Mahkemede sözümün geçtiğini bilerek Öksüze el kaldırdımsa,Si j`ai levé la main contre l`orphelin, Parce que je me sentais un appui dans les juges;
Mahkemede sözümün geçtiğini bilerek Öksüze el kaldırdımsa,αν εσηκωσα την χειρα μου κατα του ορφανου, βλεπων οτι υπερισχυον εν τη πυλη,
Mahkemede sözümün geçtiğini bilerek Öksüze el kaldırdımsa,Ако съм подигнал ръка против сирачето, Като виждах, че имам помощ в портата;
Mahkemede sözümün geçtiğini bilerek Öksüze el kaldırdımsa,Если я поднимал руку мою на сироту, когда видел помощь себе у ворот,
Mahkemede sözümün geçtiğini bilerek Öksüze el kaldırdımsa,אם הניפותי על יתום ידי כי אראה בשער עזרתי׃
Mahkemede sözümün geçtiğini bilerek Öksüze el kaldırdımsa,ان كنت قد هززت يدي على اليتيم لما رأيت عوني في الباب
Mahkemede sözümün geçtiğini bilerek Öksüze el kaldırdımsa,我 若 在 城 門 口 見 有 幫 助 我 的 、 舉 手 攻 擊 孤 兒
Mahkemede sözümün geçtiğini bilerek Öksüze el kaldırdımsa,我 若在 城門 口見 有 幫助 我 的 、 舉手 攻擊孤兒
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.재판 중에 5명의 소년들은 모두 잘 보였다고 했죠.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.A fiatalok tanúsították a tárgyaláson, hogy jól láttak.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Alla tonåringar vittnade under rättegången om att de kunde se mycket tydligt.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Alle Teenager hatten während der Verhandlung ausgesagt, sie hätten sehr gut sehen können.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Alle tieners getuigden tijdens het proces dat ze heel goed konden zien.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Każdy z nastolatków zeznał w procesie, że widzieli wszystko bardzo dobrze.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Tất cả những đứa trẻ thiếu niên đã khai trong suốt phiên tòa rằng chúng có thể nhìn thấy rất rõ.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Todos los adolescentes declararon durante el juicio que podían ver muy bien.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Todos os adolescentes testemunharam durante o julgamento que conseguiam ver muito bem.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Toți adolescenții au depus mărturie în timpul procesului că au putut vedea bine.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Tous les adolescents ont témoigné pendant le procès qu'ils voyaient très bien.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Tutti i ragazzi durante il processo testimoniarono che riuscivano a vedere benissimo.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Všichni mladíci svědčící u soudu potvrdili, že vše viděli velmi dobře.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.Όλοι οι έφηβοι κατέθεσαν κατά τη διάρκεια της δίκης ότι μπορούσαν να δουν πολύ καλά.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.На суде все подростки утверждали, что всё прекрасно разглядели.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.ובמשפט, הנערים העידו שהם ראו הכל היטב.
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.كل المراهقين الذين شهدوا خلال المحاكمه كانوا يمكنهم الرؤيه بشكل جيد
Mahkemede tüm gençler gayet iyi görebildiklerini ifade etmişler.少年たちも全員がよく見えたと裁判で証言をしています しかしこの事件が起こったのは
Neyse, mahkemede altı gencin tümü, fotoğraf dizisinden kimlik tespitinde bulunup şahitlik ettiler.실제 재판에서 6명의 10대 아이들이 모두 증언했고 사진 목록에서 지목되었던
Neyse, mahkemede altı gencin tümü, fotoğraf dizisinden kimlik tespitinde bulunup şahitlik ettiler.6人の目撃者の少年全員が 写真を指差して 証言をしました
Neyse, mahkemede altı gencin tümü, fotoğraf dizisinden kimlik tespitinde bulunup şahitlik ettiler.los seis adolescentes declararon: e indicaron las identificaciones en la serie de fotos.
Neyse, mahkemede altı gencin tümü, fotoğraf dizisinden kimlik tespitinde bulunup şahitlik ettiler.Tehát a tárgyaláson mind a hat fiatal tanúskodott, és ugyanazt a személyt azonosították, akit korábban.
Neyse, mahkemede altı gencin tümü, fotoğraf dizisinden kimlik tespitinde bulunup şahitlik ettiler.Tijdens het proces getuigden de zes tieners en bevestigden de identificaties die ze maakten in de fotoreeks.
Neyse, mahkemede altı gencin tümü, fotoğraf dizisinden kimlik tespitinde bulunup şahitlik ettiler.В ходе судебного разбирательства все шестеро подростков дали показания, опознав подозреваемого по фотографии.
Neyse, mahkemede altı gencin tümü, fotoğraf dizisinden kimlik tespitinde bulunup şahitlik ettiler.במשפט עצמו העידו כל ששת הנערים, והם חזרו שוב על הזיהוי שלהם בסדרת הצילומים.
Neyse, mahkemede altı gencin tümü, fotoğraf dizisinden kimlik tespitinde bulunup şahitlik ettiler.وفي المحاكمة، شهد جميع المراهقين الستة، بتحديد الصور نفسها
Ödeme konusunda işvereniniz ile anlaşamazsanız konunun mahkemede çözülmesi gerekir.Jos et pysty sopimaan palkanmaksusta työnantajan kanssa, asia täytyy ratkaista tuomioistuimessa.
Ödeme konusunda işvereniniz ile anlaşamazsanız konunun mahkemede çözülmesi gerekir.Om du inte kan komma överens om löneutbetalningen med din arbetsgivare måste ärendet avgöras i domstol.
Ödeme konusunda işvereniniz ile anlaşamazsanız konunun mahkemede çözülmesi gerekir.Si no puede acordar el pago del salario con el empleador, el problema podrá solucionarse en un juicio.
Ödeme konusunda işvereniniz ile anlaşamazsanız konunun mahkemede çözülmesi gerekir.Si vous n’avez pas pu convenir de votre paie avec l’employeur, l’affaire devra être réglée au tribunal.
Ödeme konusunda işvereniniz ile anlaşamazsanız konunun mahkemede çözülmesi gerekir.إذا لم تكن قادراً على الاتفاق بشأن دفع الراتب مع رب العمل، فيتوجب حل القضية من خلال المحكمة.
Ödeme konusunda işvereniniz ile anlaşamazsanız konunun mahkemede çözülmesi gerekir.如果您无法就工资与用人单位达成一致,可要求法院裁决。这是解决问题的最终手段。
Şimdi dikkat. ilginç bir şey geliyor: Ama önce size Yüksek Mahkemeden bahsetmem lazım.A teď pozor, přijde něco zajímavého - i když nejdřív bych vám měl říct, jak to dopadlo u Nejvyššího soudu.
Şimdi dikkat. ilginç bir şey geliyor: Ama önce size Yüksek Mahkemeden bahsetmem lazım.Remarquez quelque chose d'intéressant... mais je vais vous parler de la cour suprême d'abord.
Şimdi dikkat. ilginç bir şey geliyor: Ama önce size Yüksek Mahkemeden bahsetmem lazım.Zwróćcie uwagę na coś interesującego -- ale najpierw powiem o Sądzie Najwyższym.
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.A odohnal ich od súdišťa.
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.E expulsou-os do tribunal.
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.E li fece cacciare dal tribunale
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.És elûzé õket a törvényszék elõl.
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.Et il les renvoya du tribunal.
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.Hij joeg hen de rechtszaal uit.
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.In odžene jih od sodišča.
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.I odegnał je od sądowej stolicy.
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.I odehnal je od soudné stolice.
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.Ja hän ajoi heidät pois tuomioistuimen edestä.
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.저희를 재판 자리에서 쫓아내니
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.Lalu Galio mengusir mereka ke luar
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.Người bèn đuổi chúng ra khỏi tòa án.
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.Người bèn đuổi chúng ra khỏi tòa_án .
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.Och så visade han bort dem från domstolen.
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.Og han drev dem bort fra Domstolen.
Sonra Gallio onları mahkemeden kovdu.Og han drev dem bort fra domstolen.