mütevazı ile cümle

mütevazı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Wincenty Kowalski, 11 Eylül 1892'de Varşova'da mütevazı bir işçi ailesinde doğdu.Wincenty Kowalski was born on 11 September 1892 in Warsaw to a family of humble workers.
Vitsin'in oynadığı mütevazı ve sempatik karakterler, izleyicilerin nazik duygularını uyandırdı.Modest and sympathetic characters played by Vitsin evoked kindly feelings of viewers.
Normandiya'da mütevazi bir ailede dünyaya geldi ve ilerlemesini kraliyet lütfuna borçluydu.Born to a humble family in Normandy, he owed his advancement to royal favour.
Örneğin Mısır'da "mütevazı" giyinmeyen kadınlar fahişe gibi algılanabilir. )For example, in Egypt, women who do not dress "modestly" may be perceived as akin to prostitutes.)
Bu haliyle akademi mütevazi bir varoluşa öncülük etti.As such the academy led a humble existence.
Ağır gibi görünen (ancak yaşananların vehametine kıyasla mütevazı kalan) mali tazminatlar koydular.They imposed what appeared to be heavy financial reparations (but in the event were of modest size).
Başlangıçta Tobilevych ailesi mülkü mütevazı bir özel çiftlik olarak tuttu.In the beginning Tobilevych family kept the estate as modest private farm.
Kayzer kendi kişisel fonundan ona 800 dolar gibi mütevazı bir miktar tahsis etti.The Kaiser allotted him out of his own personal fund the humble sum of 800 dollars.
Hilleman güçlü bir adamdı ama aynı zamanda iddialarında mütevazıydı.Hilleman was a forceful man yet at the same time, modest in his claims.
National Gallery'nin başlangıcı çok mütevaziydi.Die Anfänge der Deutzer Gemeinde waren recht bescheiden.
Sarkaçlı Saat: zaman ve mütevazi yaşam.In: Alte Uhren und moderne Zeitmessung.
Taç şövalyeleri mütevazi olurlar.Die Ritterkreuze sind sichtbar zu tragen.
Çok mütevazısın.Tu es très modeste.
Sen mütevazısın.Tu es modeste.
Tom mütevazıdır.Tom est modeste.
Mütevazi kökleri vardı ama yetenekli ve hırslıydı.Il est d'origine modeste mais capable et ambitieux.
Kiralanmış olan daire mütevazi ve karanlıktı.La cage d’escalier était huilée et vernie.
Pettit'in basketbol hayatı ilk dönemlerinde oldukça mütevazi ve sıradan bir şekilde başladı.La carrera de Pettit tuvo un comienzo muy humilde.
National Gallery'nin başlangıcı çok mütevaziydi.Los inicios del Hospicio fueron humildes.
Bu adam çok mütevazı.Quest'uomo è molto modesto.
Taç şövalyeleri mütevazi olurlar.L'ideale Cavaliere della Corona è umile.
Kiralanmış olan daire mütevazi ve karanlıktı.L'abitazione era trasandata, vecchia e buia.
Batman & Robin mütevazi bir finansal başarı elde etti.Batman & Robin ottenne discreti risultati commerciali, ma pessime risposte in termini di critica.
İki mezar da mütevazi olmalarına karşın, çiçeklerle ve komünist rejimin sembolleri ile örtülüdürler.Le loro tombe erano senza pretese, ma tendevano a essere coperte da fiori e simboli del passato regime.
Başarılarımın listesi oldukça mütevazi.Список моих достижений довольно скромен.
Mütevazı olmaya gerek yok!Не надо скромничать!
Mütevazı olmaya gerek yok, güzel yemek yapıyorsun!Не надо скромничать, ты прекрасно готовишь!
Mütevazı Lezzetler.Скромные вкусы.
Orlov ve eşi ABD’de gizli ve mütevazi hayatlarına devam edecektir.Орлов вместе с женой продолжали жить тайно, на нелегальном положении, и скромно в Соединенных Штатах.
Hepburn, tüm hayatı boyunca Hicks'in bir fotoğrafını " mütevazi tutması" için yatak odasında tuttu.احتفظت هيبورن بصورة لهيكس في غرفة نومها طوال حياتها لـ" بتواضعي."
Kamuoyunda mütevazı kişiliğiyle de tanınmaktadır.معتزاً بثقته في شخصي المتواضع.
Benim hedeflerim mütevazi.أهدافي متواضعة.
Belo Horizonte’ye vardıklarında Jones ailesi, üç odalı mütevazı bir ev kiraladı.Após chegar em Belo Horizonte, Jones alugou uma modesta casa de três quartos.
Takip 3.000 £ tutarında mütevazı bir bütçeyle yapıldı ve bir yıl boyunca hafta sonlarında çekildi.Following foi criado com um orçamento de £ 3 000, gravado em fins de semana ao longo de um ano.
Çağdaşları tarafından hoşsobhet, nüktedan, mütevazı, kerim bir zat olarak tanınmıştır.Assim, pode ser classificado rapidamente, como de um humor burlesco, inconsciente.
Ortağı Nazlı ise titiz, soylu bir aileden gelen, mütevazı bir polis komiseridir.Já o irmão é um puxa saco, que tem vergonha da família humilde.
Çocukluk döneminin baronluk ihtişamından uzak, mütevazi bir dairede yaşadı.Teve vida simples e humilde no meio rural do seu município natal.
Ömer Uçar, bir tamirhanede çırak olarak çalışmakta ve ailesiyle birlikte mütevazi bir hayat sürdürmektedir.Nessa atividade trabalha a vida toda, tendo uma modesta vida pública.
Sarayını Süleyman'ın ailesine bırakıp, mütevazi bir evde yaşamaya başladı.Hij verhuisde toen met het gezin naar Aalst, waar een handel werd begonnen.
Takip 3.000 £ tutarında mütevazı bir bütçeyle yapıldı ve bir yıl boyunca hafta sonlarında çekildi.Śledząc miał skromny budżet w wysokości 3000 funtów, kręcony był w weekendy przez ponad rok.
Mihail'in ailesi Paflagonyalı mütevazi köylüydü.Michał pochodził z paflagońskiej rodziny chłopskiej.
Kendisi çok bir mütevazı ve hatta fakirlere layık bir hayat yaşamaya başladı.Rodzina żyła w skromnych, wręcz biednych warunkach.
Asil, sakin ve mütevazi bir kadındır.Cicha, skromna i wstydliwa kobieta.
Mihail'in ailesi Paflagonyalı mütevazi köylüydü.Батько Михайла був бідним селянином.
National Gallery'nin başlangıcı çok mütevaziydi.Zázemí festivalu bylo relativně skromné.
Taç şövalyeleri mütevazi olurlar.Korunní lístky jsou vejčité.
Mütevazi bir ailenin en büyük çocuğudur.Je nejmladším dítětem slavné Jacksonovy rodiny.
Oyun, mütevazı eleştiriler aldı.Kritika ji přijata spíše vlažně.
Diğer Disney Channel oyuncularına göre daha mütevazıdır.Ale vedení Disney Channel ji považovalo za příliš mladou.
Mütevazı Lezzetler.Burete foarte gustos.
Bayanların giydikleri kamizlerin güncel biçimleri geleneksel olan biçimlerden daha az mütevazi yapıdadır.Modelele îmbracate în prezent de către femei sunt ceva mai încărcate decât cele tradiționale.
Kiralanmış olan daire mütevazi ve karanlıktı.A felsőbb szintek lakásai szűkösek és sötétek voltak.
National Gallery'nin başlangıcı çok mütevaziydi.Vanha linnoitus oli Galeriukselle liian vaatimaton.
Asıl tören mütevazıydı ancak hatırasına sikke basıldı ve halka cömertlikle dağıtıldı.De faktiske bryllupsseremonien var beskjeden, men ble feiret på mynter og veldedighet ble delt ut til folket.
Kiralanmış olan daire mütevazi ve karanlıktı.Til og med plateomslaget var mørkt og dystert.
Mütevazi kökleri vardı ama yetenekli ve hırslıydı.Flyene var primitive, men solide og pålitelige.
Sarkaçlı Saat: zaman ve mütevazi yaşam.Artinya, dunia modern diperintah oleh jam dan jadwal.
Hepsi çok mütevazi ve ilkel...".Semuanya terasa sangat mudah dan alami."
İki mezar da mütevazi olmalarına karşın, çiçeklerle ve komünist rejimin sembolleri ile örtülüdürler.Những ngôi mộ khá khiêm tốn, nhưng thường được phủ hoa và các biểu tượng của chế độ của họ.
Belo Horizonte’ye vardıklarında Jones ailesi, üç odalı mütevazı bir ev kiraladı.ベロオリゾンテに到着した後、ジョーンズ一家は3つの寝室を持つ質素な家を借りた。

İlgili Sayfalar