Yerleşik halk ise kerpiç ve ahşap malzemeden yapılan evlerde kalıyordu.Οι πρώτοι κάτοικοι έμεναν σε πρόχειρες καλύβες κατασκευασμένες από ξύλα και καλάμια της λίμνης.
Yarıiletkenler bu tür malzemelerin tipik bir örneğidir.Οι ημιαγωγοί είναι ένα χαρακτηριστικό παράδειγμα των παραπάνω υλικών.
Yapı malzemesi olarak yine aynı malzemeler kullanıldı.Τα υπολείμματα χρησιμοποιήθηκαν ως οικοδομικά υλικά.
Varılan ateşkes anlaşması ile ülkeye insani yardım malzemelerinin ulaşması sağlanmıştır.Η κατάπαυση του πυρός δίνει τη δυνατότητα σε οργανώσεις αρωγής να παράσχουν ανθρωπιστική βοήθεια στη χώρα.
Prototip yapımı uygun olmayan malzeme kullanımından hüsranla sonuçlanmıştır.Η βοήθεια μέσω οπτικού υλικού αποθαρρύνεται.
Malzemeler hamurun üstüne serpilir.Τα συστατικά βράζονται σε κατσαρολάκι.
Depreme karşı çok başarılı bir yapı malzemesidir.Οι υλικές καταστροφές από τον σεισμό ήταν μεγάλης έκτασης.
Sağ kalanlar ve kurtarılabilinen malzeme, dağınık bir şekilde geri çekilmek zorunda kalmıştır.Το ποιος και το πώς θα συντηρούνταν στη ζωή με τα απαραίτητα εφόδια έμεινε χωρίς απάντηση.
Malzeme bilimi ataştırmacılardan çok fazla dikkat topladı.Η επιστήμη των υλικών συγκεντρώνει έντονο ερευνητικό ενδιαφέρον.
Uçuş için öncelikli olan malzemelerdendir.Αποτελεί κύριο μέρος της πατέντας τους στην πτήση.
Plastik malzemeden yapılırlar.Κατασκευή πυρίμαχων υλικών.
Eskimiş malzemeler ise geri gönderildi.Αρκετά αρχαία νομίσματα έχουν διασωθεί.
Çünkü ağaç ve balçık yaygın olarak kullanılan malzemelerdi.Θόλοι και στοές είχαν εκτεταμένη χρήση.
PVC'nin katı formu yapı sektöründe boru ve tesisat malzemeleri ile kapı ve pencere profilleri için kullanılır.Η δύσκαμπτη μορφή του PVC χρησιμοποιείται στην κατασκευή σωλήνων, σε πόρτες και παράθυρα.
Beşik malzemesi: Alaska Atabaskları beşik yaparlar.Πλεονεκτήματα – μειονεκτήματα των φυγόκεντρων αντλιών.
Ancak geminin yeni olması bütün sahne malzemelerinin sıfırdan hazırlanması gerektiği anlamına geliyordu.Ωστόσο, η καινοτομία του πλοίου σήμαινε ότι έπρεπε να κατασκευαστεί εξ ολοκλήρου από την αρχή.
Saksı günümüzde plastik, tahta, taş, bazen dönüşümlü malzemeden de üretilebilmektedir.Οι γλάστρες είναι πλέον συχνά κατασκευασμένες από πλαστικό, ξύλο, πέτρα, ή μερικές φορές βιοδιασπώμενο υλικό.
Malzemenin %50'sinden fazlası kayadır.Πάντως, για περιεκτικότητα μεγαλύτερη από 15% κ.β.
Camlar oldukça farklı tip malzemeden yapılabilir.Μπορούν να φτιαχτούν κουτάλια από διάφορα υλικά.
Fakat günümüzde pek çok farklı seramik malzeme endüstriyel ve yapısal ürün uygulamalarında kullanılmaktadır.Πολλά από αυτά παράγονται ακόμη και σήμερα, είτε από βιομηχανίες είτε από οικοτέχνες.
Romalılar da Mısır'dan Mısır tarzı yapılar kurmak için inşaat malzemesi ithal ettiler.Οι συντελεστές ταξίδεψαν μέχρι την Αίγυπτο για να συλλέξουν υλικό.
Çadır ve temel ihtiyaç malzemeleri getirilmelidir.Οι ατμομηχανές και τα βασικά μηχανήματα μπορούσαν να διασωθούν.
Bu organik tuz bir organosülfat malzemedir.Σημαίνει απλά ότι είναι ένα βιολογικά παραγόμενο δηλητήριο.
Kullanılan malzemeler de farklıdır.Τα υλικά κατασκευής επίσης διαφέρουν.
Malzeme bilimi malzemelerin atomik ölçekten makro ölçeğe kadar yapılarını inceler.Η επιστήμη των υλικών μελετά την δομή των υλικών από το ατομικό επίπεδο έως τις μακροσκοπικές διαστάσεις.
Makyaj malzemeleri almayı ve makyaj yapmayı çok seviyor.Της αρέσει να αγοράζει καινούρια πράγματα - κυρίως ρούχα.
DNA böylede biyolojik bilgi taşımak için değil, yapısal bir malzeme olarak kullanılır.DNA bruges således som et strukturelt materiale snarere end som en bærer af biologisk information.
Bu çatışma, malzeme eksikliği nedeniyle Kuşanların geri çekilmesiyle sonuçladı.Konflikten sluttede med, at kushanerne drog sig tilbage på grund af brist på proviant.
Malzemelerin bazıları taşların arasında gizlidir.En del af dem har dog en undermølle i sten.
Ürün: Boyut, biçim, renk, malzeme, paket, paket mesajları ve görsel kimlik.Produkt: størrelse, form, farve, materiale, emballage, emballagens budskaber og grafik.
Demir-çelik endüstrisinde bazı demir dışı malzemeler de kullanılmaktadır.Nogle ikke-jernholdige metaller bliver også brugt i jern- og stålindustrien.
Bunun nedeni malzemenin yorulmasıdır.Herefter kollapser hun af udmattelse.
Valio'nun ürünleri arasında Viola peyniri, pudralı malzemeler, tereyağı, yoğurt ve süt bulunur.Valio's mejeriprodukter inkluderer ost, pulver-ingredienser, smør, yoghurt og mælk.
Bu deney yapılana kadar bilim insanları genetik malzemenin proteinlerde kodlu olduğuna inanıyorlardı.Man havde indtil da troet, at den genetiske information blev båret af proteiner.
Sonuçta ikmal malzemeleri yetersizliği nedeniyle Alman karşı taarruzu başarısız oldu.Tyskland forsinkede, af indlysende årsager, levering af materiel.
Diğer malzemeler kıvama gelinceye kadar karıştırılır.Dejskallen kan bages, før de andre ingredienser tilsættes.
Sloganı "Daha İyi Malzeme.Sloganet er "More saving.
Bu malzeme yüksek sıcaklıklarda dayanıklı değildir.Midler med denne etiket må ikke udsættes for høje varmegrader.
Kumaşçılar Sınıfı (Caste of Clothiers): Elbiseler için malzeme üğreten sınıftır.Dresscode (engelsk: påklædningsregler) er de krav, der stilles til påklædningen.
Yerleşik halk ise kerpiç ve ahşap malzemeden yapılan evlerde kalıyordu.Fastboende evener boede i hytter af jord og træ.
Bu malzemenin minimum 200 yıllık ömrü olacağı hesaplandı.Missionen var planlagt til at vare mindst 200 dage.
Tüm malzemeyi karıştırıp kabın üzerini tekrar kapatın.Det hele vendes på pladen og bages videre med nudlerne nederst.
Üretilen malzemenin kalitesini etkileyen çok önemli bir unsurdur.Situationen er helt skæv, hvad angår kvaliteten af den mad, vi spiser.
Ana ticari maddeler yer fıstığı, ahşap malzemeler, palmiye yağı ve kauçuktur.Vigtige handelsprodukter er gummi, tømmer, palmemolie og palmekærner.
Kimya, malzeme bilimi, nanoteknoloji ve mühendislik dallarıyla ortak konulara da sahiptir.Faststoffysik overlapper kemi, materialevidenskab, nanoteknologi og ingeniørarbejde.
Yapımdan önce malzemeyi seçmek gerekir.Det blevet besluttet at modernisere kampvognen, inden produktionen blev startet.
Malzeme de Nazi politik polisi Gestapo tarafından sağlanıyordu.Grænsepolitiet var Gestapos uniformerede tjenestegren för polisiär gränskontroll.
Üstüne birçok malzeme konulabilir.Det kan bruges om flere stoffer.
Bu inşaat yapılırken çeşitli malzemeler kullanıldı.Til opførelsen af bygningen blev der iværksat en række forskellige indsamlinger.
Bileşik malzemeler iki ya da daha fazla mokroskopik evreden oluşan yapılanmış malzemelerdir.Kompositbuer er fremstillet af to eller flere forskellige materialer.
Ancak bu tür malzemelerin bulunamaması durumunda kullanılabilmektedir.Det bruges kun hvis andre materialer ikke kan bruges.
Diğer bir demir malzeme kaynağı da demir kumuydu.Råmaterialet til denne proces var cementstål.
Ayrıca ormancılık, kerestecilik, ağaç işleme, gıda ve yapı malzemeleri sanayi vardır.Der ud over er industrigrene skov-, bjergværks-, maskin-, træforædlings- og næringsmiddelindustri vigtige.
Bu seyahatin amacı çalıştığı müzeye etnografik malzemeler toplamaktı.Raasløff gav sine genstande til Nationalmuseets Etnografiske Samling.
Malzeme ve teçhizatı ise aynı şekilde çok fazlaydı.Både værktøj og materialer var lette at have med sig.
Depolanan savaş malzemeleri yok edildi ve bir sivil güvenlik görevlisi yaralandı.Under røveriet blev fabrikkens kasserer og en sikkerhedsvagt dræbt.
Romalılar da Mısır'dan Mısır tarzı yapılar kurmak için inşaat malzemesi ithal ettiler.Romerne importerte også byggematerialer fra Egypt for å reise bygningsverker i egyptisk stil.
Ürün: Boyut, biçim, renk, malzeme, paket, paket mesajları ve görsel kimlik.Produkt: størrelse, form, farge, materiale, pakning, pakningens budskap og grafikk.
Bu malzeme, kendi ağırlığının sekiz katına kadar su emebilir.Den drikker også inntil åtte ganger sin egen vekt med vann.
Ortak bir malzeme silikondur.Et vanlig materiale er silke.