Ana içeriğe geç
Sözlük

müslüman ile cümle

müslüman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şehir halkından 800 kişi müslüman olmayı kabul etmedikleri için idam edildi.Zamordowali 800 mieszkańców, którzy nie chcieli przejść na islam.
Sünni Müslümanlar için Kudüs üçüncü en kutsal şehirdir.Jerozolima jest uważana za trzecie święte miasto islamu.
Müslümanların ve yahudilerin çoğu kasabayı terk etti ve bir daha geri dönmedi.Wielu muzułmanów uciekło i już nie wróciło pod miasto.
Müslüman Olmam Neyi Gerektirir?Według muzułmanów Bóg (arab.
Mahallede bir adet Müslüman mezarlığı bulunmaktadır.Otacza ją stary muzułmański cmentarz.
Babür, Hindistanlı Müslümanlar, Pakistan ve Bangladeş tarafından da benimsenmektedir.Czy będą tylko muzułmanami, muzułmanami indyjskimi czy Pakistańczykami?
Türkistan Müslüman KonseyiMuzułmańska Gmina Wyznaniowa
Ayrıca iki bölge halkının da Müslüman olmasına rağmen çok farklı kültürlere sahiplerdi.Należąc do dwóch kultur czuli się jednocześnie muzułmanami.
Karahanlı Devleti ilk büyük Müslüman Türk devleti olmuştur.I stała się pierwszym demokratycznym państwem muzułmańskim.
Halkın %95'i Müslüman'dır.95% mieszkańców miasta to muzułmanie.
Tabari'ye göre Bizanslılar elinde kadın erkek 4.362 müslüman esir bulunmaktaydı.Według At-Tabariego wróciło wówczas do domów aż 4362 muzułmanów.
Zemzem Müslümanlar tarafından kutsal kabul edilmektedir.Przez wielu muzułmanów uważany za świętego.
Bu iftiralar bazı Hristiyan gruplar içinde ve yakın zamanda Müslümanlar tarafından halen kullanılmaktadır.Niegdyś byli to praktycznie tylko chrześcijanie, dziś żyje tam także bardzo wielu muzułmanów.
İbadetlerin faziletine ve Müslümanların günlük hayatla ilgili hâl ve hareketlerine geniş yer verilir.Poszukujemy w muzyce radości i siły do walki z codziennymi problemami.
Cuma, Müslümanlarca önemli bir toplanma günüdür.Piątek jest świętym dniem dla wyznawców islamu.
Hiç kimse Müslüman topraklarında at oynatamayacaktır.Ustalono, że w księstwach naddunajskich nie będą mogli mieszkać muzułmanie.
Yasayla birlikte evli bir Müslüman zina yapması halinde alacağı en yüksek ceza taşlanarak öldürülmesiydi.Mógł on zabić cudzołożnika, lecz żonę tylko ukarać (nie wolno było mu jej zabić).
Müslüman bir kızın hristiyan bir erkekle evlenmesi ne toplumsal ,ne de yasal olarak mümkündür.Według obowiązującego prawa, muzułmańska kobieta nie może poślubić chrześcijanina.
İkinci camisi 1916 yıllında dindar Müslümanlar inşa etti.Kolejny meczet wznieśli sami wierni w 1916 roku.
Kentin büyük çoğunluğunun Sünni Müslüman olmasının yanında, Hristiyan azınlıklar da bulunur.Oprócz zdecydownej większości muzułmanów w mieście istnieją również małe grupy chrześcijan.
Hicret: 622'de Mekke'den Müslümanların Medine'ye göç etmesi.Hidżra – święto upamiętnia ucieczkę Mahometa w 622 r. z Mekki do Medyny.
Sword of Islam: CK2'nin ilk büyük çaplı eklentisi müslüman hükümdarları oynanabilir kılıyor.W Crusader Kings II: Sword of Islam gracz może wcielić się w rolę przywódcy nad narodem muzułmańskim.
Ermeni ve Yahudi çeyreklerinin sınır komşusudur ve doğuda ise Müslüman Çeyreğine komşudur.Graniczy od południa z kwartałami żydowskim i ormiańskim, a od wschodu z kwartałem muzułmańskim.
Hyka müslümandır.Sagna jest muzułmaninem.
Ayrıca Müslüman, Musevi ve Budist dinlerine mensup halk da vardır.Istnieje także niewielka populacja osób wyznania mojżeszowego, buddyzmu i muzułmanów.
Müslümanların çoğunluğu Sünni, %5-20'si Şii'dir.10-20% Afgańczyków to muzułmanie szyiccy.
Müslüman toplumlarda ve bazı diğer doğulu toplumlardaki el öpme ve alna koyma geleneği ise halen yaygındır.Z kolei import i sprzedaż alkoholu, podobnie jak w wielu innych eskimoskich miejscowościach, jest zabroniony.
Yaklaşık 50 ülkede Müslüman çoğunluk bulunmaktadır.Populacja wioski liczyła około 50 muzułmanów.
Kendisi dindar, samimi bir müslümandı.Jest on harmonijnie zbudowany, przysadzisty i potężny.
Surlar şehirdeki Müslüman orduları tarafından korunmaktaydı.Suworowowi podporządkowano także wojska austriackie.
Buna karşı müslüman Khmerler yakalanan yunusları yeme amacıyla öldürürler.Ciężko sytuacja zmusiła ich rzekomo do jedzenia ciał zabitych muzułmanów.
Bunun yanında Konfiçyüscüler, Müslümanlar, Hindular, Museviler, Hıristiyanlar ve Taoistler de bulunur.Nie chce dzielić ludzi na muzułmanów, hinduistów, chrześcijan itp.
Şiiler Müslüman nüfusun %10-15'ini oluşturur.Stanowi 10-15% ortodoksyjnych muzułmanów.
Bunların sonucunda Müslüman olmasının zorunlu olduğu ileri sürülür.Według panującego prawa powinny zostać muzułmankami.
Şu halde bu eser müslümanların orijinal bir çalışmasıdır..."Niech dzień ten stanie się dniem wstydu dla chińskich oprawców”.
Madde 5 – Hareket Selefi kökene ve Müslüman Kardeşliği’ne bağlıdır .Program nr 5 – koordynacja jakości obsługi gości i kibiców.
Bundan sonra müslüman öğrencileri örgütledi.Chodziło o przyciągnięcie uczniów-muzułmanów.
Bu parti kuzeyli muhafazakar müslüman blokça hoş karşılanmamaktaydı.Połowiec, muzułmanin, nie dotrzymał obietnicy.
Müslüman türk devletleri tarihi.Badacz dziejów Hiszpanii muzułmańskiej.
Sonuçta, müslüman olmamışlardır.Muzułmanie nie są bałwochwalcami.
Bu duruş evrensel olarak Müslüman bilim insanları tarafından kabul edilmemiştir.Wynalazek nie spotkał się jednak z akceptacją środowisk naukowych Europy.
Bu durumun Sünni Müslüman nüfus yüzdesini abarttığı kesindir.Główną przyczyną tego spadku była demograficzna ekspansja muzułmańskiej części społeczeństwa.
Bölge 15. yüzyıldan beri Müslüman Filipinlerin anayurduydu.Od XVI stulecia Filipiny były kolonią hiszpańską.
1 Temmuz sabahı Mursi karşıtı protestocular, Müslüman Kardeşlerin Kahire'deki genel merkezini bastı.Późnym wieczorem 30 czerwca 2013 protestujący zaatakowali w Kairze siedzibę Bractwa Muzułmańskiego.
Madde 3 – Hareket bağlılığını Allah’a vermiş Müslümanlardan oluşmaktadır.Według nich, potop przetrwało tylko trzech sług boga, który stworzył potem ludzkość na nowo.
Müslüman olduktan sonra Mehmet Abdülkadir Keçeoğlu adını almıştır.Płakali po nim mnisi, ponieważ spełniał względem nich uczynki miłosierdzia.
Köyün eski tarihlerinde Müslümanlarla Ermeniler birlikte yaşamışlardır.W przeszłości w tym regionie mieszkali m.in. albańscy Czamowie będący muzułmanami.
Müslüman hacılar tarafından 2006 yılında Hac için kullanılmıştır.Karzeł Psów Gończych został odkryty w 2006 roku.
Halkın %99'u Müslüman'dır.Pozostałe 20% to muzułmanie.
Müslüman Punklar genellikle Straight Edge akımına dahildirler.Zazwyczaj utwory tego gatunku nawiązują do muzyki IDM.
Müslümanlar için en kutsal ikinci mekandır.Stanowi najświętsze miejsce islamu.
Güneybatı Asya'daki birçok devlet Müslümandır.W wielu państwach muzułmańskich samobójstwo stanowi przestępstwo.
Bazı Müslümanlar tarafından Havva'nın gömülü olduğu alan olarak düşünülmektedir.Muzułmanie jednak twierdzą, że jest tu pochowany przyjaciel Mahometa, Hureira.
Böylelikle Hersek'te Müslümanlık yayılmaya başlamıştır.Dziś we Wrocławiu pikieta solidarności z uchodźcami.
Belly bir Müslüman.Belfodil jest muzułmaninem.
Şii Müslümanlar, Hindistan Müslümanları arasında büyük bir azınlıktır.Szczególnie niski wskaźnik samobójstw jest wśród muzułmanów.
Birkaç bin Müslüman mülteci gemilerle İstanbula taşındı.Na pokładach okrętów znajdowało się 8 tysięcy żołnierzy armii inwazyjnej.
Aynı zamanda hristiyan, müslüman, budist ve yahudiyim."Jag är också kristen, muslim, buddhist och jude.”
Emevîler Müslüman olmayanlardan cizye vergisi topluyordu, ama bu Müslüman sayısını artırmıyordu.Han varnade dem för ännu hårdare straff men de brydde sig inte om honom.
Türkistan Müslüman KonseyiMuslimskt Politiskt Forum
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod