mütevazı ile cümle

mütevazı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Orlov ve eşi ABD’de gizli ve mütevazi hayatlarına devam edecektir.Orlov and his wife continued to live secretly and modestly in the United States.
Mütevazı pil ömrü, diğer Palm modellerine kıyasla Tungsten T3'ün en büyük eleştirisidir.The modest battery life is the largest criticism of the Tungsten T3 compared to other Palm models.
Mütevazi kökleri vardı ama yetenekli ve hırslıydı.He was of humble origin, but able and ambitious.
Ama yaşamı gayet mütevazı idi ve bunun için "cimri" olmakla nitelendirmekte idi.He was well on in life when his method of prayer was questioned.
Pettit'in basketbol hayatı ilk dönemlerinde oldukça mütevazi ve sıradan bir şekilde başladı.Pettit's basketball career had humble beginnings.
17,5 milyon dolarlık film mütevazi bir gişe başarısı gösterip 23 milyon dolar kazandı.The $17.5 million film was a modest box office success, with $23 million worldwide receipts.
Ev eşrafı, ona Misenum yakınlarında mütevazı bir mezar yaptırıdı.Her household later on gave her a modest tomb in Misenum.
Taç şövalyeleri mütevazi olurlar.The knight brethren were nobles.
Anlattığı hikâyeler samimiyetle yazdığı esprili ve mütevazı olan günlüğünden alınmıştır.He has said that his character gets a balance of serious and humorous storyline which he enjoys.
Sarkaçlı Saat: zaman ve mütevazi yaşam.Man of Constant Sorrow: My Life and Times.
Olabildiğince mütevazi bir şey.It's all incredibly humble material.
Daha mütevazi bir ev kiralarsınız.You'd rent a smaller home.
İşte bina. Gerçekten mütevazı görünüyor.So here is the building; it looks rather unassuming, really.
Ama diğer tümörlerde ve kanser çeşitlerinde, sadece mütevazi gelişmeler oldu.But for other tumors and cancer types, the improvements have only been modest.
Yapılabilecek en kötü röportaj, mütevazı kimselerle yapılandır.The worst interviews that you can ever have are with people who are modest.
"Bu benim mütevazı isteyenler için yeteri kadar harika," Mr. Thomas Marvel söyledi."It's quite wonderful enough for my modest wants," said Mr. Thomas Marvel.
Ben finansal yükleri hafifletecek mütevazi bir teklifle geldim.I come to you with a modest proposal for easing the financial burden.
Ve burada, başta yaptığım mütevazi teklifime geliyoruz.And this brings me to my modest proposal.
Diplomat Park çok mütevazidir ve her kelimesine dikkat eder.Oh my! Instructor Park, he is so humble and doesn't speak lightly.
Mütevazi mi?He doesn't speak lightly, he is humble?
Çok mütevazı ve harika bir insan.He's a very humble and wonderful human being.
Bu mütevazı küçük bir uygulama.This is a modest little app.
Daha büyük bir gizem mütevazi ampulün 'kasıtlı eskitme'nin nasıl ilk kurbanı olduğudur.A much bigger secret is how the humble lightbulb became the first victim of planned obsolescence.
Aslında mütevazi bir yaklaşımım var.I take the sort of humble approach,
Beynin karmaşıklığı karşısında mütevazı ama cesur olanlar; gelecek sizleri bekliyor.And so for those who are undaunted, but humbled by the complexity of the brain, the future awaits.
Oldukça mütevazi bir yerdir.It's just a casual place.
Aynı zamanda çok da mütevazi.TM: He's really modest, too.
Mütevazi bir görev.That's our modest role.
Derin deniz mürekkep balıklarının görsel çekiciliği ve mütevazi görünüşü üzerine bir konuşma yaptım.(Laughter)
Mendeleev'in saf dehası bu mütevazı karakterle ortaya çıkıyor.From that unassuming placeholder springs the raw brilliance of Mendeleev.
Yaratıcı, meydan okuyucu, motive ve mütevazi olacaksınız.You'll be challenged, inspired, motivated and humbled.
Sizinle daha mütevazi bir konudan bahsetmek istiyorum.I want to take something rather humble to discuss.
Mütevazi bir patates. Bunları hazırlamak için epey zaman harcadım ben --25 yıl--The humble potato -- and I've spent a long time, 25 years, preparing these.
Bir örnek vereyim. 2004'te MoMA'da yapılan "Mütevazı Şaheserler" sergisi.Just to give you an example: this is the exhibition, Humble Masterpieces, as it was at MoMA in 2004.
Ben minicik, önemsiz, mütevazi bir karbon yığınıyım.I am a tiny, insignificant, ignorant bit of carbon.
O kadar mütevazı ki, düz bile yürüyemiyor.He's so humble he can't even walk forwards.
Mütevazi bir yemek fiyatına... ...Roma Tarihini edinebilirsiniz. kitaplar tohum gibidir:For the price of a modest meal... ...you get the history of Rome. Books are like seeds:
Daha mütevazi bir büyüme yolunda gibiler sanki.They seem to go in a more humble growth way, you know.
Fakat oldukça mütevazi bir kökene sahiptir.But it too had humble beginnings.
Bu yüzden ona düşünebildikleri en mütevazı, en yavan, en acınası ünvanı vermek istiyorlardı.So they wanted to give him the humblest, meagerest, most pathetic title that they could think of.
Ve sana uyan mü'minlere kanadını indir (onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran).And take those believers under your wing who follow you.
İnananlardan sana uyanlara karşı kanadını indir, mütevazi ol.And take those believers under your wing who follow you.
(Ey Muhammed!) O ihlaslı ve mütevazi insanları müjdele!Give good tidings to those who bow in obedience to God,
O ihlaslı ve mütevazi insanları müjdele!And give thou good tidings unto the humble
Mü'minlere kanadını indir, (onlara karşı mütevazi, şefkatli davran).And lower your wings for the believers (be courteous to the fellow-believers).
Mütevazı bir takım olsa da, bu Arnavutluk'un Olimpiyatlardaki en büyük temsil edilişi.Even though it is a modest team, this is the biggest ever-Albanian representation at the Olympics.
Tüm saygımız ve mütevazılığımızla, matador olmak istiyoruz."We would like to be, with all due respect and very humbly, the torero."
Ramazan'da, mütevazılık ve vermek başlıca Bosna geleneklerini oluşturuyor.During Ramadan, modesty and giving are the main Bosnian traditions.
Mabet, büyük olmaktan ziyade mütevazı bir ibadet yeri olarak tanımlanabilir.The shrine itself is not extensively large, but may rather be described as a modest chapel.
1991'de DOHC versiyonu ile değişiklik mütevazı bir şekilde geliştirildi.It was only modestly improved by the change to the DOHC version in 1991.
SAK'daki genetik faktörlerin prognozu etkilediğine dair mütevazı kanıtlar da vardır.There is also modest evidence that genetic factors influence the prognosis in SAH.
Tamamen çocuk şarkısından oluşuyordu ve bu albümü mütevazı bir başarıyı yakaladı.It consisted entirely of children's song and was met with modest success.
Çaçuna İdari Koruma Alanı, bölgenin mütevazı büyüklüğüne rağmen oldukça farklı bir floraya sahiptir.The Chachuni Managed Reserve has quite diverse flora despite modest size of it territory.
Siyasi kariyeri mütevazı bir şekilde başladı.His political career had a modest start.
Papatya ortalama besin maddesi statüsüne sahip topraklarda büyüyebilen mütevazı bir bitkidir.Chamomile is a humble plant that can grow on soils with mean nutrient status.
Kısıtlamaların amacı, bu tür bir etkileşimi mütevazı bir düzeyde tutmaktır.The objective of the restrictions is to keep such interaction at a modest level.
Kocasına sadık ve inanılmaz güzelliğine rağmen mütevazidir.She is loyal to her husband and is modest, despite her incredible beauty.
Chadid, 11 Ekim 1969'da Kazablanka'da mütevazı bir Faslı ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.Chadid was born October 11, 1969 in Casablanca to a humble Moroccan family.
Normandiya'da mütevazi bir ailede dünyada geldi ve ilerlemesini kraliyet lütfuna borçluydı.Born to a humble family in Normandy, he owed his advancement to royal favour.
Linnaeus'un işi, babasınınkine kıyasla mütevazıydı.Linnaeus' work was modest in comparison to that of his father.

İlgili Sayfalar