Ana içeriğe geç
Sözlük

manşet ile cümle

manşet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
2012 yılı sonunda , kadınlar hakkındaki başka bir tartışma manşetleri süslüyordu.Στο τέλος του 2012 ένας άλλος λόγος του Ερντογάν για τις γυναίκες έφτασε στα πρωτοσέλιδα.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Amikor a hit mandzsetta," mondta szitok: "Én mondom, úgy éreztem pontosan olyan, mint üti a karját.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Când l-am lovit manşetă lui", a spus înjurătură, "Eu vă spun, se simţea exact ca lovind un braţ.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Cuando me golpeó el puño", dijo Cuss, "Yo te digo, que se sentía exactamente como golpear a un brazo.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Když jsem se udeřil do manžety," řekl nadávat, "Řeknu vám, bylo to přesně tak, jak zasáhnout ramenem.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Keď som sa udrel do manžety," povedal nadávať, "Poviem vám, bolo to presne tak, ako zasiahnuť ramenom.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Ketika saya memukul manset," kata menyumpahi, "Aku berkata kepadamu, rasanya persis seperti memukul lengan.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Kiedy uderzył mankiet", powiedział Cuss, "Mówię ci, czułem się dokładnie tak jak uderzenie w ramię.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."내가 그의 커프스 버튼을 누르면,"악한은 내가 정확히 팔을 치는 느낌, 말 "이라고 말했다.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Ko sem udaril manšeta," je dejal CUSS, "Jaz vam povem, se mu je zdelo popolnoma enako kot hitting roko.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Kun osuin hänen ranneke," sanoi kirota, "Minä sanon teille, se tuntui samalta kuin lyödä käsi.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."När jag träffade hans manschetten", säger Cuss, "Jag säger dig, det kändes precis som att träffa en arm.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Quando eu bati o seu punho", disse Cuss, "Eu te digo, ele sentia exatamente como bater um braço.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Toen ik zijn manchet hit," zei Cuss, "Ik zeg je, het voelde net zoals het raken van een arm.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Όταν χτύπησα μανσέτα του", είπε cuss, "Σας λέω, αισθάνθηκε ακριβώς όπως το χτύπημα το ένα του χέρι.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Когато ударих си маншет", каза ругатня, "Аз ви казвам, се чувствах точно като удари с ръка.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Когда я ударил его манжетой," сказал парень ", я говорю вам, он чувствовал, так же, как удар рукой.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi."Коли я вдарив його манжетою," сказав хлопець ", я кажу вам, він відчував, так само, як удар рукою.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi.وقال "عندما كنت أضرب صفعة له" ، وقال لعنة "، أقول لكم ، انه يشعر تماما مثل ضرب ذراع.
"Ben onun manşet vurduğunda," Cuss tam bir kol vurmak gibi hissettim, size "dedi.と腕がなかった!腕のゴーストはなかった!"
Biz de Kony'i manşet yapacağız.Assim, estamos colocando o Kony na mídia internacional
Biz de Kony'i manşet yapacağız.Deci, ne face Kony world news
Biz de Kony'i manşet yapacağız.Het zou helemaal over het nieuws
Biz de Kony'i manşet yapacağız.Jadi kami membuat berita dunia Kony
Biz de Kony'i manşet yapacağız.Så gør vi Kony Verdensnyheder
Biz de Kony'i manşet yapacağız.Så vi gör Kony till en världsnyhet
Biz de Kony'i manşet yapacağız.Tehát Kony-t is világhírré tesszük.
Biz de Kony'i manşet yapacağız.Vì vậy, chúng tôi đang làm cho Kony tin thế giới
Biz de Kony'i manşet yapacağız.אז אנחנו הופכים את קוני לחדשות עולמיות
Biz de Kony'i manşet yapacağız.لذا نحن سنجعل كوني على رأس الأخبار
Biz de Kony'i manşet yapacağız.毎日のように見かけるプロパガンダのように、
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Ce ni s-a părut interesant a fost că titlurile ziarelor europene au avut o abordare diferită: au spus,
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Co ciekawe tytuły europejskich gazet miały inne podejście, brzmiały:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Det der var interessant for os var, at de europæiske overskrifter havde en anden vinkel: De sagde,
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Điều thú vị là những nhà báo châu Âu có một cách tiếp cận khác. Họ viết
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,E fu interessante scoprire che i loro colleghi europei adottarono un approccio differente. Dissero infatti:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Interessant voor ons was: de Europese krantenkoppen hadden een andere insteek. Zij schreven:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,흥미로운 것은, 유럽쪽 기자들은 다르게 표현했죠. 그들의 경우는
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Lo interesante, para nosotros, fue que los titulares europeos tenían una mirada diferente, decían:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,O mais curioso para nós foi que os cabeçalhos europeus usaram uma abordagem diferente. Eles disseram:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Számunkra nagyon érdekes volt, hogy az Európai főcím írók teljesen máshonnan nézték, és azt mondták:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Zaujalo nás, že európski novinári to poňali inak. Napísali:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Αυτο που βρηκαμε ενδιαφερον ηταν οτι οι αντιστοιχοι ευρωπαικοι τιτλοι, ηταν διαφορετικοι: ελεγαν
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Интересното за нас беше, че европейските автори на заглавие имат различен подход - те казваха:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,Интересно, что европейские журналисты восприняли это по-другому, там написали:
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,אני חושב שהכותרת בניו-יורק טיימס הייתה, "האם אתה עולה במשקל?
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,ما كان مثيراً بالنسبة لنا هو عناوين الصحف الأوروبية التي أخذت الأمر بصورة مختلفة، مثل،
Bize ilginç gelen ise Avrupalı manşet yazarlarıydı, onlar farklı bir tavır sergilediler, dediler ki,違った見方をしていたことで 彼らの見出しは 「友達が太り始めた?-それはあなたのせいかも」でした
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.In onze versnelde mediacultuur is verwoestijning gewoon te traag om de krantenkoppen te halen.
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.오늘날 가속화된 미디어 문화에서 주요 뉴스가 되기에는 사막화의 진행속도가 너무 느린 것일 수도 있죠.
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.La desertificación es, simplemente, demasiado lenta para alcanzar los titulares.
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.W naszej kulturze szybkich mediów pustynnienie jest zbyt powolne by nadawało się na nagłówki.
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.В нашата ускорена медийна култура, опустиняването просто е твърде бавно, за да достигне до заглавията.
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.בתרבות המדיה המואצת שלנו, מדבור הוא פשוט איטי מדי כדי להגיע לכותרות.
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.ففي حين أن ثقافتنا الإعلامية متسارعة يخطو التصحر خطو السلحفاة ليصل إلى العناوين الرئيسية
Bizim hareketli medyamızda çölleşmenin açıkcası manşetlere taşınması çok yavaş.砂漠化は、あまりも足が遅くて 記事にならないのです 津波やカトリーナの様な形でなく
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."만약 이런 일이 미국에 하룻밤 동안 일어났다면 뉴스위크 1면에 났을 거예요
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Als dit gebeurd één nacht in Amerika, dan staat het op de cover van Newsweek.
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Ha ez Amerikában történne meg csupán egyetlen éjszaka, a Newsweek címlapján lenne.
"Bu ABD'de bir gece olsa Newsweek'in manşetlerinde olurdu."Hvis der er sket en nat i USA, ville det være på forsiden af Newsweek.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod