müslümanlar ile cümle
müslümanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Müslümanlar, Muhammed'in eşlerini bir saygı ifadesi olarak "Mü'minlerin anneleri" olarak ifade ederler.Soțiile Profetului sunt acceptate de către musulmani ca Mamele Credincioșilor (Ummahāt ul-Muʾminīn).
Yarmuk Savaşı'ndan sonra Müslümanlar kuzey bölgelere Suriye'nin derin içlerine yürüyüşe geçtiler.După ce cuceriseră Emesa, musulmanii s-au îndreptat spre nord pentru a cuceri întreaga zona nordică a Siriei.
Cuma, Müslümanlarca önemli bir toplanma günüdür.Era într-o vineri, ziua sfântă a musulmanilor.
Antlaşma şartlarına göre Kudüs Müslümanların kontrolünde kalacaktı.Cu toate acestea, ca obligație religioasă, djihad-ul viza pe orice musulman.
Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar ikinci şehirde yaşarlar.Între musulmani, creștini și evrei domnește armonia.
Müslümanlar, 222,282 kişiyle nüfusun 3%'ünü oluşturmaktadır.Musulmanii, în număr de 222.282, sau 3% din populație, formează al treilea grup religios ca dimensiuni.
Şimdi Müslümanlar çoğunlukta.Többnyire muzulmánok.
Cuma, Müslümanlarca önemli bir toplanma günüdür.A muzulmánok számára a péntek szent nap.
Bu muharebe Müslümanlarca kazanılmıştır.A csata a muzulmánok győzelmével zárult.
Müslümanlar tarafından Cennet'ten indiğine inanılır."Azt mondják, csak a muzulmánok jutnak a mennyországba.
Şehir 651'de Arap Müslümanlar tarafından alındı.658-ban a várost elfoglalták az arabok.
Müslümanlarla Yahudilerin Hristiyanlaştırılmasını hedeflenmişti.A muszlimoknak megtiltotta, hogy a zsidókkal kereskedjenek.
Çarpışmalar öğleden sonra üç buçuk gibi sona erdi ve Müslümanlar geri çekildi.A csata este nyolc óra körül ért véget, és éjszaka az osztrákok visszavonultak.
Müslümanlar için dupatta çadur ve burkaya göre daha az zorlayıcı bir alternatiftir.Egy muzulmán nő számára a dupatta egy kevésbé fontos tartozék a csador vagy burqua mellé.
Uzun yıllar Hristiyanlarla Müslümanlar Kiliseönü Mahalleninde barış ve uyum içinde yaşamışlardır.A balkáni muzulmán és keresztény cigányok békésebb időkben gyakran imádkoznak egymás templomaiban.
Müslümanlar, Muhammed'in eşlerini bir saygı ifadesi olarak "Mü'minlerin anneleri" sıfatıyla ifade ederler.A muszlimok, úgy ahogyan a Próféta többi feleségét, édesanyjukként tisztelik.
Müslümanların evleri tek tek aranarak Ermenilere ait malları kendilerine verilmek üzere toplattı.A muzulmánoknak a vagyonukhoz mérten kell adományokat adni.
Müslümanların romanları olsaydı, bu kötü hallere düşmezlerdi.Így amikor a muszlim hódítók megérkeztek, nem is számíthattak a nép lojalitására.
Yöreye müslümanların yerleşmesi 17. yüzyılda gerçekleşti.Muzulmán zarándokok építették a 17. században.
İlçede Müslümanlara ait koğuşlar bulunmaktadır.Vallási rendőrségek a konzervatív muzulmán országokban léteznek.
Halihazırda Müslümanlar Çin'de büyük bir azınlık grubu oluşturmaktadır.A muszlimok Afrikában kis királyságokat alkottak.
Müslümanlara göre, Muhammed, cennete ilk çıktığında Kudüs’ten geçti.A muszlim hagyomány szerint ezen a helyen imádkozott Mohamed, mielőtt a mennybe szállt.
1936, 1969, 1987 ve son olarak 1994'te yeniden inşa edilmiştir. Makedonya Müslümanları1949-ben, 1965-ben, 1983-ban, 1994-ben és 2006-2007-ben a templomot ismét fölújították.
Cuma, Müslümanlarca önemli bir toplanma günüdür.Perjantai on muslimien pyhäpäivä.
Muslümanların oranı 20.44% dür.Alueen järvisyys on 20,44 %.
Bugün bu yapılar Müslümanlar tarafından en kutsal üçüncü bölge olarak kabul edilmektedir.Nykyisin enemmistö muslimeista pitää aluetta islamin kolmanneksi pyhimpänä paikkana.
Müslümanlar için en kutsal ikinci mekandır.Kaksi ensimmäistä ovat muslimien pyhimmät moskeijat.
Müslümanlar ve Ortodoks Hıristiyanlar vardır.Lisäksi on kristittyjä ja muslimeja.
Ey Müslümanlar, rahatlamayın!Komu, Eija: Älä suostu pimeyteen!
Bu muharebe Müslümanlarca kazanılmıştır.Taistelu päättyi muslimien voittoon.
Müslümanlar Pirene Dağları'na kadar ilerlemişlerdi.Ranskalaiset olivat pysäyttäneet muslimien etenemisen Pyreneille.
Çarpışmalar öğleden sonra üç buçuk gibi sona erdi ve Müslümanlar geri çekildi.Taistelut kestivät hiljenivät noin klo 20.00 ja venäläiset vetäytyivät.
1975 - Beyrut'ta Hristiyan ve Müslümanlar arasında iç savaş başladı.Täysimittainen sisällissota alkoi huhtikuussa 1975 kristittyjen falangistien ja palestiinalaisten välillä.
Bosnalı müslümanlar ise doğrudan saray hizmetine alınıyorlardı.Kiinaan päässeet jesuiitat onnistuivat menestyksellisesti palvelemaan keisarin hovissa.
Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar tarafından bir peygamber olarak kabul edilir.Joona on juutalaisten, kristittyjen ja muslimien kunnioittama profeetta.
Bunun sebebi, hayatta kalan Yahudi ve Müslümanların şehre geri dönüşünü engellemekti.Hän antoi ristiritarien karkottamien muslimien ja juutalaisten palata takaisin asuinsijoilleen.
Müslümanların bayramıdır.Muslimihäät Intiassa.
Adada yaşayan toplumun yaklaşık %98'ini Müslümanlar oluşturmaktadır.Noin 98 prosenttia väestöstä on islaminuskoisia.
Bölgede Müslümanlar çoğunluktadır.Tästä huolimatta muslimit säilyivät alueen enemmistönä.
Şimdi Müslümanlar çoğunlukta.Useimmat ovat muslimeita.
Hicretin ilk zamanlarında Müslümanların kıblesi Kudüs idi.Muslimien rukoussuunta lieneekin alun perin ollut Jerusalem.
Müslümanlar, Muhammed'in ölümünden sonra kendilerine bir halife seçtiler.Islamin oppineet ovat koonneet ne Muhammadin kuoleman jälkeen.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Muslimin tulisi suorittaa rukous viidesti päivässä.
Bazı yerli Müslümanlar da ekmek, üzüm ve para vererek yardımda bulundular.Επίσης, οι Άγγλοι παρείχαν κίνητρα για την παραγωγή ελαιολάδου, σιτηρών και κρασιού.
Köyde Müslümanlar ve Hıristiyanlar yaşamaktadır.Στα Κιμμέρια κατοικούν χριστιανοί και μουσουλμάνοι.
Müslümanlar 3.000 kişilik bir ordu oluşturdular.Οι Τούρκοι παρατάσσουν στρατό 23.000 αντρών.
Medineli Müslümanlar sonraki yıl 75 kişi olarak geri döndüler.Τα επόμενα 80 χρόνια οι επισκοπές ανήλθαν σε 25.
Müslümanlar İspanya'ya Endülüs adını verdiler.Οι Ισπανοί προσάρμοσαν το όνομα σε ajolote (αχολότε).
Müslümanlara, cennetten çıkış kıssasına inanmak -Kur'an'da geçtiğinden ötürü- farzdır.De troende gør korsets tegn foran ikonerne, og beder om den helliges forbøn.
1975 - Beyrut'ta Hristiyan ve Müslümanlar arasında iç savaş başladı.1974 - Borgerkrig i Beirut mellem kristne og muslimer.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Muslimer er forpligtet til at bede fem tidebønner (salat) hver dag.
Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar ikinci şehirde yaşarlar.Jøder, kristne og muslimer lever her.
Danimarka nüfusunun %4'ü Müslümandır ki Müslümanlar Danimarka'nın ikinci büyük dini topluluğunu oluştururlar.Med godt 5 % af befolkningen udgør muslimerne Danmarks næststørste religion.
3 Ağustos - Yahudiler ve Müslümanlar İspanya'dan atıldı.Alle muslimer og jøder fordrives fra Spanien.
Danimarka'da yaşayan Müslümanlara böyle davranılmasının sebebi var.9 muslimer fortæller: Sådan er det at være muslim i Danmark.
Alman solcular ve müslümanlar, İsrail'i açıktan desteklediği için şirketi eleştiriyorlar.Jøder og muslimer har flere gange kritiseret Axel Springer for åbent at støtte Israel.
Müslümanları dışlamayacak şekilde karikatürler de buna dahildir. "Deltagerne inkluderer såvel muslimer som ikke-muslimer.
Adadaki en büyük dini azınlık ise Türk kökenli olan Müslümanlardır.Den vigtigste religiøse minoritet er den muslimske.
Bu iki karakter Urmiye’de yaşayan Müslümanlara karşı acımasızlığıyla öne çıkmaktadır.For de to mænd er hinandens indædte modstandere i det muslimske miljø.
Ama ortalığı kerih bir koku sardı ve Müslümanlar rahatsız oldular.Den musikalske smag forandredes, og de blev umoderne.