müziğe ile cümle
müziğe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Müziğe Life, Sex & Death adlı Chicago'lu bir grupta başladı.Hänet tunnetaan erityisesti Earth, Wind & Fire -yhtyeen laulajana.
Tarkan'ın müziğe olan ilgisi ise çocukluk yıllarında başladı.Careyn intohimo musiikkiin alkoi jo hänen lapsuudessaan.
1994 yılında müziğe olan ilgisi daha fazla arttı.Vuoden 2001 jälkeen kiinnostus musiikkiin on kasvanut jälleen.
Müziğe odaklanmak istediği için koleje gitmedi.Hän jätti high schoolin kesken keskittyäkseen musiikkiin.
Çağdaş müziğe önem verdi.Nyt annamme arvoa musiikkimme luomiselle.
Küçük yaşlarda müziğe ve halk şiirine ilgi duymaya başladı.Pian hän innostui musiikista ja runoudesta.
Müziğe karşı özel bir yeteneği vardır.Hänellä on erikoiskoulutus musiikin miksaamiseen.
5 yaşında müziğe başladı.Hän aloitti musisoinnin viisivuotiaana.
Bir şov hissi ile dramatik ve duygusal müziğe bayılırım.Λατρεύω τη δραματική και συναισθηματική μουσική με συναίσθημα επίδειξης.
Profesyonel olarak ise, müziğe, Nick Ziogalas ile yaptığı görüşmelerden sonra başladı.Επαγγελματικά με τη μουσική άρχισε να ασχολείται έπειτα από την γνωριμία του με το Νίκο Ζιώγαλα.
Daha sonra yeniden müziğe döndü.Ωστόσο, επέστρεψε αμέσως στο τραγούδι.
Müzik daha ağır basınca futbolu bıraktı ve tamamen müziğe yöneldi.Μετά από μία σεζόν σταμάτησε το ποδόσφαιρο και έδειξε ενδιαφέρον για τη μουσική.
Müziğe profesyonel olarak 1965 yılında gitarist olarak başladı.Άρχισε να ασχολείται επαγγελματικά με το τραγούδι το 1965.
Müziğe küçük yaşlarında keman çalarak başladı.Αρχισε να παίζει βιολί σε μικρή ηλικία.
Iroh, özellikle yemeğe, iyi bir çaya, strateji oyunu Pai Sho'ya ve naif müziğe düşkündür.Iroh har en forkærlighd for mad, en god kop te og strategi spillet Pai Sho samt god musik.
1987 yılında MTV sadece metal müziğe özgü olan Headbanger's Ball programını yayımlamaya başladı.I 1987 startede MTV et show, Headbanger's Ball, udelukkende til heavy metal-videoer.
Jonathan müziğe büyük ilgi duymaktadır.Phoenix viste stor interesse i musik.
Okulun kurulduğu yıllarda hemen hemen tüm müzik okulları öncelikle klasik müziğe odaklanmaktaydı.Ved sin grundlæggelse spillede Return to Forever primært latinamerikansk inspireret musik.
Kendisini müziğe oldukça meraklıydı.Han var svært musikkinteressert.
Müziğe profesyonel olarak 1965 yılında gitarist olarak başladı.Han begynte en profesjonell karriere som musiker i 1963.
Bu albümden sonra müziğe beş yıllık bir ara vermiştir.Etter denne episoden mislikte han musikk i 5 år.
Burada rap müziğe ilgi duymaya başladı.Han begynte så å få interesse for jazz.
5 yaşında müziğe başladı.Han startet å synge i femårsalderen.
Iroh, özellikle yemeğe, iyi bir çaya, strateji oyunu Pai Sho'ya ve naif müziğe düşkündür.Iroh terutama menyukai makanan, secangkir teh yang nikmat, permainan Pai Sho, dan bermain musik.
Sadece müziğe bakmıyor, sese de bakıyor.Tak hanya musik, Ikang juga belajar beladiri.
Annesinin yönlendirmesiyle müziğe yöneldi.Ia dibimbing secara artistik oleh ibunya.
Dion'un müziği rock ve R&B'den gospel müziği ve klasik müziğe uzanan tarzlardan etkilendi.Dion telah dipengaruhi oleh genre musik mulai dari rock dan R&B sampai gospel dan klasik.
Müziğe ilgisi aileden gelmektedir.Keluarganya memang akrab dengan musik.
Müziğe yürekten inanmaktadır ve bir gün müzik sayesinde ailesini bulacağına emindir.Dapat diketahui bahwa dia senang dengan musik dan sekaligus melawan musik.
2012'de Blur, Müziğe Olağanüstü Katkılarından Brit Ödülü almışlardır.Pada Februari 2007, Oasis menerima Brit Award untuk kontribusi luar biasa terhadap musik.
Don Dokken'ın müziğe karşı daima bir ilgisi vardı.Bài hát được Don Costa phối nhạc.
Dion'un müziği rock ve R&B'den gospel müziği ve klasik müziğe uzanan tarzlardan etkilendi.Âm nhạc của Dion chịu ảnh hưởng bởi nhiều thể loại, trải dài từ rock và R&B cho đến nhạc Phúc âm và cổ điển.
Beş yaşından itibaren keman dersleri almaya başlamış, ve bu sıralarda müziğe olan tutkusunu keşfetmiştir.Khi mới lên 5, ông đã được học violin và phát hiện ra niềm đam mê của mình đối với âm nhạc.
Shin müziğe olan tutkusu ve yakışıklılığıyla ün salmıştır.Shin được biết đến với vẻ ngoài đẹp trai, cá tính tự mãn, và niềm đam mê âm nhạc mạnh mẽ.
Müziğe odaklanmak istediği için koleje gitmedi.Cô dừng việc học tiếp lên đại học để tập trung cho âm nhạc.
Müziğe karşı özel bir yeteneği vardır.Ngoài ra anh còn có năng khiếu về âm nhạc.
Üniversite öğrencisiyken Mariah Carey sayesinde müziğe ilgi duymaya başladı.Khi còn là học sinh phổ thông, cô có niềm đam mê âm nhạc vì Mariah Carey.
Grup, 1991'den sonra müziğe devam etmedi.Sau năm này, không được nghe nhiều về ban nhạc nữa.
Grup, kısa bir süre müziğe ara verme kararı aldı.Ban nhạc lập tức quyết định giải tán.
2012'de Blur, Müziğe Olağanüstü Katkılarından Brit Ödülü almışlardır.Năm 2012, ban nhạc được trao giải Brit cho những cống hiến âm nhạc.
Solo albümlerinden sonra müziğe uzunca bir süre ara verdi.Smith thường dành thời gian để nghe đi nghe lại các album nhạc trong nhiều tháng.
Müziğe odaklanmak istediği için koleje gitmedi.音楽活動に集中するため、高校には進学しなかった。
Müziğe yetenekleriyle ünlüdürler.音楽の才能に秀でている。
Okulun kurulduğu yıllarda hemen hemen tüm müzik okulları öncelikle klasik müziğe odaklanmaktaydı.この大学が創立された当時、ほとんどの音楽学校は、主にクラシック音楽しか教えていなかった。
Bu dönemde müziğe olan merakı arttı.当時の流行の音楽が鏤められている。
Kendisi ayrıca müziğe karşı aşırı derecede istekliydi.音楽に対しても非常にこだわりを持っていた。
Üniversite öğrencisiyken Mariah Carey sayesinde müziğe ilgi duymaya başladı.彼女は高校生の時にマライア・キャリーを通して音楽に夢中になった。
"İstanbul Fm'den Avrupa Müziğe Kıyak İddiası".MUSIC BIRD for Community FMを参照。
Müziğe 2004 yılında başlamıştır.2004年、音楽活動をスタート。
Bu müziğe ilk adımı olmuştur.これが最初の音楽との出会いとなった。
Müziğe profesyonel olarak 1965 yılında gitarist olarak başladı.1965年頃より音楽家としての活動を開始。
9 yaşında bağlama çalarak müziğe başlamıştır.9歳の時にフルートを始めたことで、音楽を始める。
İyileşirken müziğe ara vermeye karar verdi.療養しながら音楽活動を続けた。
Zürih'te öğrenimine başlayan Eduard, yüksek zekası ve müziğe olan yeteneği ile ilgi çekti.スヴェアボリで学ぶことができたクルーセルは音楽と語学に長けていった。
1960'ların sonunda müziğe adım atmıştır.1960年代の終盤、音楽の道を志すようになった。
2010'da müziğe devam etmek ve köklerine daha yakın olmak için Güney Kore'ye taşındı. ^その後、自分の音楽と可能性を追求するため2010年より東京へ拠点を移す。
"Müziğe dönmek harika.“回到音樂世界的感覺真好。
Schuldiner müziğe döner, Control Denied'daki çalışmalarını sürdürür.查克繼續他的音樂事業,並持續運作Control Denied。
Bing Crosby üzerindeki etkisi sonradan ortaya çıkan popüler müziğe göre daha önemlidir.从后来的流行音乐发展来看,他对宾·克罗斯比的影响是最为重要的。
Müziğe ilk olarak annesinin ona hediye ettiği keman ile başladı.因為一件事情的開端,她開始練習起母親留下的小提琴。