е прекомпонован мостика.
Golf oynamasanız bile bu manzarayı görmelisiniz.За други значения вижте Златна топка.
Karşılaştığı manzara ise tam anlamıyla dehşet vericidir.Панорамата, която се разкрива е поразителна.
Manzara ne kadar da güzel.Мястото е много красиво.
Çam ormanlarının hakim olduğu yaylanın temiz bir havası ve güzel manzarası vardır.Всеки, който отиде там, може да се наслади на чистия планински въздух и красивата гледка.
Bu haliyle mükemmel bir manzara sergilemektedir.В тази си поза представлява интересна гледка.
Bunlar pek heybetli bir manzara arzeder.No, to je samo površno gledanje.
Fransızcada Bellevue "güzel manzara" anlamına gelmektedir.Ime "Bellevue" je francuska riječ za "prekrasan pogled".
Hatta bir asma köprüye bile manzaram var."Na krmenom nadgrađu nalazi se i otvoreni zapovjedni most.
Manzara resimleri ile klasik harabeler ve küçük figürler üzerinde çalıştı.Slikao je lutke, svijećnjake i stare satove.
Genel manzaradaki çokluğa rağmen, Bruegel'in vurgusu emeklerin karşılığının bulunmadığıdır.Tijekom cijele karijere, iako izrazito visok, Bradley nije opravdao očekivanja.
Şehirli elbiseleri içindeki iki adam ve bir kadın manzarayı izlemektedir.Pokazuju se slike jednog muškarca i jedne žene kako šetaju po gradu.
Näsinneula, Tampere, Finlandiya'da bulunan bir gözlem kulesidir ve Näsijärvi gölü manzarasına sahiptir.Näsinneula je rozhľadňa vo Fínskom meste Tampere s výhľadom na jazero Näsijärvi.
Bu dönemki çalışmalarının çoğu natüralist ya da empresyonist çoğunluklu manzara resimleridir.K väčšine týchto pôvodných a okamžitých inštinktov nás nasmerovala Príroda.
Muhteşem manzarası vardır.Ponúka krásny výhľad.
İstanbul'dan hippi manzaraları çok doğru ve keyifli bir dil ile aktarılmış.Delphi má nasledujúce výhody Založený na dobre navrhnutom jazyku.
Plaka D, bir boğa katliamının manzarasıdır.Plošča D prikazuje sceno ubitega bika.
Bu dönemki çalışmalarının çoğu natüralist ya da empresyonist çoğunluklu manzara resimleridir.Večina njegovih del tistega obdobja je naturalističnih ali impresionističnih.
Ah bizim bayrak, ne muhteşem bir manzara!Slovi kot lepa izletniška in razgledna točka.
Lozan çarpıcı bir göl manzarasına sahiptir.Stoji na brežini s čudovitim razgledom na jezero.
Kıyı şeridi manzarası hemen hemen her yerde büyüleyici bir güzellik sunmaktadır.Izpred Triglavskega doma na Kredarici so razkošni razgledi skoraj na vse strani.
Aynı zamanda manzara tabloları da bulunmaktadır.Obstajajo tudi slikanice za odrasle.
Fakat orada hiç hoş bir manzarayla karşılaşır çünkü çocukları evliliklerinde mutsuzdur.Nors ji yra mylimas vaikas, jos tėvai nėra laimingi santuokoje.
Fransızcada Bellevue "güzel manzara" anlamına gelmektedir.Bellevue iš prancūzų k. išsiverčia kaip 'gražus vaizdas'.
Ah bizim bayrak, ne muhteşem bir manzara!Tai apžvalgos aikštelė, iš kurios atsiveria nuostabus vaizdas.
Doğası VE manzarası görülmeye değer muhteşem bir yerdir.Labai graži gamta ir vaizdingos vietos.
Bu haliyle mükemmel bir manzara sergilemektedir.Pilnai išsiskleidę jie suteikia nepakartojamą vaizdą.
Aynı zamanda manzara tabloları da bulunmaktadır.Dabar pažvelkime į paveikslus.
Manzara ve sağlıklı iklim, turistleri çeken bir unsurdur.Saulė ir švelnus klimatas traukia turistus.
Vigo - gece manzarası.Gišeravar „vakaro žvaigždė“.
Korkunç bir manzaraydı.See oli jube vaatepilt.
Hatta bir asma köprüye bile manzaram var."Pargis on muu hulgas Albu mõisa sild.
İlkbaharda görülmeye değer bir manzarası vardır.Eestis on Spiika hästi näha kevadel.
Norveç fiyordlarını ve çevresindeki manzaraları resmederek ünlü oldu.Ka õppisin ma tundma norralaste kolooniaid ja nende asendit.
Palance peyzaj ve manzara resimleri yapmayı severdi.Cheetale meeldis televiisorit ja pildiraamatuid vaadata.
19. yüzyıl ortalarında manzara resimlerine atfedilen çeşitli anlamlar var.les paysages avait des significances très spécifiques associés avec eux.
19. yüzyıl ortalarında manzara resimlerine atfedilen çeşitli anlamlar var.To je důležité, protože v polovině 19. století měla vyobrazení krajin určitý význam.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.2001년 2002년 사이의 겨울에 제가 아프가니스탄을 보았을 때 저는 다음과 같은 것을 보게되었 습니다.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Als ich quer durch Afghanistan wanderte, im Winter 2001-2002, sah ich Szenen wie diese.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Amikor Afganisztánban jártam 2001-2002 telén, ilyen jeleneteket láttam.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Când am mers prin Afganistan, în iarna dintre 2001-2002, asta este ceea ce am văzut.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Cuando anduve por Afganistán en el invierno del 2001-2002, vi escenas como esta.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Gdy przemierzałem Afganistan zimą 2001/2002 roku, widziałem takie sceny.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Když jsem procházel Afghánistánem v zimě 2001-2002, viděl jsem scény, jako je tato.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Keď som prechádzal Afganistanom v zime na prelome rokov 2001 a 2002, tak som videl scény ako sú tieto.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Khi tôi đặt chân tới Afghanistan vào mùa đông 2001 - 2002, tôi đã nhìn thấy những quang cảnh như thế này.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.När jag gick genom Afghanistan på vintern mellan 2001-2002, såg jag saker som detta.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Quand j'ai parcouru l'Afghanistan durant l'hiver 2001-2002, j'ai vu des scènes comme celle-là.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Quando percorri o Afeganistão, no inverno de 2001-2002, vi cenas como esta.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Saat saya berjalan melintasi Afganistan pada musim dingin 2001-2002, saya melihat pemandangan seperti ini.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Toen ik door Afghanistan liep in de winter van 2001-2002, zag ik taferelen als dit.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Όταν διέσχισα το Αφγανιστάν με τα πόδια το χειμώνα του 2001-2002, είδα σκηνές σαν αυτή.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Когато през зимата на 2001 - 2002 г. обикалях Афганистан, гледките на които се натъкнах бяха ето такива.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.Когда я гулял по Афганистану зимой 2001-2002 года, то, что я увидел - это сцены как эта.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.כשסיירתי באפגניסטן בחורף 2002-2001, ראיתי מראות כאלה.
2001-2002 kışında Afganistan boyunca yürürken, gördüğüm şeyler bu manzaralar gibiydi.عندما تجولت في أفغانستان في شتاء 2001-2002 مارأيته كان هذا ..