Jack ve Kate sahile dönerler ve oradakilere mağaralara taşınma fikrinden bahsederler.Jack og Kate vender tilbage til stranden, og Jack begynder at snakke med folk om at flytte til hulerne.
Bu kayalıklarda birçok mağara bulunmaktadır.Langs kysten ses endvidere mange klippegrotter.
Claire sinirlenerek mağaralardan sahile taşınmak üzere oradan ayrılır.Claire forlader vredt hulerne og flytter ned til stranden.
Mağara günümüzde ziyarete kapalıdır.Det gamle slot er lukket for besøg.
"TAŞKUYU MAĞARASI TURİZME AÇILIYOR"."Prestigefyldt tårnfabrik går konkurs".
Çevresinde 3 adet mağara bulunmaktadır.I nærheden findes tre helbredende kilder.
Mağarada üç dilencinin uyumakta olduğu görülür.I tårnrummet ses tre præstetavler.
Yıl boyunca birçok turist bu mağarayı ziyarete gelmektedir.Mange turister besøger disse ruiner hvert år.
Ancak bu mağaradaki insanlar avcı-toplayıcıydılar.Menneskene på den tid var jægere og samlere.
Mağaranın üç girişi bulunur.Denne kirke havde 3 indgange.
Homo erectus, ateşi kullanan ve mağaralarda barınan ilk insan türüdür.Homo erectus byggede også huler, og var de første mennesker, der udnyttede ild.
San Blas Mağarası olarak da adlandırılır.De kaldes også holbergbind.
Mağara yıl boyunca ziyarete açıktır.Slottet er åbent for publikum hele året.
Kenshi, yaşlı adamın tarif ettiği yere doğru yol alır ve kılıcın bulunduğu mağaranın yerini tespit eder.De vil besøge den gamle nomade i ørkenen, da han må vide, hvor stenen er.
Liste tüm mağaraları kapsamıyor.Regimenterne graver tilflugtshuller overalt."
Fakat mağara sallanmaya ve su ile dolmaya başlar.Kanalen begyndte at blive fyldt med vand og slam.
Bunların içinde Tütüncü Mağarası önemli yer tutar.I disse indtager dødekulten en central plads.
Sawyer, Kate'e Jack'in durumunu söyler ve Kate koşarak mağaralara döner.Sawyer forteller Kate om hva som skjedde med Jack, og hun løper tilbake til hulene.
Mağaralarda Charlie, Jack'in ilaçlarını karıştırıp eroinin yerine geçecek bir şey aramaya başlar.I hulene gjennomsøker Charlie Jacks medisiner for å finne noe som kan erstatte heroinet hans.
Daha sonra Shannon kanlar içindeki Boone'u mağaraya getirir ve Sawyer'ı onu dövmekle suçlar.Senere, bærer Shannon en blodig Boone til hulen, og hevder at Sawyer har slått ham.
Jack ve Kate sahile dönerler ve oradakilere mağaralara taşınma fikrinden bahsederler.Jack og Kate returnerer til stranden, og Jack forsøker å overbevise folk om å flytte til hulene.
Charlie mağaradaki bir açıklıktan sürünerek içeri girer ve Jack'i bulur.Charlie klemmer seg gjennom en liten åpning og finner Jack.
Yunan mitolojisinde tanrı Zeus, Zas Dağı'ndaki bir mağarada büyütülür (Zas Dağı, adını Zeus'tan almıştır).I henhold til gresk mytologi ble den unge Zevs oppfostret i en grotte på fjellet Zas (Zevs).
Çimenini mağarası, Antalya'nın Alanya ilçesinde bir mağaradır.Grottene ved Castellana Grotte er særlig praktfulle.
Cesetleri sonraki sabah yaşadıkları yerin yakınlarında bir mağarada bulundu.Moren fant liket morgenen etter i nærheten av hans hjem.
Mağara turistlerin uğrak yerlerinden olmuştur.Slottet er nå turistenes inngang til området.
Charlie, Locke'a Jack'in mağarada sıkışıp kaldığını haber verir.Charlie kommer seg ut, men Jack blir fanget inne i hulen.
Aynı zamanda Çinçin mevkiinde de oyma mağaralar vardır.Det var også kinesiske graver i dette området.
Yıl boyunca birçok turist bu mağarayı ziyarete gelmektedir.Hvert år besøkes landsbyen av mange turister.
Ormanda geceyi geçirmek için bir mağara bulurlar ve orada uyurlar.Om kvelden samles de også i store flokker i skogen for å overnatte, de sover i underskogen.
Küçük teknelerle mağaranın içine girilebilir.Småbåter kan gå helt inn.
"Büyüleyici Ballıca Mağarası"."Magisk hvalfangst."
Mağara 3 milyondan fazla yaşında.Trærne er mer enn 100 år gamle.
Mağara dünyanın en derin 14. mağarasıdır.Nordøya er verdens 14. største øy.
Doğal ve insan yapımı mağaralar bulunur.For eksempel menneskeskapte naturkatastrofer.
Müzesi, kalesi, camileri, kilisesi ve Buzluk Mağarasıyla günümüzde bir turizm merkezidir.Både slottet, selve restaureringen og museet på Koldinghus er i dag severdigheter.
Bir mağarada meydana gelmiştir.En dagbok ble funnet i hulen.
O gece karanlık bastırdığı için infaz sona erdi ve patlayıcılar kullanılarak mağaraların girişi kapatıldı.Henrettelsene sluttet da det ble mørkt om kvelden… Etter skytingen ble hulene sprengt igjen.
Homo erectus, ateşi kullanan ve mağaralarda barınan ilk insan türüdür.Homo erectus var muligens de første jegere og de mestret kunsten å gjøre ild.
Charlie, Claire'i daha güvenli olan mağaralara taşınmaya ikna eder.Charlie ønsker Claire å flytte til hulene, men hun liker stranden mer.
Çok sayıda mağaraya sahiptir.Øya har flere grotter.
Damlataş Mağarası’ndan yaklaşık dört kat daha büyüktür.Parken er ca. 4 dekar stor.
3.500 yıldan eski mağara resimleri, yanık ve yanık tedavisine ilişkin kayıtlar sunmaktadır.Lukisan gua dari lebih dari 3500 tahun yang lalu mendokumentasikan luka bakar dan cara pengobatannya.
Mağaranın üç girişi bulunur.Benteng ini memiliki tiga pintu masuk.
Büyük koloniler halinde (bazen 2000 üyeli) mağaralarda yerleşirler.Biasanya bertengger di dalam gua-gua, kadang dalam koloni yang sangat besar (mencapai 30.000 ekor).
Giselda mağarada uykuya yatmıştır.Eustace lalu tertidur di gua itu.
Bunlardan biri Svarthola Mağarasıdır.Salah satunya adalah Gua Badak.
Mağaralar sağlam bazalt kayaya oyulmuştur.Gua-gua itu dipahat dari batu basal padat.
Zaten bu yüzden bütün gününü yüksek ağaç dallarında ya da mağaralarda uyuyarak geçirir.Sehari-hari, mereka banyak menghabiskan waktunya di gua-gua atau pohon berlubang.
Bunlardan en önemlisi Kızıl mağaradır.Ini adalah salah satu hal yang penting dari Benteng Merah.
Tüm mağaralar geçmişte boyanmıştı ancak günümüzde sadece belirsiz izler görülmektedir.Semua gua juga awalnya dilukis di masa lalu, namun sekarang hanya tersisa bekasnya.
Çır Taşı'nın olduğu bölgede ayrıca kayalıklar, mağaralar bulunmaktadır.Selain pasir, ada juga bebatuan.
Mogao mağaraları 1987'de UNESCO'nun Dünya Mirasları Listesine alınmıştır.Gua Mogao menjadi salah satu Situs Warisan Dunia UNESCO pada tahun 1987.
Mağaranın tabii kemerli bir girişi vardır.Awalnya, gua ini memiliki beberapa pintu masuk.
Mağaradan çıktığında Sento kılıcının yeni sahibidir ancak gözleri görmemektedir.Saat pedangnya dilepas dari sarungnya, sarung pedangnya jadi tak terlihat.
Bir grup bilim insanı Naica Projesi kapsamında bu mağarada incelemelerde bulunmuştur.Sekelompok ilmuwan yang disebut Naica Project merupakan kelompok yang banyak meneliti gua ini.
Onu Pelion dağındaki mağarasında büyüttü.Folos tinggal di sebuah gua di Gunung Pelion.
İnsanlar mağara duvarlarına resimler yapmaya başlamışlardır.Bersamaan dengan itu dtemukan lukisan-lukisan di dinding gua.
Kur'ân'da Ashâb-ı Kehf’in (Mağara Yârânı’nın) kıssası Kehf Sûresi’nde anlatılır.Dalam kiasan Alquran, mereka mendirikan bangunan ditempat-tempat yang tinggi dan penggunaannya sia-sia.
Doğal ve insan yapımı mağaralar bulunur.Merupakan kombinasi danau alam dan buatan manusia.