manevi ile cümle

manevi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Когда я посмотрел в свою тарелку, я увидел последнее куриное крылышко, это мой приёмный отец отдал мне своё.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Коли я поглянув на мою тарілку, я побачив останнє крильце, яке мій прийомний батько віддав мені.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.כשהסתכלתי בצלחת שלי, ראיתי את כנף העוף האחרון, שאב האומנה שלי נתן לי שלו.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.عندما نظرت إلى صحني رأيت آخر حبة من أجنحة الدجاج التي أعطاني إليها أبي بالتبني
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.當我得低頭望著我個碟嘅時候 我見到養父畀咗我最後一隻雞翼
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.鶏手羽肉が置いてありました 養父が自分のをくれたのです 僕はすごく嬉しかったです
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.A ambiguidade, para mim, é muito desconfortável na minha vida e eu sinto-a.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.A kétértelműség nekem nagyon kényelmetlen de mégis az élet része.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Ambiguitatea este, în opinia mea, foarte inconfortabilă pentru viaţa mea, şi este acolo.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Dan ambiguitasm, bagi saya, adalah sangat tidak nyaman dalam hidup saya, dan saya memilikinya.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.En ik vind dubbelzinnigheid erg onaagenaam in mijn leven, en ik heb het.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Et l'ambiguïté, pour moi, est très pénible dans ma vie, et j'y suis confrontée.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.I dwuznaczność jest dla mnie bardzo niewygodna w moim życiu, ja ją mam.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Mir ist bei dieser Uneindeutigkeit, dieser Unsicherheit sehr unwohl und trotzdem gibt es sie in meinem Leben.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Monikäsitteisyys on hyvin epämukavaa elämässäni, ja minulla on sitä.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik. O sürekli oradadır.E l'ambiguità per me è molto scomoda e c'è dell'ambiguità nella mia vita.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Y la ambigüedad, para mí, es muy incómoda en mi vida, y la tengo.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Και η ασάφεια, για μένα, είναι πολύ δυσάρεστη στην ζωή μου, αλλά την έχω.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.И неяснотата, за мен е много неудобна в живота ми, и аз я имам.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Неопределенность для меня - большое неудобство в моей жизни и я с ней сталкиваюсь.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.A to napriek akejkoľvek našej zatratenej viere, je to náboženská záležitosť, je to duchovná záležitosť.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.A to -- niezależnie od naszych nieszczęsnych przekonań -- jest kwestią religijną, kwestią duchową.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Dan hal ini -- apapun keyakinan kita -- adalah masalah agama, sebuah masalah spiritual.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.E isto — sejam quais forem as nossas pobres crenças — é um tema religioso, é um tema espiritual.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.En dit -- wat voor armzalige overtuigingen we ook mogen hebben -- is een religieuze, een spirituele zaak.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.E questo -- prescindendo dalle nostre misere convinzioni -- è religione, è una questione spirituale.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.És ez -- legyen akármi is a nyomorult hitünk -- vallási kérdés, spirituális kérdés!
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Esto, sin importar nuestras malditas creencias, es un asunto religioso, espiritual.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Et ceci est une question de religion - peut importe nos croyances - , une question de spiritualité.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.그리고 이것들은--우리의 초라한 믿음이 무엇이 되었던 간에-- 종교적 제재이며 영적인 제재입니다.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Și acestea -- oricare ar fi bietele noastre crezuri -- e o problemă religioasă, o problemă spirituală.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Κι αυτό -- όσο άθλια κι αν είναι τα πιστεύω μας -- είναι θρησκευτική υπόθεση, είναι θέμα πνευματικό.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.И тези... каквито и да са окаяните ни вярвания... са въпрос на религия, духовен въпрос.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Это - вопрос религиозный, независимо от наших исстрадавшихся верований. Это - вопрос духовный.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.וזה, יהיו אמונותינו האומללות אשר יהיו, הוא עניין דתי, עניין רוחני.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.وهذه -- مهما كانت اعتقاداتنا بائسة -- هي مسألة دينية ومسألة روحية.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.我々皆が関与すべき 重大な道徳上の問題なのです
Ve çoğu dinler için, dinin ve maneviyatın özünde,Y para la mayoría de las religiones,
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.Demoralizuje ją w dwojaki sposób.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.Demoralizují profesní činnost dvěma způsoby.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.Demoralizujú profesionálnu aktivitu v dvoch oblastiach.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.E demoralizzano l'attività professionale in due modi.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.E desmoralizam a atividade profissional em dois sentidos.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.En ze demoraliseren professionele activiteit op twee manieren.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.És a szakmai tevékenységet kétféle értelemben demoralizálják.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.Et elles démoralisent l'activité professionnelle de deux façons.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.Hal tersebut mendemoralisasi aktifitas profesional dalam dua hal.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.특히 이것은 두 가지 의미로 직업 활동의 사기를 저하시킵니다.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.Și demoralizează activitatea profesională în două sensuri.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.Und sie demoralisieren die berufliche Tätigkeit in zweierlei Hinsicht.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.Và nó sẽ phá hoại đạo đức nghề nghiệp theo 2 cách.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.Y desmoralizan la actividad profesional en dos sentidos.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.Την διαφθείρουν με δύο τρόπους.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.И они деморализуют профессиональную деятельность двояко.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.И те деморализират професионалната активност в две посоки.
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.על חוקים ותמריצים היא שהם מדכאים
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.وهي تحبط التصرفات المحترفة بصورتين ..
Ve profesyonel etkinliğin maneviyatını iki anlamda kırıyorlar.ダメにしてしまうのです まずは活動に従事する人を
Yani demek istedigim.. Manevi acidan, paha bicilemeyen seylerden birisi isteCe que je veux dire c'est que... c'est le genre de chose qui n'a pas de prix.
Yani demek istedigim.. Manevi acidan, paha bicilemeyen seylerden birisi isteChci tím říct, že tohle je jedna z těch věcí, která se nedá jen tak ocenit.

İlgili Sayfalar