"Olağanüstü idi." Normalde manevi bir tecrübe yaşadığımız zaman kullandığımız bir kelime."Úžasné!", slovo, které si obvykle vyhrazujeme pro něco skoro jako zázrak.
"Olağanüstü idi." Normalde manevi bir tecrübe yaşadığımız zaman kullandığımız bir kelime.Vraví, že to bolo vynikajúce, slovo, ktorým zvyčajne opisujeme náboženský zážitok.
Şimdi, bireylerin kendilerini örgütlemesi ve gerçekten derine neredeyse manevi bir seviyeye inmesi zamanıdır.지금은 개개인이 각자 알아서 짜맞추고 있고, 거의 영적인 수준이라고 말해도 될 정도로 정말 깊이 파고 들어가고 있어요.
Şimdi, bireylerin kendilerini örgütlemesi ve gerçekten derine neredeyse manevi bir seviyeye inmesi zamanıdır.עכשיו הוא שם של בשביל שהאנשים יארגנו את עצמם, כדי באמת לחפור עמוק, כמעט למה שתקראו רמה רוחנית.
Şimdi, bireylerin kendilerini örgütlemesi ve gerçekten derine neredeyse manevi bir seviyeye inmesi zamanıdır.الآن لأجل الأشخاص لكي ينظموا أنفسهم، وإلى حفر عميق حقا، وتقريبا إلى ما ستقوله المستوى الروحي.
Şimdi, bireylerin kendilerini örgütlemesi ve gerçekten derine neredeyse manevi bir seviyeye inmesi zamanıdır.自分自身を見直し、態度を改め、 身近に既存するものを有効利用することを学び、
Şu anda size ulusumuzun manevi liderini sunmanın onurunu paylaşıyorum.A. PHILLIP RANDOLPH : En ce moment, j'ai l'honneur de vous présenter le leader moral de notre Nation,
Şu anda size ulusumuzun manevi liderini sunmanın onurunu paylaşıyorum.A questo punto ho l'onore di presentarvi il leader morale della nostra nazione,
Şu anda size ulusumuzun manevi liderini sunmanın onurunu paylaşıyorum.Eigenlijk zijn we naar onze hoofdstad gekomen om gelijk te halen.
Şu anda size ulusumuzun manevi liderini sunmanın onurunu paylaşıyorum.In diesem moment habe ich die Ehre Ihnen den moralischen Führer unseres Staates vorzustellen
Şu anda size ulusumuzun manevi liderini sunmanın onurunu paylaşıyorum.지금 여기 저는 오늘 여러분께 이분을 소개하게 되어 영광입니다. 우리국가의 도덕적 지도자,
Şu anda size ulusumuzun manevi liderini sunmanın onurunu paylaşıyorum.Neste momento eu tenho a honra de apresenta-los o líder moral da nossa nação,
Sufi geleneğinin bu manevi ustaları,박사와 지도자들은
Sufi geleneğinin bu manevi ustaları,המורים הרוחניים האלו של המסורת הסופית,
Sufi geleneğinin bu manevi ustaları,هؤلاء المعلمون الروحانيون للتقاليد الصوفية ،
Sufi geleneğinin bu manevi ustaları,我々の預言者の教えを用い
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Amikor lenéztem a tányéromra, Láttam, az utolsó csirkeszárnyat amit a nevelő apám tett oda az övéről.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Când m-am uitat în farfurie, am văzut că tata mi-o dăduse pe a lui.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Cuando miré mi plato, vi la última alita de pollo, mi padre de acogida me había dado la suya.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Když jsem se podíval na svůj talíř, uviděl jsem poslední kuřecí křidélko, které mi můj pěstounský otec dal.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Keď som sa pozrel na svoj tanier, uvidel som to posledné kuracie krídelko, môj pestúnsky otec mi dal svoje.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Khi tôi nhìn xuống đĩa của tôi, tôi thấy miếng cánh gà cuối cùng mà cha nuôi đã cho tôi.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.그런데 제 접시를 보니 양아버지께서 자신의 것을 갖다놓으신 겁니다.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Quando abbassai gli occhi sul piatto, vidi l'ultima ala di pollo, il mio papà adottivo mi aveva dato la sua.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Quando olhei para o meu prato, vi a última asa de frango, o meu pai adotivo tinha-me dado a dele.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Toen ik naar mijn bord keek, zag ik dat mijn pleegvader mij de laatste kippenvleugel had gegeven.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Wtem na talerzu zobaczyłem ostatnie skrzydełko. To przybrany ojciec dał mi swoje.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Όταν κοίταξα το πιάτο μου... είδα την τελευταία φτερούγα που ο θετός μου πατέρας είχε αφήσει για μένα.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Като си погледнах чинията, видях последното крилце - приемният ми баща ми беше дал своето.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Когда я посмотрел в свою тарелку, я увидел последнее куриное крылышко, это мой приёмный отец отдал мне своё.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.Коли я поглянув на мою тарілку, я побачив останнє крильце, яке мій прийомний батько віддав мені.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.כשהסתכלתי בצלחת שלי, ראיתי את כנף העוף האחרון, שאב האומנה שלי נתן לי שלו.
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.عندما نظرت إلى صحني رأيت آخر حبة من أجنحة الدجاج التي أعطاني إليها أبي بالتبني
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.當我得低頭望著我個碟嘅時候 我見到養父畀咗我最後一隻雞翼
Tabağıma baktığımda manevi babamın kalan son kanadı bana verdiğini gördüm.鶏手羽肉が置いてありました 養父が自分のをくれたのです 僕はすごく嬉しかったです
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.A ambiguidade, para mim, é muito desconfortável na minha vida e eu sinto-a.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.A kétértelműség nekem nagyon kényelmetlen de mégis az élet része.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Ambiguitatea este, în opinia mea, foarte inconfortabilă pentru viaţa mea, şi este acolo.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Dan ambiguitasm, bagi saya, adalah sangat tidak nyaman dalam hidup saya, dan saya memilikinya.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.En ik vind dubbelzinnigheid erg onaagenaam in mijn leven, en ik heb het.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Et l'ambiguïté, pour moi, est très pénible dans ma vie, et j'y suis confrontée.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.I dwuznaczność jest dla mnie bardzo niewygodna w moim życiu, ja ją mam.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Mir ist bei dieser Uneindeutigkeit, dieser Unsicherheit sehr unwohl und trotzdem gibt es sie in meinem Leben.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Monikäsitteisyys on hyvin epämukavaa elämässäni, ja minulla on sitä.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik. O sürekli oradadır.E l'ambiguità per me è molto scomoda e c'è dell'ambiguità nella mia vita.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Y la ambigüedad, para mí, es muy incómoda en mi vida, y la tengo.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Και η ασάφεια, για μένα, είναι πολύ δυσάρεστη στην ζωή μου, αλλά την έχω.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.И неяснотата, за мен е много неудобна в живота ми, и аз я имам.
Ve belirsizlik, bana göre, hayatımda çok rahatsız edicidir, ve vardır. Manevi belirsizlik.Неопределенность для меня - большое неудобство в моей жизни и я с ней сталкиваюсь.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.A to napriek akejkoľvek našej zatratenej viere, je to náboženská záležitosť, je to duchovná záležitosť.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.A to -- niezależnie od naszych nieszczęsnych przekonań -- jest kwestią religijną, kwestią duchową.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Dan hal ini -- apapun keyakinan kita -- adalah masalah agama, sebuah masalah spiritual.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.E isto — sejam quais forem as nossas pobres crenças — é um tema religioso, é um tema espiritual.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.En dit -- wat voor armzalige overtuigingen we ook mogen hebben -- is een religieuze, een spirituele zaak.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.E questo -- prescindendo dalle nostre misere convinzioni -- è religione, è una questione spirituale.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.És ez -- legyen akármi is a nyomorult hitünk -- vallási kérdés, spirituális kérdés!
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Esto, sin importar nuestras malditas creencias, es un asunto religioso, espiritual.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Et ceci est une question de religion - peut importe nos croyances - , une question de spiritualité.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.그리고 이것들은--우리의 초라한 믿음이 무엇이 되었던 간에-- 종교적 제재이며 영적인 제재입니다.
Ve bunlar -- menfur inançlarımız ne olursa olsun -- bir dini meseledir, manevi bir meseledir.Și acestea -- oricare ar fi bietele noastre crezuri -- e o problemă religioasă, o problemă spirituală.