Ben çok ağır cezalara mahkum edilmiş çocukları temsil ediyorum.Reprezentowałem te dzieciaki, które skazywane były na bardzo surowe wyroki.
Ben çok ağır cezalara mahkum edilmiş çocukları temsil ediyorum.Tenho representado miúdos que foram condenados a cumprir sentenças muito duras.
Ben çok ağır cezalara mahkum edilmiş çocukları temsil ediyorum.Và tôi đã làm đại diện cho những đứa trẻ bị kết án rất nặng.
Ben çok ağır cezalara mahkum edilmiş çocukları temsil ediyorum.Zastupoval jsem děti, odsouzené k velice trvdým trestům.
Ben çok ağır cezalara mahkum edilmiş çocukları temsil ediyorum.Κι έχω εκπροσωπήσει αυτά τα παιδιά που έχουν καταδικαστεί να εκτίσουν αυτές τις πολύ σκληρές ποινές.
Ben çok ağır cezalara mahkum edilmiş çocukları temsil ediyorum.Представлявал съм тези деца, осъдени с много тежки присъди.
Ben çok ağır cezalara mahkum edilmiş çocukları temsil ediyorum.Я представляю права детей, осуждённых на ужасные сроки.
Ben çok ağır cezalara mahkum edilmiş çocukları temsil ediyorum.ייצגתי את הילדים האלו שנידונו לרצות את גזרי הדין המאוד נוקשים האלו.
Ben çok ağır cezalara mahkum edilmiş çocukları temsil ediyorum.وكنت أترافع عن أولئك الأطفال الذين حُكم عليهم بأحكام قاسيةٍ جداً.
Ben çok ağır cezalara mahkum edilmiş çocukları temsil ediyorum.子供たちを弁護してきました この日も牢屋で 13か14才の依頼人に会いました
Bill ise indirimli 1 yıl cezaya mahkum olacak.Bill bude mít snížený rozsudek o 1 rok za spolupráci.
Bill ise indirimli 1 yıl cezaya mahkum olacak.Bill dostanie zmniejszoną karę jednego roku za współpracę.
Bill ise indirimli 1 yıl cezaya mahkum olacak.Bill krijgt een verminderde straf van 1 jaar voor het meewerken.
Bill ise indirimli 1 yıl cezaya mahkum olacak.Bill otterrà una pena ridotta di 1 anno per aver collaborato.
Bill ise indirimli 1 yıl cezaya mahkum olacak.Bill terá a sentença reduzida a 1 ano por cooperar.
Bill ise indirimli 1 yıl cezaya mahkum olacak.וביל הולך לקבל ענישה מופחתת בשנה באחת עבור שיתוף הפעולה.
Bill seni satarsa, tam 10 yıl ceza alacaksın ve Bill ise sadece 1 yıla mahkum olacak.וביל מפליל אותך, אז אתה תקבל 10 שנים בכלא וביל יקבל רק שנה אחת בכלא".
Bill seni satarsa, tam 10 yıl ceza alacaksın ve Bill ise sadece 1 yıla mahkum olacak.و (بيل) دبّس عليك، سيكون عليك قضاء عشر سنين في السجن بينما خويّك (بيل) سيقضي سنة واحدة فقط".
Bir astronot, bilim adamı, eski bir mahkum, ve dünyayı kurtarmak için her şeye sahipsiniz.Ai astronautul, omul de știință, fostul prizonier, și ei toți au ceva de făcut pentru a slava lumea.
Bir astronot, bilim adamı, eski bir mahkum, ve dünyayı kurtarmak için her şeye sahipsiniz.Astronauta, naukowiec, eks-skazaniec: wszyscy muszą coś zrobić, żeby uratować świat.
Bir astronot, bilim adamı, eski bir mahkum, ve dünyayı kurtarmak için her şeye sahipsiniz.Il y a l'astronaute, le scientifique, l'ancien prisonnier, chacun a sa mission pour sauver le monde.
Bir astronot, bilim adamı, eski bir mahkum, ve dünyayı kurtarmak için her şeye sahipsiniz.Je hebt de astronaut, de wetenschapper, de ex-gevangene, en ze moeten tesamen de wereld redden.
Bir astronot, bilim adamı, eski bir mahkum, ve dünyayı kurtarmak için her şeye sahipsiniz.우주비행사에, 과학자에, 전과자가 있고, 각자 세계를 구하는 데 일조하죠.
Bir astronot, bilim adamı, eski bir mahkum, ve dünyayı kurtarmak için her şeye sahipsiniz.Sie haben den Astronauten, den Wissenschaftler, den Ex-Sträfling und nur zusammen können sie die Welt retten.
Bir astronot, bilim adamı, eski bir mahkum, ve dünyayı kurtarmak için her şeye sahipsiniz.Tienen el astronauta, el científico, el ex-convicto, todos tienen algo que hacer para salvar al mundo.
Bir astronot, bilim adamı, eski bir mahkum, ve dünyayı kurtarmak için her şeye sahipsiniz.Van az asztronauta, a tudós, és az ex-elítélt, és mindnek akad valami dolga a világ megmentésével.
Bir astronot, bilim adamı, eski bir mahkum, ve dünyayı kurtarmak için her şeye sahipsiniz.Есть астронавт, учёный, бывший заключённый — и все они работают ради спасения мира.
Bir astronot, bilim adamı, eski bir mahkum, ve dünyayı kurtarmak için her şeye sahipsiniz.Има астронавт, учен, бивш затворник и всички могат да направят по нещо, за да спасят света.
Bir astronot, bilim adamı, eski bir mahkum, ve dünyayı kurtarmak için her şeye sahipsiniz.יש לכם את האסטרונאוט, המדען, האסיר המשוחרר, וכולם יש חלק בהצלת העולם.
Bir astronot, bilim adamı, eski bir mahkum, ve dünyayı kurtarmak için her şeye sahipsiniz.لديك رائد الفضاء، العالم، صاحب السوابق، وعليهم جميعا العمل لإنقاذ العالم،
Bir astronot, bilim adamı, eski bir mahkum, ve dünyayı kurtarmak için her şeye sahipsiniz.世界を救う役割を担うというやつです (笑)
Bir çukura götürülüp başının arkasından vurulmayı bekleyen bir mahkumun tavrıdır bu.Aceasta este atitudinea de un prizonier care asteapta sa fie scoase la un şanţ şi de a fi împuşcat în cap.
Bir çukura götürülüp başının arkasından vurulmayı bekleyen bir mahkumun tavrıdır bu.Det är samma attityd som hos en fånge som väntar på att tas ut till ett dike och bli skjuten i bakhuvudet.
Bir çukura götürülüp başının arkasından vurulmayı bekleyen bir mahkumun tavrıdır bu.É a atitude de um prisioneiro que esta esperando para ser levado a uma trincheira para levar um tiro na nuca.
Bir çukura götürülüp başının arkasından vurulmayı bekleyen bir mahkumun tavrıdır bu.E' l'abitudine di un prigioniero in cella che aspetta di essere giustiziato a morte.
Bir çukura götürülüp başının arkasından vurulmayı bekleyen bir mahkumun tavrıdır bu.Es ist die Einstellung eines Gefangenen, der nur auf seine eigene Exekution durch Genickschuß wartet.
Bir çukura götürülüp başının arkasından vurulmayı bekleyen bir mahkumun tavrıdır bu.Es la actitud de un preso que está esperando que lo saquen a una zanja y le disparen en la nuca.
Bir çukura götürülüp başının arkasından vurulmayı bekleyen bir mahkumun tavrıdır bu.Je to postoj vězně, který čeká na to, až ho odvedou k příkopu a střelí zezadu do hlavy.
Bir çukura götürülüp başının arkasından vurulmayı bekleyen bir mahkumun tavrıdır bu. Şansımız nedir?C'est l'attitude du prisonnier qui attend d'être sorti du fossé pour qu'on lui tire une balle dans la tête.
Bir çukura götürülüp başının arkasından vurulmayı bekleyen bir mahkumun tavrıdır bu.Se on vangin asenne, joka odottaa tulevansa ammutuksi takaraivoon.
Bir çukura götürülüp başının arkasından vurulmayı bekleyen bir mahkumun tavrıdır bu.Είναι σαν την στάση ενός καταδικασμένου που περιμένει να το εκτελέσουν.
Bir çukura götürülüp başının arkasından vurulmayı bekleyen bir mahkumun tavrıdır bu.هذا تصرف سجين يريد أن يتم سحبه للخندق وإطلاق النار على مؤخرة رأسه.
Bir katil olduğunuzu varsayalım. Cinayetten mahkum oldunuz ve ölüm hücresine gönderildiniz.De exemplu, să presupunem că ai fi un criminal şi ai fi acuzat de omor, şi ai fi condamnat la moarte.
Bir katil olduğunuzu varsayalım. Cinayetten mahkum oldunuz ve ölüm hücresine gönderildiniz.Diciamo ad esempio che siete un assassino condannato per omicidio, e vi spediscono nel braccio della morte.
Bir katil olduğunuzu varsayalım. Cinayetten mahkum oldunuz ve ölüm hücresine gönderildiniz.Digamos que eres un asesino, encarcelado por asesinato y condenado a pena de muerte.
Bir katil olduğunuzu varsayalım. Cinayetten mahkum oldunuz ve ölüm hücresine gönderildiniz.Laten we zeggen dat je een moordenaar bent en je bent veroordeeld voor moord, en je zit in de dodencel.
Bir katil olduğunuzu varsayalım. Cinayetten mahkum oldunuz ve ölüm hücresine gönderildiniz.Nehmen wir einmal an, Sie wären ein Mörder, und Sie wären deswegen zum Tode verurteilt worden.
Bir katil olduğunuzu varsayalım. Cinayetten mahkum oldunuz ve ölüm hücresine gönderildiniz.Prenons par exemple un meurtrier accusé d'un meurtre et envoyé dans le couloir de la mort.
Bir katil olduğunuzu varsayalım. Cinayetten mahkum oldunuz ve ölüm hücresine gönderildiniz.Řekněme, že byste byli vrahy a byl byste obviněni z vraždy a poslali by vás do cely smrti.
Bir katil olduğunuzu varsayalım. Cinayetten mahkum oldunuz ve ölüm hücresine gönderildiniz.Vamos pensar num assassino, condenado por homicídio e enviado para o corredor da morte.
Bir katil olduğunuzu varsayalım. Cinayetten mahkum oldunuz ve ölüm hücresine gönderildiniz.Vegyünk egy gyilkost, akit elítélnek gyilkosságért, és a siralomházba küldenek.
Bir katil olduğunuzu varsayalım. Cinayetten mahkum oldunuz ve ölüm hücresine gönderildiniz.Ας πούμε πως είστε δολοφόνος, έχετε καταδικαστεί για φόνο και περιμένετε την εκτέλεσή σας.
Bir katil olduğunuzu varsayalım. Cinayetten mahkum oldunuz ve ölüm hücresine gönderildiniz.Да предположим че сте убиец осъдени сте за убийство и сте изпратени на смъртно наказание.
Bir katil olduğunuzu varsayalım. Cinayetten mahkum oldunuz ve ölüm hücresine gönderildiniz.Скажем, вы убийца, вас признали виновным в убийстве и отправили в камеру смертников.
Bir korkunun sonucudur bu mahkumiyetler.Het is enn consequentie van angst
Birleşik Devletler, 13 yasındaki çocukları müebbet hapse mahkum eden dünyadaki tek ülke.13살 밖에 안되는 어린애를 종신징역에 처하는 나라는 전세계에서 미국밖에 없습니다
Birleşik Devletler, 13 yasındaki çocukları müebbet hapse mahkum eden dünyadaki tek ülke.Die USA sind das einzige Land in der Welt, das dreizehnjährige Kinder zum Tod im Gefängnis verurteilt.
Birleşik Devletler, 13 yasındaki çocukları müebbet hapse mahkum eden dünyadaki tek ülke.EEUU es el único país del mundo donde se sentencia a niños de 13 años a morir en prisión.
Birleşik Devletler, 13 yasındaki çocukları müebbet hapse mahkum eden dünyadaki tek ülke.Gli Stati Uniti sono l'unico paese al mondo dove condanniamo un bambino di 13 anni a morire in prigione.
Birleşik Devletler, 13 yasındaki çocukları müebbet hapse mahkum eden dünyadaki tek ülke.Les États-Unis sont le seul pays dans le monde où nous condamnons des enfants de 13 ans à mourir en prison.