ma ile cümle
ma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, 31 Mart, 1997 tarihine kadar geçerlidir.It's valid until March thirty-first, nineteen-ninety-seven.
Postane tam mağazanın karşısında.The post office is just across from the store.
Akşam yemeği masanın üzerine konuldu.Supper was laid out on the table.
Bütçeyi gözden geçirdim ve maliyetleri düşürmeye karar verdim.I reviewed the budget, and decided to cut costs.
Maddi gücün yettiği zaman bir kenara biraz para koymalısın.You should put aside some money when you can afford to.
Şüpheli suçla ilgili masumdu.The suspect was innocent of the crime.
Tom'un bir giyim mağazası açma çabaları boşa gitti.Tom's efforts to open a clothing store went up in smoke.
Mary hariç kimse gelmedi.No one came except Mary.
Önümüzdeki Mart ayında dört yıl boyunca İngilizce eğitimi almış olacaksın.You will have studied English for four years next March.
Sülfür mavi bir alevle yanar.Sulfur burns with a blue flame.
Kasırga bütün köyü mahvetti.The tornado destroyed the whole village.
Annem ve babam benim Mary ile evlenmemi onayladı.My parents approved of my marrying Mary.
Yemek pişirmeye gelince, hiç kimse Mary'ye eş değerde olamaz.When it comes to cooking, no one can equal Mary.
Verimli toprak iyi bir mahsul için zaruridir.Fertile soil is indispensable for a good harvest.
Bir makbuz istiyorum, lütfen.I'd like a receipt, please.
Makbuzu mutlaka saklayın.Make sure you save the receipt.
Ben bir makbuz alabilir miyim.May I have a receipt?
Maymunlar zeka olarak köpeklerden üstündür.Apes rank above dogs in intelligence.
Maymunlar akıllıdır.Apes are intelligent.
Primatlar sadece maymunları değil fakat aynı zamanda insanı da kapsıyor.The primates include not only the apes, but also man.
Çalışan bir adama yaşına göre değil maharetine göre ödeme yapılmalı.A working man should be paid in proportion to his skill, not his age.
İşçiler maaş artışlarını sormak için geldi.The workers came to ask about their pay raises.
Tamam, biz mağazadayken sessiz durun.OK, you keep quiet while we're in the store.
Bira malt içeriğine göre vergilendirilir, bu yüzden düşük maltlı bira daha ucuzdur.Beer is taxed according to its malt content, so low-malt beer is cheaper.
Şu ağaçta yetişen tüm mangolara bak.Look at all the mangoes growing on that tree.
Prenses çok makyaj yapıyordu.The princess was wearing too much makeup.
Maçtan önce Yoyogi stadyumunda bir açılış töreni yapıldı.Before the match, an opening ceremony was held in the Yoyogi stadium.
Birkaç yıl önce, anneler gününde, bir madalyonu üvey anneme hediye olarak verdim.A few years ago, on Mother's Day, I gave my stepmother a locket as a present.
Alışveriş çantasını pat diye masaya koydum.I put the shopping bag on the table with a thud.
Bir şey daha var. Eğer Mayu üzerinde bir şey denersen belini kırarım.One more thing. If you try anything on Mayu I'll break your spine.
Çocuklardan yaşlılara mantıklı egzersizin vücutta iyi bir etkisi var.From children to the elderly, sensible exercise has a good effect on the body.
Şimdi Maigo'da yaşamıyorum.I don't live in Maigo now.
Erken sabah karşılama masasında ilk kimin gideceğine karar vermek için kura çektik.We drew lots to decide who would go first at the early morning reception desk.
Muhteşem bir manzara, değil mi?It's a magnificent view, isn't it?
Onun son maçtan zevk alıp almadığını merak ediyorum.I wonder if he enjoyed the last match.
Tehlikeli bir madde yuttuğun zaman, yapman gereken şey ne yuttuğuna bağlıdır.When you swallow a dangerous substance, what you need to do depends on what you swallowed.
Fiyatların yükselip alçalması, mali bir krize neden oldu.The rise and fall of prices caused a financial crisis.
Düşük maliyetli prefabrik evleri öneriyoruz.We offer low-cost prefabricated houses.
Alüminyum, magnezyum, silisyum vb. tozları patlayıcıdır.Powders of aluminium, magnesium, silicon, etc. explode.
Lütfen "as may be" nin dilbilgisini açıklar mısın?Please explain the grammar of 'as may be'.
Maria Callas ünlü bir opera şarkıcısıydı.Maria Callas was a famous opera singer.
Sarah ve Marsha - Siz ikinizi hayal edebileceğinizden daha çok seviyorum.Sarah and Marsha - I love you both more than you can imagine.
Bulaşık makinasının nasıl çalıştığını anlatabilir misin?Could you explain how the dishwasher works?
Makas bir şey kesmez.The scissors won't cut anything.
Onların hepsi masum çocuklar.They are all innocent children.
Sadece sosyalleşmek için masa üstü oyunları oynarım.I play board games just to socialize.
Matsuyama'da doğup büyüdüm.I was born and grew up in Matsuyama.
Japoncayı Japonya'da mahjong oynamak için öğreniyorum.I am learning Japanese to play mahjong in Japan.
Ben Maui'yi öneriririm.I recommend Maui.
Bugünün kuramsal matematiği yarının uygulamalı matematiğidir.Today's pure mathematics is tomorrow's applied mathematics.
Bugünün nazari matematiği yarının tatbikî matematiğidir.Today's pure mathematics is tomorrow's applied mathematics.
Maryam terbiyelidir.Maryam is well behaved.
O, mağazaya gitti.He went to the shop.
Manchester United maçı 4-2 yendi.Manchester United won the match, four to two.
Ben Mart ayında ayrılıyorum.I'll be leaving in March.
Ben bu dolma kalemden bahsediyorum oradaki masada olandan değil.I'm talking about this pen, not that one over there on the desk.
Yeşili mi yoksa maviyi mi istiyorsun?Do you want the green or the blue?
Hangi rengi daha çok seversin, maviyi mi yoksa kırmızıyı mı?Which color do you like more, blue or red?
Magnezyum kimyasal bir elementtir.Magnesium is a chemical element.
Onun maaşı çok yüksek.Her salary is very high.