Ana içeriğe geç
Sözlük

maddi ile cümle

maddi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.A donde vamos -- esta unión, esta convergencia entre lo atómico y digital.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.C'est où nous allons -- cette union, cette convergence entre l'atome et le digital.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.Das ist wo wir hingehen - Diese Einheit, die Konvergenz des Atomaren und des Digitalen.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.Dat is waar we heen gaan - deze vereniging, deze convergentie van het atomaire en het digitale.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.Det är ditåt vi är på väg -- denna förbindelse eller sammanfallande av det atomära och det digitala.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.Ez az, ahová tartunk - egyfajta unióba, az atomi és a digitális világ konvergenciája fele.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.원자와 디지털의 결합, 융합이죠.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.Questo è dove stiamo andando -- questa unione, questa convergenza degli atomi e del digitale.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.Spre asta ne îndreptăm - această uniune, această convergență dintre atomic și digital.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.To do czego zmierzamy, to ta unia, ta konwergencja struktur atomowych i cyfrowych.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.Εκεί θα πάμε-- αυτή η ένωση, αυτή η σύγκλιση του ατομικού και του ψηφιακού.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.Натам отиваме -- този съюз, това сближаване на атомното и цифровото.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.Это то, куда мы движемся — к союзу, проникновению материального и цифрового.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.האיחוד הזה, ההתלכדות של האטומי והדיגיטלי
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.هذا الإتحاد، هذا التقارب بين الذرية والرقمية.
Gittiğimiz yer bu -- bu birlik, maddi ve dijital olanın bu kavuşması.その結果として例えば
Gördüğümüz mekanın yalınlığı, Paris'in maddiyatçılığından ve sofistikeliğinden oldukça uzak.Něco na té jednoduchosti prostoru je, něco co je odlišné od materialismu a sofistikovanosti Paříže.
Gördüğümüz mekanın yalınlığı, Paris'in maddiyatçılığından ve sofistikeliğinden oldukça uzak.Oraz jest tutaj coś z prostoty przestrzeni, która jest tak różna od materializmu i wyrafinowania Paryża.
Gördüğümüz mekanın yalınlığı, Paris'in maddiyatçılığından ve sofistikeliğinden oldukça uzak.У цьому просторі відчувається простота, яка дуже відмінна від матеріалізму і витонченості Парижу.
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.Bản chất của những điều ta chưa thấy được.
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.Die Substanz ungesehener Dinge.
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.Esența lucrurilor nevăzute.
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.Het wezen van het ongeziene.
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.보이지 않는 것들의 실체, 즉
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.La sostanza delle cose non viste.
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.La substance des choses cachées.
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.La sustancia de las cosas que no se ven.
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.Substancja rzeczy niewidzialnych.
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.Η ουσία του αφανούς.
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.Сущность вещей невидима.
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.Същността на невижданите неща.
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.הטבע של הדברים שלא נראים
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.المواد للأشياء الغير مرئية.
Görülmemiş şeylerin maddi varlığı.過去の都市 未来の都市
Hapishanede doğmuştu, maddi hiç bir şey sahip değildi ama kendi kahramanca yolculukların bir anlamı vardi.그는 거의 아무것도 없이 물질적인 소유물없이 태어났다, 하지만 그는 그 스스로의 영웅적인, 내가 믿기에 우리 모두의 출생한
Hapishanede doğmuştu, maddi hiç bir şey sahip değildi ama kendi kahramanca yolculukların bir anlamı vardi.Nato in carcere. Non ha nulla, nessun bene materiale, ma un forte senso del proprio cammino da eroe.
Hapishanede doğmuştu, maddi hiç bir şey sahip değildi ama kendi kahramanca yolculukların bir anlamı vardi.הוא נולד בכלא עם כלום ללא חפצים חומריים, אבל היה לו את התחושה של מסע הרואי עצמי, שאני מאמינה
Hapishanede doğmuştu, maddi hiç bir şey sahip değildi ama kendi kahramanca yolculukların bir anlamı vardi.لقد وُلد في السجن بدون أي شئ تقريباً بدون مستلزماته، لكن لديه حس برحلته البطولية، التي أعتقد
Hapishanede doğmuştu, maddi hiç bir şey sahip değildi ama kendi kahramanca yolculukların bir anlamı vardi.形在るようなものは何も持っていませんでした だけど 勇敢な気持ちは持っていたのです それは 誰もが生まれたときに持っていたはずです
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.C'est un véhicule à travers lequel l'âme de chaque culture spécifique entre dans le monde matériel.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.Đó là phương tiện mà linh hồn của mỗi nền văn hóa được chuyển đến thế giới vật chất.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.Egy olyan eszköz, melyen keresztül minden egyes kultúra lelke megjelenik az anyagi világba.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.E' il mezzo con il quale l'animo di ogni cultura arriva nel mondo materiale.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.Este vehiculul prin care sufletul fiecărei culturi particulare ajunge în lumea materială.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.É um veículo através do qual a alma de cada cultura entra no mundo material.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.Het is het voertuig waardoor de ziel van elke unieke cultuur de materiële wereld bereikt.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.Jest środkiem wyrazu, przez który dusza każdej poszczególnej kultury wkracza w świat materialny.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.언어는 독특한 각 문화의 영혼이 물질 세계로 들어오는 통로입니다.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.Se on väline, jota kautta jokaisen eri kulttuurin sielu tulee ulos aineelliseen maailmaan.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.Sie ist ein Mittel, mit der die Seele einer bestimmten Kultur Zugang zu der materiellen Welt findet.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.Спосіб, яким душа певної культури потрапляє у матеріальний світ.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.То е средство преминаващо през душата на всяка определена култура и идва в материалния свят.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.Это проводник, при помощи которого душа каждой культуры переносится в материальный мир.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.היא כלי שבאמצעותו הנשמה של תרבות מסוימת מתממשת בעולם הגשמי.
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.هي جسر تأتي عليه روح كل ثقافة معينة إلى العالم المادي
Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.手段でもあります どの言語も 人間の心にとって 太古の森のようなものであり
Her kültürün ruhunun maddi dünyaya gelmesini sağlayan bir araçtır.Det är fordonet med vilket varje specifik kulturs själ förflyttas till det fysiska planet.
Her kültürün ruhunun maddi dünyaya gelmesini sağlayan bir araçtır.Durch sie findet die Seele einer bestimmten Kultur Zugang zur materiellen Welt.
Her kültürün ruhunun maddi dünyaya gelmesini sağlayan bir araçtır.Egy olyan eszköz, melyen keresztül minden egyes kultúra lelke megjelenik az anyagi világban.
Her kültürün ruhunun maddi dünyaya gelmesini sağlayan bir araçtır.È il mezzo con il quale lo spirito di ogni cultura arriva nel mondo materiale.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod