Manastırın mezarlığı da bugün bütünüyle kaybolmuştur.Wel werd de begraafplaats van het klooster volledig ontheiligd.
Bugün bu görkemli manastırdan sadece bir iki duvar kalmış.Tegenwoordig zijn van het klooster nog twee vleugels aanwezig.
Ciddi manada yaralanan Brunel, sağlığına kavuşmak için altı ayını harcadı.Vaughan overleed, na een drie maanden durend ziekbed, aan hartfalen.
Manastır, ana kiliseyi kapsıyordu.Het monument behield het grote kruis.
Kısa bir süre sonra tekrar manastıra döndü.Hij trok zich uiteindelijk in een klooster terug.
Müfred Kinayeler: Kasdedilen mana sadece bir tane ise.De onderstaande bibliografie is verre van volledig: Als een die dient...
Manastırda yazılan yazıtlardan en öne çıkanı 978 yılına ait bir İncildir.De oudste vermelding van Voorhout is een brief die stamt uit 988.
Manasatır şimdi Museo Nazionale di San Marco ya evsahipliği yapmaktadır.Nu hangt het in het Museo Nazionale di San Marco in Florence.
In situ, "yerinde" manasına gelen Latince bir deyiştir.De term 'in situ' is Latijn voor 'op zijn plek'.
Manastır 18. yüzyılda terk edildi.Het gehucht is in de 18e eeuw verlaten.
1960'ların sonlarında Cakarta'da 20, Surabaya'da 25 Yahudi kaldı; bir kısmı da Manado yaşıyordu.In 1969 waren er nog 20 Joden in Jakarta en in Surabaya 25.
Uğurlu nesne (Yom Taşı gibi) manasını da içerir.Een Pacharán (likeur) past er ook prima bij.
Pantokratoros Manastırı, Yunanistan'da bir manastır.Hun hoofdkwartier is een klooster in Japan.
Manavlar oturur.De mannen wachten.
Daha sonra Calonymus adasında bulunan kendi topraklarında manastır yaptırmıştır.Later heeft hij in Orthok een eigen klooster gesticht.
Kocasının ölümünden sonra, annesi tarafından kurulmuş Kecharitomene manastırına kapanmıştır.Na de dood van haar echtgenoot werd zij in een klooster in veiligheid gebracht.
Manastır'daki tutumu ilk günden beğenmemiştim.Het klooster mocht aanvankelijk nog niet zijn eigen prior kiezen.
Ahenkli ses çıkarmak manası vardır.Je hoort dan ook dondergeluid.
Tenasüp olması için mânaca alâkalı kelimeler arasında karşıtlık ilgisinin bulunmaması gerekir.Over verschil in smaak moet men geen ruzie maken.
İki manastır hizmetlisi manastırın dışında erzak getirmek için gelmişlerdir.De aanhangers stichtten eigen gebedsruimten buiten de kloosters.
17 yaşında Elite Model Management ajansı tarafından keşfedilmiştir.Helfer werd op 17-jarige leeftijd ontdekt door een talentscout van een modellenbureau.
Grup Prestige Management tarafından yönetilir.Het wordt onderhouden door de Object Management Group.
12. yüzyılda şehir refaha kavuştu, kiliseler, manastırlar ve evler inşa edildi.In de tweede helft van de 17e eeuw werden de hoektoren, de kerk en kloostergebouwen geconstrueerd.
1860'ta imzalanan Managua Antlaşması ile bölgede, Nikaragua'ya himayesinde bir yönetim kuruldu.In 1860 werd het gebied krachtens het Verdrag van Managua tussen Honduras en Nicaragua verdeeld.
Bu kilise bina henüz manastırken yanına ek olarak inşa edilmiştir.Deze kapel is er nog steeds en bevindt zich vlak bij de kloostergebouwen.
Manastırın kuruluşu ile ilgili bir de efsane vardır.Het ontbreekt aan zekerheden over de stichting van het klooster.
Bu manastır yine 1291 yılında açıldı.Deze molen werd al vermeld in 1291.
Sonraları burada bir manastır inşa edilmiştir.Op deze plaats ontstond later een klooster.
"Çörten" sözcüğü ağaçtan oluk manasına gelmektedir.Alleen het "wegdek" is van hout.
Suzi yanmış demektir, Allah yolunda yanmış manasındadır.Hetgeen verbrand wordt wordt geacht daarmee aan de god(en) te zijn gegeven.
İşletme Mühendisliği, İngilizcedeki Engineering Management kavramına karşılık gelmektedir.Deze werkwijze leunt aan bij de Engelse infusiemethode.
Bu tanrı İrlanda deniz tanrısı Manannan'la ilişkilendirilmektedir.Postać ta utożsamiana jest z iryjskim bogiem morza Manannanem.
Yetenek kullanmak için mana gereklidir.Aby ich używać, niezbędne są większe umiejętności.
Bu nedenle manastıra yeni katı kurallar getirdi.Wprowadził w klasztorze wyjątkowo surową regułę.
20 kadar manastır vardır.Działało ponadto 20 klasztorów.
Minogue, Şubat 2017'de BMG Rights Management ile yeni bir kayıt anlaşması imzaladı.W lutym 2017 roku Kylie podpisała nowy kontrakt z wytwórnią BMG Rights Management.
Efrosini, yaklaşık 823 yılına kadar hayatını manastırda geçirdi.Eufrozyna od 795 roku przebywała w klasztorze aż do około 823 roku.
Bu manastırın Kral Vukašin'in ikinci oğlu Andrijaš tarafından 1389 yılında yaptırıldığı bilinmektedir.Klasztor został ufundowany przez Andrijaša, drugiego syna króla Vukašina i wzniesiony w 1389.
Aksine Aziz Benedikt'in kuralları her manastırın bağımsız olduğunu kabul eder.Każdy klasztor benedyktynek sakramentek jest autonomiczny.
Mahalleye yerleşmeye gelen göçmenler uzaktan işaret ederek, "bir tane kom var" manasında "Kom bir" demişler.Stąd obojętnie skąd przyjeżdżano do wsi, to znajdowała ona się "na dole".
Manastırın iç cephesi ve çanları.Na wieży zegar i dzwony.
Geri kalan ömrünü bir Manastır'da tamamlamıştır.Resztę życia spędził w klasztorze.
Haftada bir kez manastır dışına yürüyüşe çıkarlar.Raz w tygodniu mnisi udają się razem na spacer.
Manastır'da 1979'da bu yana Manaki Kardeşler Film Festivali düzenlenmektedir.Odbywa się tu od 1979 roku Międzynarodowy Festiwal Operatorów Filmowych „Braci Manaki”.
Güneş, “Ateşkes belli haklarımızı kullanmamamız manasına gelmez” dedi.Powiedział: Niech USA nie wtykają nosa w nasze sprawy.
20 Aralık 1783 San Lorenzo de El Escorial Manastiri, İspanya).3 grudnia 1729 w Olot, zm. 20 grudnia 1783 w San Lorenzo de El Escorial) – hiszpański kompozytor.
Daha sonra 1100 veya 1102'de öldüğü bir manastıra kapanmıştır.Zmarł niedługo później w klasztorze w 1072.
1842'de (bazı kaynaklara göre 1731) manastır tekrar yandı ve yeniden yapıldı.W latach 1742 i 1831 świątynia była remontowana.
Mutoh, 1999'da yine finale kalsa da Manabu Nakanishi'ye yenildi.Przegrał także kolejny pojedynek w marcu, kiedy to wyliczył go Manabu Nakanishi.
"Past managers" (İngilizce).Past Governors (ang.).
6 Nisan 2018'de BMG Rights Management tarafından yayımlanacaktır.Został wydany 6 kwietnia 2018 roku przez wytwórnię BMG.
Komplosu başarısız kaldıktan sonra bu kişi hayatını kurtarmak için bir manastıra çekilerek keşiş olmuştu.Godząc się z tym losem została mniszką w tym klasztorze.
Centaur kelimesi şu mânâlara gelir: Centaur, bir grup küçük gezegen Centaur, mitoloji Centaur, bir yazı tipiGwiazdozbiór symbolizuje centaura – mitycznego pół człowieka, pół konia.
Bugün manastırda yaklaşık 50 rahip yaşamaktadır.W klasztorze mieszka dziś około 50 mnichów.
1931 - Nikaragua'nın başkenti Managua'daki depremde 2000 kişi öldü.1931 – Około 2 tys. osób zginęło w trzęsieniu ziemi, które nawiedziło stolicę Nikaragui, Managuę.
Manastır'daki tutumu ilk günden beğenmemiştim.Początki własności klasztoru lubiąskiego na Opolszczyźnie.
Onun bu hareketi, oğlu Manasseh döneminde geri alınmıştır.Po jego śmierci rządy objął jego syn Manasses.
Kitsune japoncada tilki manasına gelir.Kitsune – lisołaki zamieszkujące Japonię.
Doğumundan sonra terk edilmiş bir kız olan Milagros 18 yaşına kadar manastırda rahibelerle yaşar.Kiedy Milagros kończy osiemnaście lat jest zmuszona opuścić klasztor, w którym mieszka.
Boyunpınar'ın herhangi bir manası yok.Barwa pazurków jest bez znaczenia.