müziğe ile cümle

müziğe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
1970 yılında tiyatroyu terk eder ve tamamen müziğe yoğunlaşır.Odszedł z armii w 1917 roku, postanawiając poświęcić się całkowicie muzyce.
Müziğe kilise korolarında şarkı söyleyerek başladı.Zaczęła śpiewać w chórze kościelnym.
İlk ses dersini aldı ve tiyatral müziğe olan tutkusunu keşfetti.Zaczęła chodzić na lekcje śpiewu i odkryła zamiłowanie do teatru muzycznego.
Bunun ardından Londra'da eğitimini sürdürdü, profesyonel olarak müziğe burada başladı.Później powróciła do Anglii, gdzie zaczęła zawodowo zajmować się muzyką.
2000 yılında müziğe başlamıştır.Wydarzenia muzyczne w 2000 roku.
Müziğe ilgisi aileden gelmektedir.Vad gör musiken i samhället?
Daha sonra yeniden müziğe döndü.Därefter fokuserade han återigen på musiken.
11 yaşında büyük kardeşi Skippy ile müziğe başladı.När Israel var 11 år började han spela musik tillsammans med sin bror, Skippy.
Kendisini müziğe oldukça meraklıydı.Han var väldigt intresserad av musik.
Lise mezunu olduktan sonra ise kendisini tümüyle müziğe verdi.När han gick i High School hoppade han av för att satsa fullt på musiken.
11 yaşında müziğe başladı.Han började med musik när han var 11 år.
Küçük yaşlardan beri müziğe ilgili olan Derya Uluğ, henüz 8 yaşındayken bir ses yarışmasına katılmıştır.Nej, musiken har varit en del av mig sedan jag var ung.
Lokal kathedralllerde şarkı söyleyerek müziğe başlamış ve 1583'de koro şefi olmuştur.Troligtvis sjöng han i den lokala katedralen redan i sin barndom, och han blev körledare där 1583.
1976 yılında Cici Kızlar dağılınca Bilgen Bengü müziğe tek başına devam etti.Efter parets skilsmässa 1973 fortsatte båda två på egen hand i musikbranschen.
Müziğe 2015'te başlamıştır.Musiken återupptäcktes dock 2015.
ABD'de yüksek okuldayken müziğe olan ilgisi başladı.Musikvideon spelades in i ett typiskt High School i USA.
Birçok müzisyenler bu değişimden etkilenmiştir ve teknoloji müziğe çok büyük derecede katkı sağlamıştır.Detta skedde mycket på grund av de nya medlemmarna som var med på att framhäva den nya musikaliska aspekten.
16 yaşında müziğe başlayana kadar bağımlılığı devam etti.Musik började hon började ägna sig åt musik vid 16 års ålder.
Grup, kısa bir süre müziğe ara verme kararı aldı.Han hade beslutat sig för att dra sig tillbaka från musiken en längre tid.
2000 yılında müziğe başlamıştır.Свою музичну діяльність розпочав у 2000 році.
Müziğe 9 yaşında başladı.Музыку почав вигадувати з 9-ти років.
Sekiz yaşında piyano çalmayı öğrenerek müziğe başladı.«Років у вісім я почав пробувати рояль».
Iroh, özellikle yemeğe, iyi bir çaya, strateji oyunu Pai Sho'ya ve naif müziğe düşkündür.Айро особливо любить чай, гру Пай Шо і приємну музику.
Çağdaş müziğe önem verdi.Особливу увагу приділяє сучасній музиці.
Tarkan'ın müziğe olan ilgisi ise çocukluk yıllarında başladı.Музична кар'єра Тараса розпочалася ще в дитинстві.
Müziğe ise 15 yaşında başladı.Музику почав писати у 15 років.
Saad Lamjarred, müziğe dört yaşında başladı ve babasının şarkılarını söylemeye başladı.Інтерес до музики виник у Ламджарреда у 4 роки, коли він почав співати батькові пісні.
The Gathering'den ayrıldığından beri Agua de Annique adlı proje ile müziğe devam etmektedir.Залишивши гурт, стала виступати у проекті Agua de Annique.
Müziğe ilgi duyuyorum.Я цікавлюся музикою.
Müziğe kilise korolarında şarkı söyleyerek başladı.З дитинства почав співати в церковних хорах.
5 yaşında müziğe başladı.Музикою він почав займатися у віці 5 років.
Müziğe ilgisi küçük yaşlarda başladı. Ortaokul ve lise yılları boyunca çeşitli müzik yarışmalarına katıldı.Протягом навчання в школі брала активну участь в творчому житті закладу.
11 yaşında büyük kardeşi Skippy ile müziğe başladı.Hudbě se začal věnovat se svým bratrem Skippym ve věku 11 let.
1987 yılında MTV sadece metal müziğe özgü olan Headbanger's Ball programını yayımlamaya başladı.V roku 1987 začala MTV vysílat pořad Headbanger's Ball, zasvěcený výlučně heavymetalovým videoklipům.
1998’de ikinci solo albümü olan “117°” ile müziğe geri döndü.V roce 1998 se vrátil na hudební scénu se svým druhým albem 117°.
Grubun müziğe ara verdiği dönemde Beyoncé, ilk solo albümü Dangerously in Love'ı (2003) yayımladı.Je to hlavní singl pro první desku Beyoncé Dangerously in Love (2003).
Müziğe olan ilgisi, Jeff Buckley'nin Grace adlı albümünün bir kopyasını aldığında başladı.Její zájem o hudbu začal, když získala kopii alba Grace od Jeffa Buckleyho.
Bing Crosby üzerindeki etkisi sonradan ortaya çıkan popüler müziğe göre daha önemlidir.Pro kariéru zpěváka se rozhodl pod vlivem Binga Crosbyho, kterého znal z rozhlasu.
Tarkan'ın müziğe olan ilgisi ise çocukluk yıllarında başladı.Deanův zájem o hudbu začal již v jeho raném dětství.
Lise mezunu olduktan sonra ise kendisini tümüyle müziğe verdi.Po maturitě se už zcela věnoval hudbě.
1970 yılında tiyatroyu terk eder ve tamamen müziğe yoğunlaşır.V roce 1961 práva opustil a zcela se věnoval hudbě.
Müziğe yedi yaşında ilk bestesini yaparak başladı.Svoji první hudbu složil již ve věku 7 let.
İngilizceyi müziğe tercih ederim.Mám radši angličtinu než hudbu.
İşte bu onun, hayatını müziğe adamasına bir örnektir.Asta e ceea ce e grozav în legătură cu muzica ei.
1960'ların sonunda müziğe adım atmıştır.S-a retras din muzică la sfârșitul anilor'80.
Bir şekilde kaçıp müziğe yarandım."Am fost înconjurat de muzică.”
Bu dönemde Fikret Kızılok diş hekimiliğini de bıraktı ve kendini sadece müziğe verdi.In ultimii ani, Radio Romantic a renuntat la a mai prezenta stiri , concentrandu-se exclusiv pe muzica.
İlkokul yıllarında aldığı klasik gitar eğitimiyle müziğe ilk adımını attı.Timp de 4 ani urmează un curs de chitară clasică unde primește primele noțiuni aprofundate despre muzică.
2012'de Blur, Müziğe Olağanüstü Katkılarından Brit Ödülü almışlardır.În 1991, Status Quo a primit un Premiu Brit pentru contribuții remarcabile în muzică.
Burada rap müziğe ilgi duymaya başladı.Începe să se intereseze de jazz.
Çocukluk çağından itibaren dansa ve müziğe ilgisi vardı.Gyermekkorától kezdve közel áll hozzá a zene és tánc világa.
Beş yaşından itibaren keman dersleri almaya başlamış, ve bu sıralarda müziğe olan tutkusunu keşfetmiştir.Ötéves volt, amikor elkezdett hegedűórákat venni, ekkor fedezte fel a zene iránti szenvedélyét.
Müziğe küstü, uzun ve sıkıntılı bir döneme girerek evine kapandı.A Véres Róka sápadtan és fáradtan érkezett haza, nehéz út állt mögötte.
Suat Suna'nın 3. albümü 1.5 milyonu geçik satışı ile pop müziğe adeta damgasını vurdu.A BMG Music Club összeállításában a 3. helyet kapta másfél milliós eladással.
Lise yıllarında olabildiğince müziğe odaklanmaya başlamış.Gimnáziumi évei alatt kezdett zenéléssel foglalkozni.
1987 yılında MTV sadece metal müziğe özgü olan Headbanger's Ball programını yayımlamaya başladı.1987-ben indította el az MTV a Headbanger’s Ball műsort, mely kizárólag heavy metal klipekre koncentrált.
Bengü 1988 yılında müziğe ara verdi.Az Eloy 1988-ban tért vissza a zenei életbe.
Müziğe olan ilgisinin sonucu olarak 1969 yılında Kunitachi Müzik Yüksekokulu'na kaydolmuştur.Felismerve elhivatottságát, 1969-ben jelentkezett a Kunitacsi Zenei Egyetemre zeneszerző szakra.
1987 yılında MTV sadece metal müziğe özgü olan Headbanger's Ball programını yayımlamaya başladı.Vuonna 1987 MTV aloitti ohjelman Headbanger's Ball lähetykset.
Müziğe 9 yaşında başladı.Hän aloitti musiikin tekemisen yhdeksän vuoden iässä.

İlgili Sayfalar