Ana içeriğe geç
Sözlük

müstakbel ile cümle

müstakbel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ben müstakbel karımı görüyorum.I see my future wife.
Leo Bill, Hamish Ascot rolünde, Alice'in müstakbel nişanlı adayı.Leo Bill as Hamish Ascot, Alice's would-be fiancé.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır."Marriage shall be entered into only with the free and full consent of the intending spouses.
Sen Shinhwa Grubunun müstakbel gelini oldugunu mu düsünüyorsun gercekten?So you mean you're really the future daughter-in-law of ShinHwa?
Galiba zengin bir müstakbel damati oldugu dogruydu.I guess it was true that she had a rich future son-in-law!
Müstakbel gelinin takdimi için mükemmel bir resim.Nevertheless, Henry still wanted to know what she looked like.
Buranın müstakbel hanımı olarak, gününü göstereyim mi?Shall I go and give her a piece of my mind as the first lady to-be? Hey, hey! Oh geez!
Müstakbel gelinimizin yüzü neden böyle asıkmış bakalım ?Why does a bride-to-be's face look so upset?
Müstakbel santrallerin her biri 5 megawatt'a kadar kapasiteye sahip olacak.Each of the future stations should have an installed capacity of up to 5 megawatts.
Kosovalı Sırplar, müstakbel cumhurbaşkanının yaşam şartlarını iyileştirmesini umut ediyorlar.Kosovo Serbs hope the future president will improve living conditions.
Müstakbel meclis ve hükümet, nihai statü konulu müzakerelere başladığımızda da görevde olacak."The future assembly and government will also be in charge when we start talks on final status."
Basında çıkan haberlere göre, müstakbel anlaşmanın fiyatı 750 milyon avroya ulaşabilir.According to media reports, the price of the future deal could reach 750m euros.
Haberde yer alan tedbirler iki müstakbel AB üye ülkesindeki bazı kesimleri kızdırdı.The reported measures have angered some in the two incoming EU member states.
Müstakbel bir dünya şampiyonu şimdiki şampiyonu yener.A future world champion defeats the reigning champion.
Bu süre zarfında müstakbel eşi Victoria ile tanıştı.During this time, Galustyan also met his future wife, Victoria.
Banach'ın müstakbel eşi Łucja Braus ile tanışması da Steinhaus aracılığıyla oldu.It was also through Steinhaus that Banach met his future wife, Łucja Braus.
2020 yılında Libya el-Mustakbel (Libya Gelecek) Hareketi'ni kurdu. [1]In 2020, he founded Libya al-Mustakbal (Libya Future) Movement.[3]
Orada, Caen'de müstakbel eşi Louise Poulain d'Andecy ile tanıştı ve 20 Nisan 1881'de evlendiler.There, in Caen, he met his future wife, Louise Poulain d'Andecy and on 20 April 1881, they married.
Müstakbel çiftin ebeveynleri, çocukları için ideal bir eş belirlemeye yardımcı olur.Parents of the potential bridal couple help identify an ideal partner for their child.
Müstakbel kocası, kuzeni Maine Dükü Louis-Auguste tarafından temsil edildi.Her husband-to-be was represented by her cousin, Louis-Auguste, Duke of Maine.
1934 yılında müstakbel kocası Misak Manuşyan ile tanıştı.She met her future husband Missak Manouchian in 1934.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır."Eine Ehe darf nur bei freier und uneingeschränkter Willenseinigung der künftigen Ehegatten geschlossen werden.
Müstakbel eşini faziletli kadınlar arasından seçecektir.Sie wird unter den Ortsbewohnern als seine künftige Ehefrau gehandelt.
Rodrigo Malcom'u gayet yakından iyi karşılar ve Elena'yı müstakbel eşi olark ona takdim eder.Malcolm kommt dazu und Rodrigo stellt ihm Elena als seine künftige Braut vor, mit der er sich verbinden will.
Müstakbel eşini faziletli kadınlar arasından seçecektir.Elle peut choisir son mari parmi ses prétendants.
Rodrigo Malcom'u gayet yakından iyi karşılar ve Elena'yı müstakbel eşi olark ona takdim eder.Malcolm llega para unirse a los Highlanders y Rodrigo presenta a Elena como su futura novia.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır."Il matrimonio potrà essere concluso soltanto con il libero e pieno consenso dei futuri coniugi.
Hıçkıdık'ın nişanlısı, Kayıtsız Zebella'nın müstakbel gelinidir.Contessa di Olanda, Olimpia è promessa sposa di Bireno.
Müstakbel eşini faziletli kadınlar arasından seçecektir.سيختار زوجته المستقبلية من بين النساء الفاضلات.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır."ولا يتم الدخول في الزواج إلا بموافقة حرة ووافية من الزوجين المعنيين".
Bunun üzerine anlatıcı altı sene önce tanıştığı müstakbel gelinle ilgili bir şeyler yazmaya karar verir.لذلك فإن القاص قرر أن يكتب أشياء خاصة بعروس المستقبل الذي تعرف عليها من قبل ستة سنوات .
Hıçkıdık'ın nişanlısı, Kayıtsız Zebella'nın müstakbel gelinidir.Brian: Um judeu comediante desempregado, noivo de Neusa.
Fakat müstakbel gelin olan Semele bu gelecek evliliğe pek hoşnut gözle bakmaktadır.Zij ziet verwachtingsvol uit naar haar aanstaande huwelijk.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır."Konwencja stwierdza, że małżeństwo może być zawarte tylko za pełną i swobodną zgodą przyszłych małżonków.
Papageno da küçük sevgili müstakbel karısını görmeyi arzu etmektedir.Gerast spieszy się do swej przyszłej młodej żony.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır."Äktenskap får endast ingås med de blivande makarnas fria och fulla samtycke.
Müstakbel eşi veliaht Louis-Auguste çok utangaçtı.Dennes ättlingar med Augusta Kunckel blev synnerligen talrika.
Bunun üzerine anlatıcı altı sene önce tanıştığı müstakbel gelinle ilgili bir şeyler yazmaya karar verir.Він не має змоги поїхати і починає писати розповідь про те, наречену, якою він її пам'ятає 6 років тому.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır."2. Avioliiton solmiminen tapahtukoon vain tulevien aviopuolisoiden vapaasta ja täydestä suostumuksesta.
"İngiltere'nin müstakbel başbakanının Türk dedesinden parasızlık mektubu"."The lobby behind Turkey's prime minister".
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır."Ekteskap må bare inngås etter fritt og fullt samtykke av de vordende ektefeller.
Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır."Право да избират се дава само на жените майки със законен брак.
Fakat müstakbel gelin olan Semele bu gelecek evliliğe pek hoşnut gözle bakmaktadır.Tým dáva najavo svoj záujem o budúci sobáš.
Müstakbel eşini faziletli kadınlar arasından seçecektir.Naročnik med njimi izbere svojega bodočega sodelavca.
Buranın müstakbel hanımı olarak, gününü göstereyim mi?A ház jövendő asszonyaként ne tanítsak neki egy kis jómodort? Hé! Jézus!
Buranın müstakbel hanımı olarak, gününü göstereyim mi?Ar trebui sa merg sa-i spun cateva, in calitate de prima-doamna? Hei, hei! O doamne!
Buranın müstakbel hanımı olarak, gününü göstereyim mi?Come futura proprietaria, non dovrei andare a dirle come la penso?
Buranın müstakbel hanımı olarak, gününü göstereyim mi?¿Debería ir y demostrarle como ser-la-primera-dama? ¡Hey, hey! ¡Oh, cielos!
Buranın müstakbel hanımı olarak, gününü göstereyim mi?Để tớ lấy thân phận bà chủ mẫu mực giáo huấn cho cô ta một lát. Này, này! Ôi.
Buranın müstakbel hanımı olarak, gününü göstereyim mi?Devrais-je aller lui dire le fond de ma pensée ? Hé, hé ! Mon Dieu !
Buranın müstakbel hanımı olarak, gününü göstereyim mi?Měla bych jí, jako budoucí paní domu, dát lekci? Hej! Hej!
Buranın müstakbel hanımı olarak, gününü göstereyim mi?Sebagai calon istri, Haruskah aku mengajarinya? Hei! Hei!
Buranın müstakbel hanımı olarak, gününü göstereyim mi?А раз я будущая хозяйка, не поставить ли её на место?
Buranın müstakbel hanımı olarak, gününü göstereyim mi?Ще й покажа правилния път, нали ще бъда първата дама? Хей, ти! По дяволите!
Buranın müstakbel hanımı olarak, gününü göstereyim mi?كسيدة المنزل المستقبلية, أيجب علي تتلقينها درساً؟ أنتِ أنتِ
Cristina'dan gittikçe daha çok hoşlanmaya başladım. Sen ve müstakbel eşin için de çok sevindim.Asi,...estoy muy feliz por ti y por tu futuro esposo.
Galiba zengin bir müstakbel damati oldugu dogruydu.Banuiesc ca era adevarat faptul ca avea un viitor ginere bogat.
Galiba zengin bir müstakbel damati oldugu dogruydu.Credo fosse vero che aveva un ricco futuro genero.
Galiba zengin bir müstakbel damati oldugu dogruydu.Gondolom, hogy tényleg igaz, hogy volt egy gazdag jövendőbeli veje.
Galiba zengin bir müstakbel damati oldugu dogruydu.Ich denke, es ist wahr, dass sie einen reichen zukünftigen Schwiegersohn hat.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod