Malesef, şüpheciler değişik yönlerden geliyor.Б.Г.: К сожалению, позиции скептиков очень сильно разнятся.
Malesef, şüpheciler değişik yönlerden geliyor.БҐ: На жаль, скептики бувають з різних таборів.
Malesef, şüpheciler değişik yönlerden geliyor.Е, за съжаление, скептиците са в различни лагери.
Malesef, şüpheciler değişik yönlerden geliyor.לרוע המזל, הספקנים מגיעים במחנות שונים
Malesef, şüpheciler değişik yönlerden geliyor.بيل: حسناً، لسوء الحظ، إن المتشككين يأتون من معسكرات مختلفة .
Malesef, şüpheciler değişik yönlerden geliyor.科学的な議論をしている人は僅かです
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Aku tak punya waktu sekarang, Aku harus menolak.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Bây giờ tôi không có thời gian, Tôi phải từ chối.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Ich habe gerade keine Zeit. Ich muss ablehnen.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Ich hab gerade keine Zeit. Ich muss ablehnen.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Ik heb nu geen tijd, ik moet weigeren.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Jeg har ikke tid lige nu, så jeg må melde fra.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Je n'ai pas le temps, là, maintenant, je dois refuser.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.지금 시간이 없어서요, 거절할게요
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Lúc này tôi chưa có thời gian, tôi phải từ chối.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Minulla ei ole aikaa juuri nyt, minun täytyy kieltäytyä.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.N-am timp acum. Trebuie să refuz.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Nem érek most rá, le kell tennem.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Nie mam teraz czasu.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Non ho tempo adesso. Devo rifiutare.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.No tengo tiempo ahora, tengo que declinar.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Právě teď nemám čas, musím odmítnout.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Δεν έχω χρόνο τώρα, γι' αυτό θα αρνηθώ.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.Нямам време сега. Трябва да затварям.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.У меня нет времени сейчас, Я должен снижаться.
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.,אין לי זמן כרגע .אני נאלץ לסרב
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.ليس لدي الوقت الآن يجب أن أقوم بالرفض
Şu an için zamanım yok, malesef reddetmek durumundayım.スウェーデンには 僕だけ 他は別の国にいる
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.Decían que el torosaurio debería mantenerse y eliminarse al triceratops, pero no ocurrirá.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.Det trodde att torosaurus skulle behållas och triceratops kastas ut, men det kommer aldrig hända.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.Họ nghĩ rằng Torosaurus nên được giữ lại còn Triceratops thì bị bỏ đi, nhưng điều đó sẽ không xảy ra đâu.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.그들은 토로사우루스를 고수하고 트리케라톱스는 버려져야 한다고 생각합니다. 그러나 그런 일은 일어나지 않을 것입니다.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.Mysleli si, že bychom si měli nechat Torosaura a zrušit Triceratopse, ale to se nestane.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.Mysleli si, že by sme mali ponechať Torosaura a zrušiť Triceratopsa, ale to sa nestane.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.Pensaram que Torossauro se devia manter e o Tricerátopo seria descartado, mas isso não vai acontecer.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.Pensavano che restasse il nome di Torosauro e non quello diTriceratopo, ma non accadrà.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.Se gândeau că Torosaurus ar trebui păstrat şi că Triceratops va dispărea, dar nu asta se va întâmpla.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.Sie fanden, Torosaurus sollte behalten werden und Triceratops verworfen, aber das wird nicht passieren.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.Uważali, że torozaur powinien zostać, a triceratops ma być odrzucony, ale tak się nie stanie.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.Ze dachten dat Torosaurus zou bewaard blijven en Triceratops eruit gegooid, maar dat zal niet gebeuren.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.Они думают, нужно сохранить торозавров и выбросить трицератопсов, но этого не случится.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.הם חשבו שטורוזאור צריך להשמר וטריצרטופס צריך להעלם אבל זה לא הולך לקרות.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.إعتقدوا أن توروسورس يجب ان تُحفظ وأن ترايسيراتوبس يجب القاءه بعيداً, لكن ذلك لن يحصُل.
Torosaurus isminin kalması, Triceratops'un kaldırılması gerektiğini düşündüler, fakat malesef bu olmayacak.しかしそうではありません (笑)
Ve bağış büroları, malesef ki, hedefin çalıştıkları ülkede bile olmayan insanlar olduğunu zannediyorlar.A niestety dla organizacji dobroczynnych odbiorcami są ludzie, których nawet nie ma w kraju, w którym pracują.
Ve bağış büroları, malesef ki, hedefin çalıştıkları ülkede bile olmayan insanlar olduğunu zannediyorlar.Din păcate, pentru agenții publicul-țintă sunt oamenii care nici nu sunt în țara unde ele activează.
Ve bağış büroları, malesef ki, hedefin çalıştıkları ülkede bile olmayan insanlar olduğunu zannediyorlar.불행하게도, 공여기관들한테는 본인들이 일하고 있는 나라에 거주하지도 않는 사람들이 바로 고객입니다.
Ve bağış büroları, malesef ki, hedefin çalıştıkları ülkede bile olmayan insanlar olduğunu zannediyorlar.Και δυστυχώς για τους δωρητές, οι πελάτες τείνουν να είναι άνθρωποι που δεν βρίσκονται καν στην ίδια χώρα.
Ve bağış büroları, malesef ki, hedefin çalıştıkları ülkede bile olmayan insanlar olduğunu zannediyorlar.ולאירגוני הסיוע, למרבה הצער, הקהל נוטה להיות אנשים שאפילו לא גרים באותה מדינה.
Ve bağış büroları, malesef ki, hedefin çalıştıkları ülkede bile olmayan insanlar olduğunu zannediyorlar.وللأسف, كانت شريحة المستهلكين بالنسبة للوكالات الطوعية عبارة عن أشخاص مختلفين عما سواهم
Ve bağış büroları, malesef ki, hedefin çalıştıkları ülkede bile olmayan insanlar olduğunu zannediyorlar.その顧客が同じ国にいるとは 限らないんですね 彼らは祖国にいる
Ve bağış büroları, malesef ki, hedefin çalıştıkları ülkede bile olmayan insanlar olduğunu zannediyorlar.對於捐贈機構嚟講,好不幸 佢地嘅客戶 並唔系佢地所幫助嘅國家嘅人
Ve malesef, benim ve sizin gibi faniler için, biz büyük ihtimalle onu çok iyi anlayamayacağız.A nanešťastie pre smrteľníkov, ako vy a ja, ho pravdepodobne nedokážeme veľmi dobre pochopiť.
Ve malesef, benim ve sizin gibi faniler için, biz büyük ihtimalle onu çok iyi anlayamayacağız.A naneštěstí pro smrtelníky jako jste vy nebo já, jej nedokážeme dost dobře pochopit.
Ve malesef, benim ve sizin gibi faniler için, biz büyük ihtimalle onu çok iyi anlayamayacağız.E, infelizmente, para meros mortais como vocês e eu, nós provavelmente não a conseguimos perceber muito bem.
Ve malesef, benim ve sizin gibi faniler için, biz büyük ihtimalle onu çok iyi anlayamayacağız.És sajnos, az egyszerű halandók, mint önök és én, mi valószínűleg nem érthetjük meg eléggé.
Ve malesef, benim ve sizin gibi faniler için, biz büyük ihtimalle onu çok iyi anlayamayacağız.Et malheureusement, pour des mortels comme vous et moi, nous ne pouvons pas très bien le comprendre.
Ve malesef, benim ve sizin gibi faniler için, biz büyük ihtimalle onu çok iyi anlayamayacağız.Helaas, voor stervelingen als jij en ik, kunnen we het waarschijnlijk niet erg goed begrijpen.
Ve malesef, benim ve sizin gibi faniler için, biz büyük ihtimalle onu çok iyi anlayamayacağız.I niestety, dla śmiertelników takich jak wy i ja, jest to prawdopodobnie trudne do zrozumienia.
Ve malesef, benim ve sizin gibi faniler için, biz büyük ihtimalle onu çok iyi anlayamayacağız.불행하게도, 저와 여러분 같은 인간들은 아마도 그걸 잘 이해할 수 없을 겁니다.