müstesna ile cümle

müstesna kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bir kent inansa da imanı kendisine yarar sağlasa ya! Yûnus'un kavmi müstesna.Why, was there never a village that believed and its belief benefited them?
Gecenin bir yerinde aileni götür. İçinizden hiç kimse geri kalmasın; karın müstesna.Depart with your family in the watch of the night and let none of you turn round, except your wife.
Seçtiği bir elçi müstesna. Çünkü O, resulünün önünden ve arkasından gözetleyiciler yürütür.except only to a Messenger that He has chosen, and He sends guardians before him and behind him,
Allah'ın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz.If it was not for the Bounty of Allah and His Mercy, all but a few of you would have followed satan.
Allah, zulüm gören müstesna, kötü sözün apaçık söylenmesini sevmez ve Allah duyar, bilir.God does not love public accusation unless one is truly wronged. God is All-hearing and All-knowing.
Eşleri yahut akitleri aracılığıyla sahip bulundukları müstesnadır.except with their spouses and slave-girls.
Süslerini/zînetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar.Let them cover their breasts with their veils.
Ancak yakın dostlarınız için örfe uygun bir vasiyette bulunmanız müstesnadır.However, you may show kindness to your guardians.
Ancak haram oldukları size okunacak olanlar müstesna.Hunting is not lawful for you during ihram (a part of the rituals during pilgrimage).
Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan karın müstesna" dediler.We will rescue you and your family except your wife who will remain behind.
Ancak dostlarınıza bir maruf (uygun bir vasiyet) yapmanız müstesnâdır.However, you may show kindness to your guardians.
Ancak izin verdiği kimseninki müstesna.The angels cannot intercede. They are always submissive to their Lord.
Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız müstesna, yani dostunuza vasiyetle bir mal bırakabilirsiniz.However, you may show kindness to your guardians.
Biz de onu ve ailesini kurtardık. Karısı müstesna.So We saved him and his family -- except for his wife.
Ancak haram oldukları size okunacak olanlar müstesna. Şüphesiz Allah dilediği hükmü verir.You are forbidden to kill game while you are on a pilgrimage -- God commands what He will.
Yapı, müstesna vakıflar arasında yer alan Celâliye Vakfı'na aittir.Dieser ist jedoch nur eine von verschiedenen möglichen Bauformen des HTR (siehe unten).
İkincisi İbn Arabi'nin farklı ve daha müstesna yapısıdır.La seconda versione è quella di Ibn Arabī che differisce.
Sultan Melikşâh çok hâlim-selîm, affedici, fakat devlet ve millet işlerinde ciddî, müstesna bir şahsiyetti.Il popolo è sì devoto, ma solo esteriormente (pellegrinaggi, culto delle reliquie e delle indulgenze).
Hem ahlakı, hem kadınlığı itibarıyla kadınların müstesnasıdır." demişti.Капризный, взбалмошный; все домашние, не исключая жены, трепетали перед ним!»
"Onlar, bazı müstesna varlıklar dışında kimseye görünmezler."Weer anderen (waaronder gelovigen) zagen niets.
Hem ahlakı, hem kadınlığı itibarıyla kadınların müstesnasıdır." demişti.Denne evnen finnes både hos kvinner og menn, men bare kvinner har lov til å drive med den.
"Onlar, bazı müstesna varlıklar dışında kimseye görünmezler."みこと以外の者の目には姿が映らない。
Sultan Melikşâh çok hâlim-selîm, affedici, fakat devlet ve millet işlerinde ciddî, müstesna bir şahsiyetti.况复仙台永别,无复箫声;傅母长归,唯留琴曲。
Sultan Melikşâh çok hâlim-selîm, affedici, fakat devlet ve millet işlerinde ciddî, müstesna bir şahsiyetti.혜민서는 활인서와 마찬가지로 서민에게 혜택을 주는 기관이었으나, 한양의 백성에게만 혜택을 주는 한계가 있었다.
Eser özellikle güneydoğu slav halklarının orta çağ tarihini aydınlatması sebebiyle müstesna bir yere sahiptir.Nije sporno jedino da je bio podrijetlom iz srednjovjekovne Slavonije.
Eski kuantum kuramı, müstesna Zeeman tesirini açıklayamamıştır.Vaid kiviterrasside vanust ei saanud ilma kahtluseta selgitada.
Orası böylesine güzel bir yerdir. Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.Đó là một nơi tươi đẹp, miền hoang dã tuyệt vời nhất mà tôi từng tới.
Orası böylesine güzel bir yerdir. Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.이곳은 매우 아름다운 곳입니다. 제가 가본 곳들 중 가장 멋진 야생 지역입니다.
Orası böylesine güzel bir yerdir. Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.זהו מקום כה יפה. זה המקום הפראי הכי מדהים שאי-פעם ביקרתי בו.
Orası böylesine güzel bir yerdir. Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.إنه مكان جميل. أنه المكان الأكثر إذهالاً الذي رأيته في حياتي
Orası böylesine güzel bir yerdir. Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.カナダ人が イギリスを引き離せる場所-
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.Alam liar paling mengagumkan yang pernah saya lihat.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.Cel mai impresionant ținut sălbatic pe care l-am văzut vreodată.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.C'est l'endroit le plus étonnamment sauvage que j'ai pu voir.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.De meest fantastische wildernis waar ik ooit was.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.Den mest slående vilda plats jag någonsin varit på.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.Det er det mest fantastiske vilde sted, jeg nogensinde har været.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.É o lugar selvagem mais deslumbrante em que alguma vez estive.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.Es el lugar más increíblemente silvestre en el que he estado.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.Es ist die atemberaubendste Wildnis, an der ich je war.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.È una delle aree selvatiche più straordinarie in cui sia mai stato.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.Ez a legelképesztőbb hely, ahol valaha jártam.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.Najbardziej zachwycające i dzikie, jakie kiedykolwiek widziałem.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.Είναι το πιο εκθαμβωτικά άγριο μέρος στο οποίο έχω βρεθεί.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.Това е най-невероятното дивно място, където съм бил.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.Це приголомшливо дике місце - найдикіше з усіх, що я бачив у житті.
Orası bulunduğum en müstesna yabani yerdir.Это самое потрясающе дикое место из всех, что я когда-либо видел.
Ve en müstesna yağ büyüdü;A vyrástli sme väčšinu menej tuku;
Ve en müstesna yağ büyüdü;A vyrostli jsme většinu méně tuku;
Ve en müstesna yağ büyüdü;Dan telah tumbuh paling jarang lemak;
Ve en müstesna yağ büyüdü;En zijn gegroeid meeste ongemeen vet;
Ve en müstesna yağ büyüdü;És nőtt leginkább ritkán kövér;
Ve en müstesna yağ büyüdü;E sono cresciuti più raramente il grasso;
Ve en müstesna yağ büyüdü;E tem crescido mais raro de gordura;
Ve en müstesna yağ büyüdü;Et ont grandi plus rare graisse;
Ve en müstesna yağ büyüdü;In so zrasli najbolj občasno maščobe;
Ve en müstesna yağ büyüdü;I wzrosła najbardziej niezwykle tłuszczu;
Ve en müstesna yağ büyüdü;Ja on kasvanut eniten melko rasvaa;
Ve en müstesna yağ büyüdü;그리고 가장 쓰시 지방 성장;
Ve en müstesna yağ büyüdü;Och har vuxit mest ovanligt fett;

İlgili Sayfalar