‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Các nhà_buôn trên đất cũng vì nó khóc_lóc rầu_rĩ , vì không ai mua hàng_hóa mình nữa :
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Do tego i kupcy ziemscy płakać będą i narzekać nad niem, przeto iż towaru ich żaden więcej kupować nie będzie,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.E sobre ela choram e lamentam os mercadores da terra; porque ninguém compra mais as suas mercadorias:
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.In trgovci zemlje jokajo in žalujejo za njo, ker njih blaga ne kupuje nihče več:
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Ja maanpiirin kauppiaat itkevät ja surevat häntä, kun ei kukaan enää osta heidän tavaraansa,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.땅의 상고들이 그를 위하여 울고 애통하는 것은 다시 그 상품을 사는 자가 없음이라
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Negustorii pămîntului o plîng şi o jălesc, pentrucă nimeni nu le mai cumpără marfa:
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Och köpmännen på jorden gråta och sörja över henne, då nu ingen mer köper de varor som de frakta:
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Og Jordens Købmænd græde og sørge over hende, fordi ingen mere køber deres Ladning:
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Og kjøbmennene på jorden skal gråte og sørge over henne, fordi ingen mere kjøper deres skibsladninger,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Und die Kaufleute auf Erden werden weinen und Leid tragen über sie, weil ihre Ware niemand mehr kaufen wird,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık."Y los comerciantes de la tierra lloran y se lamentan por ella, porque ya nadie compra más su mercadería
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.Και οι εμποροι της γης κλαιουσι και πενθουσι δι' αυτην, διοτι ουδεις αγοραζει πλεον τας πραγματειας αυτων,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.И купцы земные восплачут и возрыдают о ней, потому что товаров их никто уже не покупает,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.І купці земні заплачуть, і засумують по нїй; товару бо їх нїхто вже не купить,
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.וסחרי הארץ בכים ומתאבלים עליה כי עתה לא יקנה עוד איש את משא אניותם׃
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.ويبكي تجار الارض وينوحون عليها لان بضائعهم لا يشتريها احد فيما بعد
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.地 上 的 客 商 也 都 為 他 哭 泣 悲 哀 、 因 為 沒 有 人 再 買 他 們 的 貨 物 了
‹‹Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık.地上 的 客商 也 都 為 他 哭泣 悲哀 、 因為沒 有 人 再 買 他 們的貨物了
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Áno, tak je; vyhladený je ten, ktorý bol povstal proti nám a ich ostatok strávil oheň.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›"De veras han sido destruidos nuestros adversarios, y el fuego ha devorado lo que quedó de ellos.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›dizendo: Na verdade são exterminados os nossos adversários, e o fogo consumiu o que deixaram.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›For vist, vore Fjender forgik, og Ild fortæred de sidste af dem.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›"Fürwahr, unser Widersacher ist verschwunden; und sein Übriggelassenes hat das Feuer verzehrt."
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›govoreč: Res, iztrebljeni so, ki so se vzpenjali zoper nas, in ogenj je požrl, kar je ostalo za njimi.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›»Ja, nu äro förvisso våra motståndare utrotade, och deras överflöd har elden förtärt.»
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Kẻ dấy lên cùng chúng tôi quả hẳn bị diệt, Và kẻ sót lại của chúng lửa đã thiêu đốt đi.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Kẻ dấy lên cùng chúng_tôi quả hẳn bị diệt , Và kẻ sót lại của chúng lửa đã thiêu_đốt đi .
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›우리의 대적이 끊어졌고 그 남은 것이 불사른 바 되었다 하느니라
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Sannelig, våre fiender er tilintetgjort, og ild har fortært deres overflod.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Segala milik orang jahat telah hancur binasa, dan api membakar habis apa yang masih tersisa
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›«Sì, certo è stata annientata la loro fortuna e il fuoco ne ha divorati gli avanzi!»
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›şi va zice: ,Iată pe protivnicii noştri nimiciţi! Iată-le bogăţiile arse de foc!`
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›`Totisesti, vastustajamme ovat hävinneet, ja mitä heistä jäi, kulutti tuli`.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Valósággal kigyomláltatott a mi ellenségünk, és az õ maradékjokat tûz emészti meg!
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Voilà nos adversaires anéantis! Voilà leurs richesses dévorées par le feu!
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Zvlášť když není vypléněno jmění naše, ostatky pak jejich sežral oheň.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Zwłaszcza, iż nie była wycięta majętność nasza, lecz ostatki ich ogieó pożarł.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Η μεν περιουσια ημων δεν ηφανισθη, το υπολοιπον ομως αυτων κατατρωγει πυρ.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›враг наш истреблен, а оставшееся после них пожрал огонь.
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›Не бяха ли погубени въстаналите против нас, И огън погълна останалите от тях?
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›אם לא נכחד קימנו ויתרם אכלה אש׃
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›ألم يبد مقاومونا وبقيتهم قد اكلها النار
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›說 、 那 起 來 攻 擊 我 們 的 、 果 然 被 剪 除 、 其 餘 的 都 被 火 燒 滅
‹Düşmanlarımız yok edildi, Malları yanıp kül oldu.›說 、 那 起 來攻擊 我 們 的 、 果然 被 剪除 、 其餘 的 都被 火燒滅
düşük kalite mallar üzerine yaptığımız bir önceki videodan sonra bir kavram karışıklığı sezdim .Eu percebo alguma confusão vinda do último vídeo então eu pensei que poderia fazer um outro
düşük kalite mallar üzerine yaptığımız bir önceki videodan sonra bir kavram karışıklığı sezdim .Ho sentito un po di confusione in reazione al video dei beni inferiori
düşük kalite mallar üzerine yaptığımız bir önceki videodan sonra bir kavram karışıklığı sezdim .열등재에 관한 저번 비디오에서 많은 혼란이 있는 것 같아서
düşük kalite mallar üzerine yaptığımız bir önceki videodan sonra bir kavram karışıklığı sezdim .Wyczułem u was wątpliwości odnośnie dóbr podrzędnych, więc oto kolejny odcinek.
düşük kalite mallar üzerine yaptığımız bir önceki videodan sonra bir kavram karışıklığı sezdim .Z minulého videa o normálních a méněcenných statcích jsem měl pocit určitého zmatení.
düşük kalite mallar üzerine yaptığımız bir önceki videodan sonra bir kavram karışıklığı sezdim .Усетих малко объркване от последния клип на тема малоценни стоки.
düşük kalite mallar üzerine yaptığımız bir önceki videodan sonra bir kavram karışıklığı sezdim .Я відчував збентеження, переглянувши нещодавнє відео про товари низької якості.
Düşünürseniz siz, satılan mallar maliyetinde kendinize yer buluyorsunuz.Bien, si lo piensan, ustedes encajan aquí en sus costos de bienes.
Düşünürseniz siz, satılan mallar maliyetinde kendinize yer buluyorsunuz.Jeśli dobrze się zastanowisz, oni wliczają cię do swoich kosztów sprzedawanych towarów.
Düşünürseniz siz, satılan mallar maliyetinde kendinize yer buluyorsunuz.따라서 여러분의 자리는 그 제조사의 제조 비용에 해당되겠죠
Düşünürseniz siz, satılan mallar maliyetinde kendinize yer buluyorsunuz.Ну, якщо ви дійсно подумаєте про це, Ваше місце було би тут, у їхній вартості товару.
Düşünürseniz siz, satılan mallar maliyetinde kendinize yer buluyorsunuz.لو تفكر بهذا، تجد أن مكانك هناك في تكاليف السلع.
Düşünürseniz siz, satılan mallar maliyetinde kendinize yer buluyorsunuz.そして自社の製造原価、販売費、一般管理費があり
‹‹Egemen RAB şöyle diyor: Onları dehşete düşürecek, mallarını yağmalayacak bir kalabalık salacağım üzerlerine.Also spricht der HERR HERR: Führe einen großen Haufen über sie herauf und gib sie zu Raub und Beute,
‹‹Egemen RAB şöyle diyor: Onları dehşete düşürecek, mallarını yağmalayacak bir kalabalık salacağım üzerlerine.Bo tak mówi panujący Pan: Przywiodę na nie wojsko, a poddam je na potłukanie i na łup;