müslümanlar ile cümle
müslümanlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Vanaf dat moment zouden moslims verplicht zijn vijfmaal per dag de salat te verrichten.
Bazı Müslümanlarca bu kişi Muhammed'dir.Voor veel moslims is dit een taboe.
Din İşleri Dairesi Müslümanların dinî ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmaktadır.De organisatie wil de belangen behartigen van voormalige moslims.
Dolayısıyla Müslümanlar, bu duruma çok üzülmüşlerdi.Kortom: de Moslimstaat kreeg het flink te verduren.
Tahminlere göre Müslümanlar tespihi Budistlerden almışlar.Men vermoedt dat de moslims de tasbih van de boeddhistische mala hebben overgenomen.
Fransa'da yaşayan Müslümanların sayısı konusundaki varsayımlar oldukça değişkendir.De mate waarin Chinese moslims vrome gelovigen zijn kan sterk variëren.
Köyde Müslümanlar ve Hıristiyanlar yaşamaktadır.Er wonen zowel moslims als christenen op het eiland.
Muslümanların oranı 20.44% dür.De abundantie op Aarde bedraagt 20,84%.
Ama önceleri bölgedeki Müslümanlar bunları tedarik etmekten kaçınmaktaydılar.Moslims wilden ze daarentegen sparen.
Müslümanlar için en kutsal ikinci mekandır.Het is de tweede heilige stad van de islam.
Şimdi Müslümanlar çoğunlukta.Tegenwoordig zijn veel Maleiers moslim.
Şiirler söyleyerek Kureyşlileri Müslümanlara karşı kışkırttı.In het artikel verweet hij hen dat ze moslimkinderen angst aanjagen.
İntihar etmemiş olarak ölen bir Müslüman için yapılan her işlem intihar eden Müslümanlar için de yapılır.Iedere moslim wordt de veiligheid gegarandeerd, behalve zij die het verborgene openbaar maken.
Üretilen Helal Haribo'lar domuz jelatini içermediği için müslümanlar tarafından tercih edilmektedir.De moslims zullen daarentegen geen varkensvlees eten omdat zij een varken als onrein beschouwen.
Müslümanların kutsal kitabı Kur'an'ın 39. suresidir.Grote Verkozene van het Heilige Gordijn 89º.
Şii Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkeler Azerbaycan, İran, Bahreyn Irak ve Lübnan'dır.Landen met een demografische meerderheid van twaalvers zijn: Azerbeidzjan, Bahrein, Irak, Iran en Libanon.
Böylece İslam'ı kabul eden ilk Müslümanlardan olmuştur.Zij zullen dan ook de eersten zijn die weigeraars tot 'losers' bestempelen.
İhramda Müslümanlar sakallarını tıraş eder ve tırnaklarını keser.De duivel moet Berenpels schoonmaken en kamt zijn haren en knipt zijn nagels.
Bu terim aynı zamanda, İslamı gizlice idame ettiren Kripto Müslümanlar için de kullanılır.Deze term werd ook gebruikt om gelovige moslims die hun geloof in het geheim beleden aan te duiden.
Kore ve Çin’de Müslümanlara vaazlar verdi.Zij maken toespraken voor imams in China.
Müslümanların kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim'dir.De Heilige Schrift van de moslims is de Koran.
(Ey Müslümanlar!)(Dat dere)” (muz.
Şahit ol, biz Müslümanlarız” dediler.A my byliśmy tego świadkami."
Ey Müslümanlar, rahatlamayın!Muzułmanie zjednoczcie się!
Müslümanların Kutsal Mekanları Müslümanların kontrolü altında olacaktı.Muzułmańskie Miejsca Święte muszą być pod kontrolą Mahometan.
Geleneksel Sünni fıkıhçılara göre Müslümanlar'a günlük olarak beş vakit namaz farzdır.Każdy muzułmanin ma obowiązek modlić się pięć razy dziennie.
Siyasi partisi Pakistan Müslümanlar Birliği'dir (Navaz grubu).Politycznie pozostawał związany z Pakistańską Ligą Muzułmańską (Nawaz).
Sünni Müslümanlar için Kudüs üçüncü en kutsal şehirdir.Jerozolima jest uważana za trzecie święte miasto islamu.
Müslümanların ve yahudilerin çoğu kasabayı terk etti ve bir daha geri dönmedi.Wielu muzułmanów uciekło i już nie wróciło pod miasto.
Babür, Hindistanlı Müslümanlar, Pakistan ve Bangladeş tarafından da benimsenmektedir.Czy będą tylko muzułmanami, muzułmanami indyjskimi czy Pakistańczykami?
Zemzem Müslümanlar tarafından kutsal kabul edilmektedir.Przez wielu muzułmanów uważany za świętego.
Bu iftiralar bazı Hristiyan gruplar içinde ve yakın zamanda Müslümanlar tarafından halen kullanılmaktadır.Niegdyś byli to praktycznie tylko chrześcijanie, dziś żyje tam także bardzo wielu muzułmanów.
İbadetlerin faziletine ve Müslümanların günlük hayatla ilgili hâl ve hareketlerine geniş yer verilir.Poszukujemy w muzyce radości i siły do walki z codziennymi problemami.
Cuma, Müslümanlarca önemli bir toplanma günüdür.Piątek jest świętym dniem dla wyznawców islamu.
İkinci camisi 1916 yıllında dindar Müslümanlar inşa etti.Kolejny meczet wznieśli sami wierni w 1916 roku.
Hicret: 622'de Mekke'den Müslümanların Medine'ye göç etmesi.Hidżra – święto upamiętnia ucieczkę Mahometa w 622 r. z Mekki do Medyny.
Müslümanların çoğunluğu Sünni, %5-20'si Şii'dir.10-20% Afgańczyków to muzułmanie szyiccy.
Bunun yanında Konfiçyüscüler, Müslümanlar, Hindular, Museviler, Hıristiyanlar ve Taoistler de bulunur.Nie chce dzielić ludzi na muzułmanów, hinduistów, chrześcijan itp.
Şu halde bu eser müslümanların orijinal bir çalışmasıdır..."Niech dzień ten stanie się dniem wstydu dla chińskich oprawców”.
Madde 3 – Hareket bağlılığını Allah’a vermiş Müslümanlardan oluşmaktadır.Według nich, potop przetrwało tylko trzech sług boga, który stworzył potem ludzkość na nowo.
Köyün eski tarihlerinde Müslümanlarla Ermeniler birlikte yaşamışlardır.W przeszłości w tym regionie mieszkali m.in. albańscy Czamowie będący muzułmanami.
Müslümanlar için en kutsal ikinci mekandır.Stanowi najświętsze miejsce islamu.
Bazı Müslümanlar tarafından Havva'nın gömülü olduğu alan olarak düşünülmektedir.Muzułmanie jednak twierdzą, że jest tu pochowany przyjaciel Mahometa, Hureira.
Şii Müslümanlar, Hindistan Müslümanları arasında büyük bir azınlıktır.Szczególnie niski wskaźnik samobójstw jest wśród muzułmanów.
İsa bin Meryem inecek ve Müslümanların emiri ona söyleyecek: "Namazımızı kıldır" O söyleyecek: "Hayr.Ordet Marana'ta! är arameiska och betyder ungefär "Du vår herre, kom!".
Daha sonra da beraberindeki Müslümanlar'la Kâbe'yi tavaf etti.Han har sedan dess till och från uppträtt med gruppen.
Müslümanların yaklaşık %20'si Arap ülkelerinde yaşamaktadır.20 procent av alla muslimer bor i arabländerna.
Şahit ol, biz Müslümanlarız” dediler.Ser du då inte att vi alla bära var sin börda!"
Müslümanlar, Sâbiîler (Mandenistler) ve Bahailer tarafından peygamber kabul edilir.De menar sig förstå Koranen och sunna som profeten och hans följeslagare gjorde.
Aralık 1991'de Müslümanların yoğun yaşadığı Basta kentinde bir bombalı araç patlatıldı.Under slutet av december 1991 exploderade en bilbomb i det muslimska området Basta.
Rusya'daki Müslümanların sayısı yaklaşık 20 milyondur.I Västeuropa är antalet muslimer totalt fler än 20 miljoner.
Mahkemelerde şahitlik hususunda Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında eşitlik esası kabul ediliyordu.I domstolarna har endast troende muslimska män tillåtits vittna.
Beyrut'un doğusunda Hristiyanlar, batısında ise Müslümanlar çoğunluktadır.På samma sätt har västra Beirut muslimsk majoritet.
Bölge Hristiyanlar kadar Müslümanlar tarafından da saygı görmekte ve ziyaret edilmektedir.Platsen betraktas som helig av kristna såväl som av muslimer.
Müslümanlar, İslâm Peygamberi Muhammed döneminde akıllarındaki soruları hemen ona sorabiliyorlardı.Den skall ha uppenbarat sig för profeten Muhammed under hans tid i Medina.
Ama şüphesiz Avrupai tesirlerin bulaştığı bu zümreyi asla tipik müslümanlar olarak vasıflandıramayız.Detta är kunskap som vanliga muslimer inte behöver bry sig om.
Ayrıca işbirliği yapmama sırasında Hindu ve Müslümanlar arasındaki işbirliği parçalanmaya başlamıştı.I samband med delningen skedde våldsamheter mellan hinduer och muslimer.
Hayatta kalan Müslümanlar.Sekulariserad muslim.
Yağısıyan diğer Müslümanlardan destek istemek zorunda kaldı.Landet ger generösa bistånd åt andra muslimska länder.
Müslümanlar 22 akçe, gayri müslimler de 25 akçe vermekle yükümlüydü.Militärmusiken organiserade 25 musikkårer i två typer baserat på storlek.