müziğin ile cümle
müziğin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Nedenini biliyor musunuz? Çünkü bu müziğin anlattığı, "acı".تعرفون لما؟ لأن معنى الموسيقى مؤلم
Nedenini biliyor musunuz? Çünkü bu müziğin anlattığı, "acı".だから苦悩の音を演奏しています
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.Así que podías poner en la PlayStation, tu propio CD y entonces el juego cambiaba con la música.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.Betehettük a PlayStationbe a saját cédénket, majd a játék együtt változott a zenével.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.Colocávamos na Play Station o nosso CD e o jogo mudava de acordo com a música.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.Così si poteva mettere nella PlayStation, il proprio CD, e poi il gioco cambiava insieme alla musica.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.Donc on mettait son propre CD dans la PlayStation et le jeu changeait en fonction de votre musique
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.자기가 가진 씨디를 넣으면 게임이 음악에 맞춰서 변합니다. 정말 훌륭했죠. 이브 온라인(EVE Online)을 빼먹으면 안 되죠.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.Вы включали PlayStation, включали CD, и игра подстраивалась под музыку.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.ולכן, צריך להכניס לתוך הפלייסטיישן, צריך להכניס תקליטור משלכם, ואז המשחק ישתנה לצד המוסיקה שלכם. נפלא באמת.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.لذا وضعت في بلاي ستيشن، كنت وضعت قرص سي دي الخاصة بك، ومن ثم ستغير اللعبة الموسيقى الخاصة بك. لذا حقاً رائعة.
Önce oyunu PlayStation'a takardınız sonra kendi CD'nizi takardınız ve oyun müziğinizle birlikte değişirdi.プレイステーションに 自分のCDを入れると ゲームが その音楽に 応じて変化します 『EVE Online(イブオンライン)』は 人工的な宇宙の世界です
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Dan heb je ook nog het klappende publiek dat echt deelneemt aan de muziek.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Dann gab es die klatschenden Zuhörer, ja, die so ihren Teil zur Musik beigesteuert haben.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Ensuite le public qui frappe des mains, oui, et qui participe à la musique.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.És ott van a tapsoló közönség, akik részt vesznek a zenélésben.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Jest jeszcze klaszcząca publiczność, faktycznie biorąca udział w tworzeniu muzyki.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Kemudian ada penonton yang bertepuktangan, ya, ikut berperanserta dalam musiknya.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.그리고 관객들이 박수를 치고 있습니다. 분명히 음악에 참여하고 있지요.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Luego tienen a la audiencia dando palmas, sí, participando realmente en la ejecución de la música.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Mai este și publicul care aplaudă, da, contribuind de fapt la crearea muzicii.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Pak tu máte to tleskající publikum, jasně, i ti se na té muzice podílejí.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Poi abbiamo il pubblico, che batte le mani a ritmo, vero, così prende parte nel creare la musica.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Sen har vi den klappande publiken, som deltar i att skapa musiken.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Έπειτα έχουμε το κοινό που χειροκροτεί, ναι, Ουσιαστικά, παίρνοντας μέρος στην εκτέλεση της μουσικής.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.После, и публиката ръкопляска, да, и всъщност участва в правенето на музика.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Потом, хлопающая публика, которая собственно принимает участие в создании музыки...
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.ואז יש לכם גם את הקהל המוחא כפיים, כן, ובעצם נוטל חלק בעשיית המוזיקה.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.ثم تجد ان تصفيق المستمعون يلعب جزء فى آداء الموسيقى
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.彼らも音楽に参加していました 普段はウィーンの聴衆が音楽を妨げることはありません
Onlar halen klasik muzigin cok s?k?c? oldugunu dusunuyorlar.Pořád si budou myslet, že klasická hudba je příšerně nudná.
Onlar halen klasik muzigin cok s?k?c? oldugunu dusunuyorlar.Sie denken immer noch dass klassische Musik langweilig ist.
Onlar halen klasik muzigin cok s?k?c? oldugunu dusunuyorlar.Θα νομίσουν ότι η κλασική μουσική είναι βαρετή.
Onlar halen klasik muzigin cok s?k?c? oldugunu dusunuyorlar.Они по-прежнему думают, что классическая музыка очень скучна.
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.Incluía pela primeira vez música afro-americana no seu repertório.
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.Jako pierwsze zawarło w swym repertuarze muzykę Afroamerykanów.
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.방송콘텐트를 선정함에 있어서 흑인 음악을 최초로 방송할 정도로 말이죠.
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.Sie nahmen auch zum ersten Mal afro-amerikanische Musik in ihr Angebot auf.
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.Zwarte muziek zat bijvoorbeeld voor het eerst in het repertoire.
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.שכללו ברפרטואר שלהם, לראשונה, הם כללו ברפרטואר מוסיקה אפרו-אמריקאית .
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.فقط كان " محتواها " يضم الموسيقى الافروأمريكية لاول مرة في تاريخ البث
Öyle ki, repertuvarına Afrikalı Amerikalı müziğini ilk ekleyenler onlar olmuşlardı.初めて黒人音楽を加えたりしました でも最も重要なのは、BMIがパブリック・ドメインの作品を利用して
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Ei, ori e senil, și nu-și amintește propria muzică -- pentru că el a scris muzica.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Hij is dus òf seniel, en herinnert zich zijn eigen muziek niet, hij heeft immers de muziek geschreven.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Ini, antara dia pikun, dan tidak ingat musiknya sendiri, karena dia yang menulis musiknya.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.너무 나이가 들어서 자기가 작곡했던 음악이 기억나지 않는 걸까요?
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Nun, entweder ist er senil und erinnert sich nicht an seine eigene Musik, denn er hat die Musik geschrieben.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Soit il est sénile et ne se rappelle pas sa propre musique, parce qu'il l'a composée.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Είτε λοιπόν έχει ξεμωραθεί, και δεν θυμάται την ίδια του τη μουσική, επειδή αυτός την έγραψε τη μουσική.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Или е сенилен и не помни собствената си музика, защото той е писал музиката.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.Либо он так стар, что не помнит им же написанной музыки.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.ובכן, או שהוא סנילי, ולא זוכר את המוזיקה שלו עצמו, משום שהוא כתב את המוזיקה.
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.إمّا انه شاخ ولا يمكنه تذكر موسيقاه، لانه من كتب الموسيقى
O zaman, ya bunamış, ve kendi müziğini hatırlamıyor, çünkü müziği o yazdı.覚えていなかったのでしょうか? それとも オーケストラに強いメッセージを送っていたのでしょうか?
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenAsí que, dado que el príncipe amaba a su música,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenAvând în vedere că prinţul iubea muzica,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenDo biết rằng vị hoàng tử yêu âm nhạc,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenE allora, poiché il principe amava la sua musica,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğindenEtant donné que le prince aimait sa musique,
Prens Haydn'ın müziğini sevdiğinden Haydn bu durumu anlatmak için bir senfoni yazmayı düşündü.Nun, da der Prinz seine Musik liebte, dachte Haydn, er schriebe eine Symphonie für sein Argument.