müziğe ile cümle
müziğe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Dion'un müziği rock ve R&B'den gospel müziği ve klasik müziğe uzanan tarzlardan etkilendi.La sua musica è stata influenzata da generi che spaziano dal rock all’R&B, dal gospel alla musica classica.
Kendi otobiyografi kitabında tanımladığı gibi, genç aktrisin içgüdüsel bir şekilde müziğe yatkınlığı vardı.Nella sua autobiografia il poeta racconta di come la musica suscitava nel suo animo grande commozione.
Müziğe karşı özel bir yeteneği vardır.Aveva un grande talento per la musica.
Aile, müziğe yatkın bir geçmişe sahipti.I tre avevano alle spalle una certa esperienza musicale.
"İleriyi gören bir müziğe" sahip olan şarkı, belirgin bir elektro gitar riff'ini de içerir.Incorpora anche elementi di musica rock, con un importante riff di chitarra elettrica.
Müziğe olan ilgisini fark etti ve eğitim almasını sağladı.Accettò l'offerta e insegnò musica.
Çağdaş müziğe önem verdi.Особое внимание уделяет современной музыке.
1951'den beri amatör olarak ilgilendiği müziğe, 1969'da profesyonel olarak devam etti.Занималась пением с детства, с 1969 — профессионально.
Bu sebepten ötürü istediğim müziğe yol almak için ondan yardım alamadım.Я слушаю музыку не для того, чтобы что-то взять от неё.
Müziğe bu okulda başladı.Музыкой начал заниматься в школе.
Lise yıllarında olabildiğince müziğe odaklanmaya başlamış.С гимназических лет много занимался музыкой.
Ancak müziğe ara verip oğlunu büyütmeye başladı.Теперь она должна встать на ноги и воспитать своего сына.
Don Dokken'ın müziğe karşı daima bir ilgisi vardı.Музыка играла центральную роль в жизни Дона.
Edward Furlong, çocukluğundan beri müziğe ilgi duymaktaydı.Патрик Кумур с детства увлекался музыкой.
Müziğe ek olarak buz hokeyi ile de ilgilenmektedir.К ледовым шоу также записывают и собственную музыку.
Bu dönemlerde müziğe profesyonel olarak ilk adımlarını attı.Он просто наиболее профессионально с самого начала занимался реформами.
Ezzahi hem mandolin çalarak hem de şarkıcılık yapmış, 1963'te müziğe başlamıştır.كان الزاهي مغني وعازف ماندول، بدأ تسجيل الأغاني في عام 1963.
Müziğe, edebiyata ve fotoğrafçılığa olan ilgisi küçük yaşlarda başladı.بدأ الاهتمام بالموسيقى والأدب والتصوير في سن مبكر.
Tul, 12 yaşında yerel bir çocuk müzik grubuna katılmış, müziğe ilgisi buradan başlamıştır.في سن ال12، شاركت تول في الفرقة المحلية للأطفال والتي أدت في النهاية إلى اهتمامها بالموسيقى.
"Müziğe dönmek harika.É incrível estar de volta à música.
Okulun kurulduğu yıllarda hemen hemen tüm müzik okulları öncelikle klasik müziğe odaklanmaktaydı.Na época de sua fundação quase todas as escolas de música eram focadas no ensino da música clássica.
2000 yılında müziğe başlamıştır.Music em 2000.
İlk ses dersini aldı ve tiyatral müziğe olan tutkusunu keşfetti.Ela começou depois a ter aulas de canto e descobriu sua paixão pelo teatro musical.
Dion'un müziği rock ve R&B'den gospel müziği ve klasik müziğe uzanan tarzlardan etkilendi.A música de Celine foi influenciada por gêneros que vão do rock e R&B ao gospel e música clássica.
Bu dans, hemen her tür müziğe uydurulabilir.Dessa forma, ele podia ouvir todo o tipo de música.
Daha sonra yeniden müziğe döndü.Mais tarde também reestreou o Qual É a Música?.
Anouk küçük yaşlardan itibaren müziğe ilgi duyuyordu çünkü annesi bir şarkıcıydı.Anouk, nascida em Haia, começou a se interessar pela música porque sua mãe era uma cantora de blues.
Müziğe erkek kardeşi DCQ ve kızkardeşi Ces'le birlikte kurduğu Urban Thermo Dynamics adlı grupla başladı.O músico começou sua carreira no hip hop no grupo Urban Thermo Dynamics, juntamente com DCQ e sua irmã CES.
Bu müziğe ilk adımı olmuştur.Acho que a primeira música que fizemos foi isso.
Müziğe çok küçük yaşlarda babasının çaldığı saz ezgilerine eşlik ederek başladı.Começou a cantar em uma idade muito precoce utilizando instrumentos de seu pai.
Üniversite öğrencisiyken Mariah Carey sayesinde müziğe ilgi duymaya başladı.Ainda no ensino médio, ela adquiriu admiração pela música através de Mariah Carey.
Bir şekilde kaçıp müziğe yarandım."Eu cresci ouvindo esse tipo de música".
1987 yılında MTV sadece metal müziğe özgü olan Headbanger's Ball programını yayımlamaya başladı.Em 1987, estreou na MTV o programa Headbangers Ball, dedicado exclusivamente a videoclipes de heavy metal.
Müziğe karşı özel bir yeteneği vardır.Ele tinha especial predileção pela música.
Bu sebepten ötürü istediğim müziğe yol almak için ondan yardım alamadım.Eu não estava escrevendo porque eu não queria fazer música que me escapasse disso.
"Pop müziğe yönelen Sibel Can'a Sıla çalımı".«Tio Patinhas em adaptação de Moby Dick».
Müzik gerek sivil gerek askerî müzikte sanat müziğinden hafif müziğe çevrilir.Dessa maneira, a música popular deveria tornar-se o veículo de dissensão política.
Müziğe ilgisi ilkokul çağında başladı.A relação com a música começou cedo.
"İstanbul Fm'den Avrupa Müziğe Kıyak İddiası".«A música em FM».
Onun müziğe yeteneği var.Ele tem um dom para a música.
Müziğe 2004 yılında başlamıştır.Zij begonnen met muziek maken in 2004.
Çünkü Sage müziğe eğlenceden daha çok, sanat olarak bakmaktaydı.Hij zag muziek meer als kunst dan als entertainment.
Tarzı elektronik müziğe benzemektedir.Het genre is Elektronische muziek.
Müziğe profesyonel olarak 1965 yılında gitarist olarak başladı.Vinding begon in 1964 te spelen als professioneel muzikant.
Lise mezunu olduktan sonra ise kendisini tümüyle müziğe verdi.Direct na zijn afstuderen richtte hij zich volledig op de muziek.
1960'ların sonunda müziğe adım atmıştır.Eind jaren zestig besloot hij op te houden muziek te maken.
Grup 2009 yılında müziğe ara vermiştir.De ep kwam uit in 2009 bij Period Music.
Bu müziğe ilk adımı olmuştur.Het was de eerste hit van dit muzieklabel.
2011 yılında, on birinci albümünü yayınladıktan sonra müziğe üç yıllık kısa bir ara verdi.Na de uitgave van hun derde album in 1983 maakte de band een korte stop van twee jaar.
Müziğe erkek kardeşi DCQ ve kızkardeşi Ces'le birlikte kurduğu Urban Thermo Dynamics adlı grupla başladı.Hij vormde samen met zijn broertje DCQ en zijn zusje Ces de groep Urban Thermo Dynamics.
Solo albümlerinden sonra müziğe uzunca bir süre ara verdi.Op zijn eigen albums speelde hij vanaf die tijd alleen maar easy-listeningmuziek.
Daha ilginç olan ise her çıkardığı albümlerin tüm sözü ve müziğe kendisine ait olmasıydı.Wat interessanter was, was dat elk van de albums die hij uitbracht alle teksten en muziek voor zichzelf had.
Ancak on yıllık bir aradan sonra grup "I.V." şarkısıyla müziğe geri döndü.Po 18 latach przerwy, zespół "As" wrócił do nagrywania piosenek.
Onun desteğiyle hayata ve müziğe geri döndü.Wraz z nim powraca do jej życiu muzyka i śpiew.
"Müziğe dönmek harika.Świetnie jest znowu tworzyć muzykę.
Müziğe profesyonel olarak 1965 yılında gitarist olarak başladı.Karierę muzyczną rozpoczął w 1957 jako gitarzysta.
Müziğe bu okulda başladı.Edukację rozpoczęła w szkole muzycznej.
Bu dans, hemen her tür müziğe uydurulabilir.Tancerka powinna zinterpretować odpowiednio każdą zmianę muzyki.
Ancak müziğe ara verip oğlunu büyütmeye başladı.Przestał pić i grać dopiero po odnalezieniu syna.
Çağdaş müziğe önem verdi.Promował głównie muzykę współczesną.