Ana içeriğe geç
Sözlük

münasebet ile cümle

münasebet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İslam, insanlarla olan münasebetlerimde beni daha sabırlı biri yaptı.Islam made me more patient in dealing with people.
Münasebetsiz bir soruydu.It was a tactless question.
Çinlilerle sıkı münasebette bulundular.I thought they were very generous to the Chinese.
Onların münasebetsizce işe karışmaları hem Etrüskleri hem de Fenikelileri kuşkulandırdı.They avoid making judgments and steer clear of doubt and ambiguity.
Bu topluluk münasebetiyle gençler şiir yoluyla birbirleriyle muhabbet ederek; kendilerini açarlar.This amusement is almost exclusively confined to young females among themselves.
2015 yılında 'Ne Münasebet' adlı dizide Ayça karakterini canlandırmaya başlamıştır.He would go on to defend his title at the 2015 event.
Normanlar ile münasebet kurdular."Normal for Normans?
50 yılı aşan münasebetlerinden gayet hoşnuttu.So, he was very satisfied with the kind of relationship they had over 50 years.
Kulüp üyeleri ve çalýţanlarla, özel münasebetler kurmanýz kesinlikle yasak!Its rule ,can't have any special relationship with clup's members and workes..
Konuştun mu peki? Çok az kalmıştı. Gerçek, sesli bir münasebet kuracağım yakında.I'm just a few weeks away from a real, audible connection.
Hayır canım, ne münasebet?No, far from it
Lütfen bu kadar dar görüşlü olma ! Birçok erkek yengesiyle münasebet içinde zaten !Don't be so single-minded, plenty of men are involved with their sister-in-laws.
İkili, Olimpiyat Oyunlarının açılışı münasebetiyle verilen akşam yemeğinde bir araya geldi.They met during a dinner to mark the opening of the Olympic Games.
İki gün sürecek olan etkinlik Uluslararası Su Günü münasebetiyle 22 Mart Cumartesi günü başlıyor.The two-day event begins on Saturday (March 22) to commemorate the International Day of Water.
Ohri Yaz Festivali'nin 50. yıldönümü münasebetiyle Haziran ayında özel bir pul çıkarılacak.A special stamp will be promoted in June, marking the 50th anniversary of the Ohrid Summer Festival.
Sergi, Kodra'nın ölümünün ikinci yıldönümü münasebetiyle düzenlendi.The exhibition was organised to mark the second anniversary of Kodra's death.
HAU'nun kuruluşunun 50. yıldönümü münasebetiyle açılan sergi 5 Mayıs'a kadar devam edecek.The event, which marks the 50th anniversary of HAU's establishment, will continue until May 5th.
Rumen pop müzik grubu Morandi etkinlik münasebetiyle Cuma günü Priştine'de bir konser verecek.The Romanian pop music group Morandi will perform in Pristina on Friday to help mark the event.
Arnavutluk'ta bu münasebetle bir yıldönümü konferansı düzenlendi.A jubilee conference marked the occasion in Albania.
Tiran'da, savunma bakanlığı bu münasebetle 2 Nisan'da bir Yıldönümü Konferansı düzenledi.In Tirana, the ministry of defence organized a Jubilee Conference on April 2nd to mark the occasion.
Sergi, Srebrenica katliamının 10'uncu yıldönümü münasebetiyle düzenlendi.The event commemorates the 10th anniversary of the Srebrenica massacre.
Ayrıca bu münasebetle, 15 maraton koşucusu Cuma günü Nova Gradiska'dan Krusevo'ya doğru yola çıktı.Also marking the occasion, 15 marathon runners set off from Nova Gradiska to Krusevo on Friday.
Ofis, etkinlik münasebetiyle Yunan şairlerine adanmış iki günlük bir etkinlik düzenledi.The office organised a two-day event dedicated to Greek poets to mark the event.
Ziyaret, Makedonya'nın Ulusal Başkaldırı Günü münasebetiyle gerçekleşti.The visit was on the occasion of Macedonia's Day of National Rebellion.
Sergi, inşaat mühendisi ve jeofizikçinin doğumunun 130. yıldönümü münasebetiyle düzenlendi.The exhibition marks the 130th anniversary of the birth of the civil engineer and geophysicist.
Vítkov Muharebesi'nin yıldönümü münasebetiyle 14 Temmuz 1950 tarihinde törenle açılmıştır.It was unveiled on 14 July 1950, to mark the anniversary of the Battle of Vítkov.
Ne münasebet.Macht nichts.
Batılı ülkelerle ticari münasebetler içine girdi.Der Handel mit den westlichen Ländern hat sie geprägt.
Başkasıyla evli olan cariyelerin ise saraydan herhangi bir kişiyle cinsî münasebeti olamazdı.So haben Frauen gegenüber milchverwandten Männern keine Pflicht zur Verhüllung (Hidschab).
"Memlûk - Ermeni Münâsebetleri".Gegen die Heiden (Contra Gentes) Geschichte der Arianer.
Normanlar ile münasebet kurdular.Er fiel im Kampf gegen die Normannen.
"MÖ 2. Binyılda Hitit-Gaşka Münasebetleri".No. 2. „Frühling sprosst zu meinen Füssen“.
Normanlar ile münasebet kurdular.Au profit des Normands.
Hem çok şeyleri o münasebetle sordular."Beaucoup de questions se posent à leur sujet ».
19. yüzyılın başında bölgede ticari faaliyetler münasebetiyle üsleri bulunan üç ülke kalmıştı.Au début du XIXe siècle, localement, trois usines travaillaient le cuivre.
Hem çok şeyleri o münasebetle sordular."Les ha dejado muchas cosas».
"Memlûk - Ermeni Münâsebetleri".Al-Mutmar (en árabe).
"Memlûk - Ermeni Münâsebetleri".L'Invio di Abramo.
1947'de Moskova'nın kuluruşu 800. yıldönümü münasebetiyle çekilen "Tebe, Moskva!"Песня использована в рисованном фильме-плакате, посвящённом 800-летию Москвы (1947 год) «Тебе, Москва!».
"MÖ 2. Binyılda Hitit-Gaşka Münasebetleri".«Города и остроги Забайкалья во 2-й пол.
Normanlar ile münasebet kurdular.Он регулярно боролся против норманнов.
Çinlilerle sıkı münasebette bulundular.Это стало предметом гордости китайцев.
Hem çok şeyleri o münasebetle sordular."Я говорил это много раз».
Onların münasebetsizce işe karışmaları hem Etrüskleri hem de Fenikelileri kuşkulandırdı.И он хочет, чтобы это же делали и другие: вступали , во всём сомневались, раздвигали границы.
Yakub Bey bundan sonra vefatına kadar Osmanlılar'la iyi münasebet içerisinde olmuştur.Сам Якоб пытался таким образом найти приемлемое продолжение за белых.
Mahalli idareleri ve bunların merkezi idare ile olan alaka ve münasebetlerini düzenlemek.مرحلة القيام والتصدي للظالمين والمستكبرين والوقوف بوجههم بأمر من الله تعالى.
Ne münasebet.مستحيل.
Hem çok şeyleri o münasebetle sordular."وتجعلني أختبر الكثير من الأشياء!".
Gönderdiği elçilik hey’eti ve hediyelerle iyi münâsebetler te’sis edildi.وكان يتخلَّص من سُلطة الوالي الأصيل بِإغرائه بالمال والهدايا التي كان يُرسلها إليه.
Muhtesip,merkeze bağlı eyaletlerde halk ile hükümdar arasındaki münasebeti tesis eden insandı.Era, o coronel, o elo entre a população e o poder estatal.
Ne münasebet.Geen probleem.
(Elesker'in doğumunun 150. yılı münasebetiyle bir heyet tarafından hazırlanmıştır.)(Uitgave ter gelegenheid van het 50-jarig jubileum van Kasteel Oost).
Ayetler arasında münasebetler gösterilecek.Znaków (chorągwi).
Çinlilerle sıkı münasebette bulundular.Znaleźli się tym samym w bezpośrednim kontakcie z Chińczykami.
Normanlar ile münasebet kurdular.Później podbita przez Normanów.
Normanlar ile münasebet kurdular.Då agerade norrmännen.
Hem çok şeyleri o münasebetle sordular."Vi har talat om dig i så många definitioner här.”
Çinlilerle sıkı münasebette bulundular.Після вони сильно змішалися з китайцями.
Bu eserler, Osmanlı-Rus münasebetleri açısından önem arz eden kaynaklardır.Присвячена в основному проблемі Криму — найскладнішій у російсько-османських стосунках.
Hem çok şeyleri o münasebetle sordular."L-aș asculta de nenumărate ori."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod