Çinlilerle sıkı münasebette bulundular.Colaborarea cu chinezii s-a dovedit foarte greoaie.
Oltu ilçesinin yakın olması münasebetiyle köylü mahallesi terk ederek ilçeye yerleşmiştir.L-am făcut așa de mare ca să se vadă bine în ce constă masa țăranului...
1- Ayetler arasında münasebetler gösterilecek.Egyes pecséteken feliratok is megjelennek.
Normanlar ile münasebet kurdular.A normann betelepülők hozták magukkal.
Unesco tarafından doğumunun 400. yılı münasebetiyle 2009 yılı Kâtip Çelebi yılı ilan edilmiştir.Ennek 400 éves évfordulójára a 2009-es évet a Csillagászat Nemzetközi Évévé nyilvánította az ENSZ.
Çinlilerle sıkı münasebette bulundular.Ezt a kínaiak elég nehezen fogadták.
Güney Tirol Avusturya'yla çok münâsebette bulunur.Etelätirolilaiset vetosivat Itävallan apuun.
Atinalıların Spartalılarla münasebetleri 431'de tekrar bozulup, neticede Peloponez Savaşı başladı.Το 431 π.Χ. οι Αθηναίοι και οι Σπαρτιάτες ήρθαν σε ρήξη και έτσι ξέσπασε ο Πελοποννησιακός Πόλεμος.
Normanlar ile münasebet kurdular.Det blev for meget for normannerne.
Çinlilerle sıkı münasebette bulundular.De forhandlede med kineserne.
Başkasıyla evli olan cariyelerin ise saraydan herhangi bir kişiyle cinsî münasebeti olamazdı.Jeg har ikke drevet utsvevelser med hustruen til noen mann (gjentagelse, men adressert en annen gud).
Normanlar ile münasebet kurdular.Det ble for meget for normannerne.
Çinlilerle sıkı münasebette bulundular.Vårt skjeve blikk på kineserne.
Onların münasebetsizce işe karışmaları hem Etrüskleri hem de Fenikelileri kuşkulandırdı.Akibatnya, hubungan mereka diliputi oleh permusuhan dan kecurigaan.
Çinlilerle sıkı münasebette bulundular.ただ中国側から強い要請があった。
Söylediklerin biraz münasebetsiz kaçtı.あなたの言ったことは、どちらかといえば場違いでした。
Doğum günü münasebetiyle "250 kompakt" fotoğraf makinesi ona hediye edildi.在他青少年时期,他收到一部柯达250相机作为生日礼物。
Çinlilerle sıkı münasebette bulundular.中国人是想努力的。
Dava sırasında kadının dava ile ilgili kişilerle münasebette bulunması yasaktı.在审判过程中当局拒绝这些人接受探视。
Ne münasebet.无所谓了。
Jigolo, para karşılığı kadınlarla cinsel münasebette bulunan erkek seks işçilerine verilen ad.在英国,它是指专门为男同性恋提供性服务的男性性工作者。
Normanlar ile münasebet kurdular.노르만인들에게 잡히게 된다.
"MÖ 2. Binyılda Hitit-Gaşka Münasebetleri".“생일파티길 두 여중생 궤도차량에 참변 전말”.
Çinlilerle sıkı münasebette bulundular.בינתיים מורעים היחסים עם הסינים.
(Elesker'in doğumunun 150. yılı münasebetiyle bir heyet tarafından hazırlanmıştır.)(נולד: 150) להלן לוח שנה יוליאני.
Özellikle Uygur-Çin münâsebetlerine büyük önem vermiştir.במיוחד נכון הדבר לגבי פעולת האיינזצגרופן.
Yunan askerlerinin Gökköy halkı ile arasında kötü bir münasebet bulunmamıştır.В селото няма заселени гръцки малоазийски бежанци.
Normanlar ile münasebet kurdular.Irci se, pak, počinju stapati sa Normanima.
Onların münasebetsizce işe karışmaları hem Etrüskleri hem de Fenikelileri kuşkulandırdı.Mjere se dijele na jednostavne (dvodobna i trodobna mjera), složene i mješovite.
Çinlilerle sıkı münasebette bulundular.Spoločne s Číňanmi mali podať jedinú ponuku.
Hem çok şeyleri o münasebetle sordular."Mám toho toľko, čo chcem povedať."
Çinlilerle sıkı münasebette bulundular.Kitajci so na vstajo ostro odgovorili.
Normanlar ile münasebet kurdular.Normani naselijo Normandijo.
"MÖ 2. Binyılda Hitit-Gaşka Münasebetleri"."2. vseslovenska vstaja (v živo)".
Doğum günü münasebetiyle "250 kompakt" fotoğraf makinesi ona hediye edildi.Ta oli veel teismeline, kui sai sünnipäevaks kompaktkaamera Kodak Ektra 250.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.두마스 말론은 토마스 제퍼슨과의 그런 친분을 50년 넘게 유지하며 만족스러워 했습니다.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Also er war sehr zufrieden mit der Art der Beziehung, die sie über 50 Jahre hatten.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Así, estaba muy satisfecho con la clase de relación que habían tenido durante más de 50 años
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Byl velmi spokojený s tím vztahem, jaký spolu víc než 50 let měli.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Deci, era foarte mulţumit de acest gen de relaţie pe care o întreţinea de mai bine de 50 de ani.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Dus hij was erg tevreden over het soort relatie die ze ruim 50 jaar hadden gehad.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Il était donc très satisfait du type de relation qu'ils avaient eu les 50 dernières années.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Ông rất hài lòng với mối quan hệ họ đã có suốt hơn 50 năm.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Quindi, era molto soddisfatto del tipo di relazione che hanno avuto per più di 50 anni.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Zatem był całkiem usatysfakcjonowany relacją jaką mieli przez ponad 50 lat.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Άρα, ήταν πολύ ικανοποιημένος με τη σχέση που είχαν για πάνω από 50 χρόνια.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.И така, той беше много доволен от типа връзка, който са имали в продължение на 50 години.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.Он был очень доволен теми отношениями, которые у них сложились за 50 лет.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.אז, הוא היה מאוד מרוצה עם סוג הקשר שהיה להם במשך 50 שנים.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.إذن، كان راضا بعلاقتهم تلك التي إستمرت أكثر من 50 عام.
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.彼にひとつ質問してみました
Ama şimdi burdayız, 20 yıl geçti ve bilgisayarlarla en büyük münasebetimiz Ipad yoluyla.20년이 지난 지금, 컴퓨터와 어떻게 관계를 유지하는가에 대한 가장 큰 변화는 iPad이지
Ama şimdi burdayız, 20 yıl geçti ve bilgisayarlarla en büyük münasebetimiz Ipad yoluyla. HAL değil. (HAL:Heute ist die größte Veränderung in unserer Beziehung zu Computern nicht HAL, sondern das iPad.
Ama şimdi burdayız, 20 yıl geçti ve bilgisayarlarla en büyük münasebetimiz Ipad yoluyla. HAL değil. (HAL:Ma eccoci qui, 20 anni dopo, il grande cambiamento delle nostre relazioni con i computer è l'iPad, non HAL.
Ama şimdi burdayız, 20 yıl geçti ve bilgisayarlarla en büyük münasebetimiz Ipad yoluyla. HAL değil. (HAL:Но вот мы здесь, 20 лет спустя, и самое большое изменение в отношениях с компьютерами — это iPad, но не HAL.
Ama şimdi burdayız, 20 yıl geçti ve bilgisayarlarla en büyük münasebetimiz Ipad yoluyla.אבל, הנה כאן אחנו, 20 שנה מאוחר יותר, והשינוי הגדול כיצד אנו מתייחסים למחשבים הוא ה-אייפד
Ama şimdi burdayız, 20 yıl geçti ve bilgisayarlarla en büyük münasebetimiz Ipad yoluyla.ولكن هانحن ، بعد 20 عاما ،وأعظم تغيير من حيث إرتباطنا بأجهزة الكمبيوتر هو الــ آي باد،
Ama şimdi burdayız, 20 yıl geçti ve bilgisayarlarla en büyük münasebetimiz Ipad yoluyla.かなり改善され iPad に象徴される時代になりました HALではありませんでした
Gerçek, sesli bir münasebet kuracağım yakında.Через несколько недель будет звуковая связь.
İyi satranç oynar mısınız, efendim? Hayır canım, ne münasebet?- Il paraît que vous êtes très fort.