Yalnızca önündeki mağara duvarına yansıyan kendi gölgesini görmektedir.ただ一つの影が私の前に現れる。
ARKive mağara semenderi (Proteus anguinus) fotografları洞窟にはホライモリ (Proteus anguinus) という盲目の両生類がいる。
Eski eserler mağara ve kuyularda işlenmiştir.一部のものは洞窟や坑道に生息する。
Daha sonra 2941 yılında Gollum'un mağarasına bir kader ziyareti yapan Bilbo Baggins, Tek Yüzük'ü ele geçirdi.2941年7月年 - ビルボ・バギンズが一つの指輪を手に入れた。
Bu yapıtlar Mağara yapısında olup, kiliseye'de benzemektedir.全体は礼拝堂同様、ドームに覆われている。
Öküz Mağarası'nın büyük girişinden bir görünüm.くらやみの洞穴の入り口がある。
Mahallede çok sayıda mağaralar bulunmaktadır.そこにはいくつもの洞穴があるんです。
Çatlaklardan ve mağaralardan geçen yeraltı suyu filitrelenmiş değildir ve yüzey su kadar da kolay taşınabilir.地割れや洞窟を移動する地下水は、それほど濾過されず、表層の水と同じく容易に移動することができる。
Böylelikle deniz tabanında bulunan deniz mağaraları gün yüzüne çıkmıştır.ただし海風でありながら昼間から強く吹くこともある。
Sankalar (Japonca sanka: "dağ mağarası"), Japonya'nın genel toplum yapısında kast dışı topluluk.(さんじん) サンカ(山窩) - 日本山中の社会集団。
Tuz Mağarası son yıllarda dünyadaki diğer örnekleri gibi turizme kazandırılmaya çalışılmaktadır.近年、観光の目玉としてツリーハウスが各地で作られるようになってきている。
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.印刷工場と庭園を舞台にしたゾーンだが、外部は雪で覆われている。
Bir mağaranın içinde bulunur.洞窟の中に棲んでいる。
Çocuklar ve Digimon'ları bir mağaraya kaçmak zorunda kaldılar.戴施と蒋幹は倉垣へ逃走した。
Mağaralar ortalama 25 metreden uzunluklarıyla dikkat çekmektedirler.樹高は25m程度に達する中型種。
Çufutkale’deki mağaraların her yere çıkışları vardır.庭園は各所に地割れ・地盤沈下あり。
3.500 yıldan eski mağara resimleri, yanık ve yanık tedavisine ilişkin kayıtlar sunmaktadır.3500多年前遗留下来的洞穴壁画记载了灼伤及灼伤的处理。
Mağaralar bulunur.有金坑。
Altı tane makineli tüfek yuvası imha edildikten sonra deniz piyadeleri 47mm top mağaralarıyla karşılaştılar.在清除了6個20毫米機關炮要塞後,海軍陸戰隊前往攻擊裝有47毫米反戰車炮的洞穴。
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.腊月里,冰雪天,地保衙役都摧钱。
Bu dağda 500'den fazla mağara bulunuyordu ve bunlar birbirine tüneller yoluyla bağlanıyordu.五姐妹山有大約500個石灰岩洞穴,由隧道相連。
Cadıların mağarası Bir karanlık mağarada cadı kadınlar bir büyük kaynayan kazan etrafında toplanmışlardır.在一個黑洞內,一群女巫圍著一個大鍋。
Mağara henüz ziyarete açılmamıştır.人民大厦现不开放参观。
Yıl boyunca birçok turist bu mağarayı ziyarete gelmektedir.每年都有许多印度教徒前往这个湖转湖朝圣。
Mağaradaki kazılar hala devam etmektedir.城堡里的施工继续进行。
"TAŞKUYU MAĞARASI TURİZME AÇILIYOR".與趣是探索城堡・塔。
Çatlaklar sonra yavaş yavaş büyür ve küçük bir mağara oluşturur.裂缝逐渐扩大并变成一个小洞。
Dalgıçlar, Blue Hole ana mağarasına iniyorlar.询其党,知入青山洞。
Bunun sonucu olarak da bir süre sonra mağara tavanı çöker.之後城池在進入日治時期後逐漸消失。
Mağara, tünel ya da bodrum gibi yerlerde kış uykusuna yatarlar.冬季在大樹的樹洞、岩洞或地洞等冬眠。
Gündüzleri genellikle mağaralarda saklanırlar.大多数时间都躲在树叶丛中。
Diğer mağaralar ise sadece sertifakalı tüplü dalgıçlar için ulaşılabilirdir.而其他洞穴只允許配有許可證的專業洞穴探险者內進。
Dağ eteğinde yüzlerce mağara vardır.此山脈共約有400個洞穴。
Bir mağaranın içinde bulunur.生活在洞穴中。
Kırk haraminin hazinelerini sakladığı mağaranın kapısını açmaya yaramaktadır.这句咒语可以打开四十大盗的藏宝山洞。
Turizme açılmış birçok mağara mevcuttur.流域内旅游景点众多。
Mağara resimleriyle ilk resim sanatı ortaya çıkmıştır.他们画可能最早的洞穴画图。
Benjamin Linus bir mağaraya girmiştir.贝奥武夫带领众人攻入巨龙的山洞。
Mağara girişleri el bombaları ve alev silahlarına karşı eğimli inşa edildi.洞穴入口處被建成傾斜狀以抵禦手榴彈和火焰噴射器攻擊。
Görülmesi gereken yerlerden birisi de Buz Mağarasıdır.放眼望去都是被冰雪覆蓋的地方。
Aynı zamanda Çinçin mevkiinde de oyma mağaralar vardır.当地也设有中文路牌。
Liste tüm mağaraları kapsamıyor.卡森没有把所有的树砍光。
1990 yılında, bölgede daha önce bilinmeyen bir mağarada kafatasları ortaya çıkarılmıştır.1990年在該地一個洞穴中發現了其頭骨化石。
Mağaranın girişi.동굴에서 서식한다.
Yıl boyunca birçok turist bu mağarayı ziyarete gelmektedir.크리스마스때에는 많은 관광객들이 이 도시를 방문한다.
Orada Gaia çocuğu alır ve onu bir mağaranın dibine saklar.고델은 이에 아기를 납치하여 성에 가둬놓고 자신의 딸로 키우기로 한다.
Mağarayı ziyaret eden insanlar resimlerin ne kadar eski olduğunu tahmin edemiyorlardı.에피소드를 본 시청자들은 닥터가 이전 생애에서 재생성하는 모습을 볼 수가 없었다.
Daha sonra da hep birlikte mağaralara doğru gideceklerdir.그 이후 몇년 뒤 사신단이 전나무 성에 찾아온다.
Mağaraların dibinde su vardır.“땅 아래에는 물이 있다.
Bu mağarada bulunan eşyaların 60.000 yıl öncesine ait olduğu sanılmaktadır.이 화석은 360만년전에 살았던 것으로 추정된다.
Mağara turistlerin uğrak yerlerinden olmuştur.호수 전지역은 관광객들로 붐빈다.
Diğer tilkilerden daha sosyaldir ve diğer bozkır tilkileriyle birlikte aynı mağarayı paylaşır.다른 족제비류보다 영역 표시를 훨씬 적게 하고, 같은 성을 지닌 다른 동물들과 서식지를 공유한다.
Bunun kanıtı birçok mağaralarda bulunan duvar resimlerinde görülmektedir.עדות לכך ניתן למצוא בציורי קיר רבים שנמצאו במערות באזור.
Ayrıca genellikle kolayca erişilemeyen mağaralarda bulunurlar.ולעיתים קרובות הן נמצאו במערות שאין אליהן גישה קלה.
Bu dağda 500'den fazla mağara bulunuyordu ve bunlar birbirine tüneller yoluyla bağlanıyordu.ההר הכיל כ-500 מערות שנחצבו בסלע הגיר והיו מקושרות בעזרת תעלות.
Mağarada yaşamaya mükemmel bir şekilde adapte oldular.הם הסתגלו היטב לשגשג במערה.
Bir grup bilim insanı Naica Projesi kapsamında bu mağarada incelemelerde bulunmuştur.קבוצת מדענים בשם "פרויקט נאיקה" מעורבת בחקר המערות באזור המכרה.
Marshall bu yaratıkları yeraltında yaşayan mağara adamları olarak tanımlıyor.מרשל תיאר את הזוחלים כאנשי מערות אשר נשארו מתחת לאדמה.
Yeraltındaki mağarada yaşar ve orada bulunan hazineyi korur.היא שמורה היטב, ומגוננת על האוצרות שבתוכה.
Altı tane makineli tüfek yuvası imha edildikten sonra deniz piyadeleri 47mm top mağaralarıyla karşılaştılar.לאחר שהשמידו שש עמדות מקלעים ניצבו הנחתים מול עמדת תותח ה-47 מילימטרים.