mümkün ile cümle
mümkün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bu mümkün olmayacak.That won't be possible.
Neyin mümkün olduğunu bana söyleme.Don't tell me what's possible.
Sen onun mümkün olduğunu düşünmez misin?Don't you think that's possible?
Onun mümkün olduğunu sanmıyorum.I don't think that's possible.
Bu sadece mümkün görünmüyor.It just doesn't seem possible.
O gerçekten mümkün görünmüyor.That really doesn't seem possible.
Ben onun mümkün olduğunu bilmiyordum.I didn't know that was possible.
Mümkün olduğu kadar çabuk geldim.I came as quick as I could.
Burada durmak mümkün değildir.It's not possible to stop here.
Onun mümkün olduğunu ben bile düşünmedim.I didn't even think that was possible.
Bunun mümkün olduğunu düşünmedim.I didn't think it was possible.
Bunun mümkün olduğunu sanmıyorum.I do think it's possible.
Onun nasıl mümkün olabileceğini anlamıyorum.I don't see how that could be possible.
Onun nasıl mümkün olacağını anlamıyorum.I don't see how that would be possible.
Ben herhangi bir şeyin mümkün olduğunu tahmin ederim.I guess anything's possible.
Sanırım bu mümkün.I guess it's possible.
Tom'un senin eski MP3 çalıcını almakla ilgilenmesinin pek mümkün olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that Tom would be interested in buying your old MP3 player.
Mümkün olduğunca uzun süre bekledim.I've waited as long as possible.
Onun mümkün olduğuna inanmıyorum.I don't believe that's possible.
Onun nasıl mümkün olduğunu anlamıyorum.I don't see how that's possible.
Maalesef bu mümkün olmayacak.I'm afraid that won't be possible.
Ne yazık ki bu mümkün olmayacak.I'm afraid that won't be possible.
Bunun mümkün olmadığını biliyorum.I know it's not possible.
Mümkün olduğu kadar kısa sürede bilmem gerekiyor.I need to know as soon as possible.
Şimdi bunun mümkün olduğunu biliyorum.I now know it's possible.
Sadece onun mümkün olmasını diliyorum.I only wish that were possible.
Keşke o mümkün olsa.I only wish that were possible.
Beyin nakli yapmak gerçekten mümkün mü?Is it really possible to do a brain transplant?
Mümkün görünmüyor, değil mi?It doesn't seem possible, does it?
Bu mümkün.It is possible.
Bu mümkün, değil mi?It's possible, isn't it?
Toplantı mümkün olduğu kadar kısa sürede başlamalı.The meeting needs to begin as soon as possible.
Tom Mary'ye mümkün olduğunca erken ayrılmasını tavsiye etti.Tom advised Mary to leave as soon as possible.
Mümkün olmadığını söyledim.I said it wasn't possible.
Sanırım herhangi bir şey mümkün.I suppose anything's possible.
Sanırım mümkün.I suppose it's possible.
Sanırım mümkün değil.I suppose that's impossible.
Sanırım o büyük ölçüde mümkün değil.I think that's highly unlikely.
Tom ve Mary kanepede mümkün olduğu kadar birbirlerinden uzak oturuyorlardı.Tom and Mary were sitting on the sofa as far away from each other as possible.
Yanılmıyorsam, bu mümkün değildir.If I'm not mistaken, that is not possible.
Evet, mümkün.Yes, it's possible.
Lütfen mümkün olduğunca en kısa sürede cevap ver.Please reply as soon as possible.
Başka bir dünya mümkündür.Another world is possible.
Başka bir dünya mümkün.Another world is possible.
Korkarım ki bu artık mümkün değil.I'm afraid that's no longer possible.
Mümkün olduğu kadar çabuk döneceğim.I'll be back as soon as possible.
Maalesef o mümkün değildiI'm afraid that wasn't possible.
Korkarım ki bu mümkün değil.I'm afraid that's not possible.
Ben mümkün olduğu kadar çabuk orada olacağım.I'll be there as fast as I can.
Sadece bunun mümkün olduğunu söylüyorum.I'm just saying it's possible.
Bunun mümkün olduğundan emin değilim.I'm not sure that's possible.
Bunun mümkün olduğunu sana söyledim.I told you it was possible.
Neyin mümkün olduğunu göreceğim.I'll see what is possible.
Tom imkansızı mümkün hale getirmeye çalışıyor.Tom's trying to make the impossible possible.
Ben mümkün olduğunca çabuk orada olacağım.I will be there as soon as I can.
Tom'un bir ehliyetinin olmaması mümkündür.It's possible Tom doesn't have a driver's license.
Tom'un parti hakkında bilmemesi mümkündür.It's possible Tom didn't know about the meeting.
Tom mümkün olduğu kadar kapıdan uzak oturdu.Tom sat as far from the door as possible.
Yapmamı istediğin şey mümkün değildi.What you asked me to do wasn't possible.
Mümkün olduğu kadar çabuk ayrılmayı planlıyoruz.We plan to leave as soon as possible.