ma ile cümle

ma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Elektrik akımı manyetizma oluşturabilir.An electric current can generate magnetism.
Maç son dakikada iptal edildi.The game was canceled at the last minute.
Tokyo'da yaşamanın maliyeti çok yüksek.The cost of living is very high in Tokyo.
Keşişler manastırlarda tenis oynarlardı.Monks used to play tennis in monasteries.
Mayıs ayında bile burada hava soğuk olabilir.It can be cold here even in May.
Dışarıda yemek yeme maliyeti burada oldukça yüksek.The cost of eating out is quite high here.
Mayısta bile burada hava çok soğuk olabilir.It can be very cold here even in May.
Biz malları komisyonla satarız.We sell goods on commission.
Bir sonraki duyuruya kadar mağaza kapalı.The store is closed until further notice.
O, baş ağrısını erken ayrılmanın mazereti olarak kullandı.He used a headache as an excuse for leaving early.
Aniden mağazada bir yangın çıktı.All of a sudden, a fire broke out in the department store.
Matematik ders kitabını tekrar unutmamalısın.You must not forget your math textbook again.
Makul egzersiz sizin için iyidir.Moderate exercise is good for you.
Oyunda altın madalyayı Japonya takımı kazandı.The Japan team won the gold medal in the game.
Japonya'da yaşamanın maliyeti düşüyor.The cost of living in Japan is going down.
Japonya'da bilgisayar malzemeleri çok pahalıdır.Computer supplies are very expensive in Japan.
Japon sporcular kaç tane madalya topladı?How many medals did the Japanese athletes collect?
Japonya yurtdışından birçok önemli ham madde ithal eder.Japan imports various raw materials from abroad.
Japonya yurt dışından çeşitli ham maddeleri ithal eder.Japan imports various raw materials from abroad.
Japonya manzara güzelliğiyle ünlüdür.Japan is famous for her scenic beauty.
Japonya ham maddelerinin çoğunu ithal etmek zorunda.Japan has to import most of its raw materials.
Japonya ham madde açısından ithalata bağımlıdır.Japan depends on imports for raw materials.
Japonya çok sayıda iyi fotoğraf makineleri üretir.Japan produces a lot of good cameras.
Japon marka bir saatim var. Çok dakiktir.I have a watch of Japanese make, which keeps very good time.
Fakuoka Maratonu pazar günü düzenlendi.The Fukuoka Marathon was held on Sunday.
Kedi masanın üstünde uyudu.The cat slept on the table.
Mary kedinin sütün hepsini içip içmediğini sordu.Mary asked if the cat had drunk all of the milk.
Maymun iştahlı.Soon hot, soon cold.
31 Martın ödeme tarihi olduğunu sana tekrar hatırlatayım.Let me remind you again that March 31st is the due date.
Erik Mart ayında çiçek açar.Plum blossoms come out in March.
O almak zorunda olduğu başka bir şey olmadığı için mağazadan ayrıldı.She left the store because she didn't have anything else that she had to buy.
Beyaz bir bulut mavi yaz gökyüzünde yüzüyordu.A white cloud is floating in the blue summer sky.
Suçlular sosyal haklardan mahrum edilirler.Criminals are deprived of social rights.
Onun söylediği hiç mantıklı değil.What he says makes no sense at all.
Mahkeme onu para çalmaktan suçlu buldu.The court found him guilty of stealing money.
Mademki öyle söylüyor, o doğru olmalı.Since he says so, it must be true.
Onun maçı kazanma şansı olduğuna hiç kimse inanmadı.Nobody believed he stood a chance of winning the match.
Bileti almak ona on dolara maloldu.It cost him ten dollars to get the ticket.
Mücize onun macerada başarılı olmasıdır.The marvel is that he succeeded in the adventure.
Birlikte müzeye gittiği Mary değildi.It wasn't Mary that he went to the museum with.
Eve geldikten sonra markete gittim.I went to market after he came home.
Onun masaya bırakdığı kitaba bak.Look at the book which he put on the desk.
O benim mahalleme taşındı.He moved into my neighborhood.
Altın madalya kazandığı için onu tebrik ettik.We congratulated him on winning a gold medal.
Onun masum olduğuna ikna oldum.I am convinced that he is innocent.
Söylediği mantıklı değil.What he is saying doesn't make sense.
Onun söylediği bana mantıklı görünüyor.What he says sounds very sensible to me.
Onun mağazaya girdiğini gördüm.I saw him enter the store.
Masum olduğu hepimiz için ortadaydı.It was evident to all of us that he was innocent.
Onun masum olduğuna kimse inanmıyor.No one believes that he is innocent.
Eğer o masumsa bundan şu sonuç çıkar ki onun karısı suçlu.If he is innocent, it follows that his wife is guilty.
Bir zamanlar bir akşam yemeği partisinde onunla aynı masaya oturdum.I once sat at the same table with him at a dinner party.
Mahallenizde bir yangın çıkarsa, ne yaparsın?If a fire should break out in your neighborhood, what would you do?
Onun güçlü bir mazereti vardı.He had a strong alibi.
Maaşına ek olarak biraz geliri var.He has some income in addition to his salary.
Geçimini sağlamak için bir emekli maaşı var.He has a pension to live on.
Yeşili maviden ayıramadı.He couldn't tell green from blue.
Masraflar ona ait olmak üzere iyi bir akşam yemeği yedim.I had a good dinner at his expense.
Onun keman sigortası yıllık 200 dolara mal oluyor.The insurance on his violin costs $200 a year.
Onun bitmeyen masallarından sıkıldım.He bored me with his endless tales.

İlgili Sayfalar