mümkün ile cümle
mümkün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'la birlikte her şey mümkündür.With Tom, anything is possible.
Çeşitli yöntemler mümkündür.Various methods are possible.
O en azından mümkün değil mi?Isn't that at least possible?
Ders çalışmak mümkün değildi.It wasn't possible to study.
Eğitim almak mümkün değildi.It wasn't possible to study.
Böyle bir saldırı mümkün mü?Is such an attack possible?
Başka türlüsü mümkün değildi.It could not be otherwise.
O artık mümkün görünmüyor.That seems unlikely now.
Başka ne mümkün?What else is available?
O tamamen mümkündür.It's entirely possible.
Mümkün olduğunca çok kitap okumalısınız.You should read as many books as possible.
Mümkün olduğunda yürüyün.Walk when possible.
Birlikte yaşamak ve hâlâ yalnız olmak mümkün mü?Is it possible to live together and yet still be alone?
Yarın mümkün olurdu.It would be possible tomorrow.
Bunun mümkün olduğunu sanmıyorumI just don't think it's possible.
Mümkün olan en kısa zamanda ona ihtiyacım var.I need it as soon as possible.
Oraya mümkün olduğunca çabuk ulaşmaya çalışacağız.We'll try to get there as soon as possible.
Tom asla bunun mümkün olduğunu söylemedi.Tom never said it was possible.
Buradan mümkün olduğunca çabuk çıkmak istiyorum.I want to get out of here as fast as possible.
Mümkün olduğu kadar hızlı sürdüm.I drove as fast as I could.
Sanırım mümkün olabilir.I guess it might be possible.
Mümkün olduğu kadar çabuk hareket ettim.I moved as quickly as I could.
Mümkün olan her şeyi yapıyorum.I'm doing everything possible.
Onun mümkün olması gerekir.That should be possible.
Kanunen mümkün olduğunca hızlı sürdüm.I drove as fast as I legally could.
Mümkün olduğu kadar hızlı sürüyorum.I'm driving as fast as I can.
Hâlâ oraya mümkün olduğunca sık gidiyorum.I still go there as often as possible.
Onu hâlâ mümkün olduğunca sık yapıyorum.I still do that as often as possible.
Eğer bu mümkün değilse, bunu mümkün yapmak zorundayız.If it's not possible, we have to make it possible.
İmkansızıı mümkün yapmak bizim işimizdir.It is our job to make the impossible possible.
Sizin için imkansız olan şey başkası için çok iyi mümkün olabilir.What is impossible for you could very well be possible for someone else.
Mümkün olduğunca çok geri dönüşüm yapıyorum.I recycle as much as possible.
Mümkün olduğunca az kitap okurum.I read as few books as possible.
Otelinizde bir oda rezervasyonu yaptırmak mümkün mü?Is it possible to reserve a room at your hotel?
Buradan mümkün olduğu kadar çabuk uzaklaşmak istiyorum.I want to get away from here as soon as possible.
Dilimizi mümkün olan her şekilde tanıtmak önemlidir.It is important to promote our language in every possible way.
Bu mümkün ama son derece düşük ihtimal.That's possible but highly unlikely.
"Günümüzde kendini kitle imha silahlarına karşı korumak mümkün değildir."Nowadays it's not possible to protect oneself against weapons of mass destruction.
Mars'a yerleşmek mümkün mü?Can Mars be colonized?
Onu yapmak mümkün mü?Is it possible to do that?
Tom bunu mümkün olduğunda yapar.Tom does that whenever he can.
Tom'a yardım etmek mümkün mü?Is it possible to help Tom?
Dayanıklılık her şeyi mümkün kılar.Persistence makes anything possible.
Onu yapmak mümkün mü sizce?Do you think it's possible to do that?
Tom'un onu şimdiye kadar yapması pek mümkün değildir.It's very unlikely that Tom has ever done that.
Onu bugün yaptırmanın mümkün olacağını mı düşünüyorsun?Do you think it would be possible to get that done today?
Bunu benim için yapman mümkün mü?Would it be possible for you to do that for me?
Tom, Mary'nin Fransızca konuşmayı bilmesinin mümkün olmadığını biliyordu.Tom knew Mary wasn't likely to know how to speak French.
Onu mümkün olan en kısa sürede yapmanız gerekir.You need to do that as soon as possible.
Tom'un onu yapmasının mümkün olacağını düşünüyor musun?Do you think it would be possible for Tom to do that?
Tom, Mary'nin zamanında orada olmasının pek mümkün olmadığını biliyordu.Tom knew that Mary was unlikely to be there on time.
Tom ve Mary bunu mümkün olduğunca sıklıkla yapıyorlar.Tom and Mary do that together as often as they can.
Tom mümkün olan en kısa sürede onu yapmaya çalışacağını söyledi.Tom said he'd try to do that as soon as possible.
Tom onu yapmasının mümkün olmadığını söyledi.Tom said he's not likely to do that.
Tom onu mümkün olan en kısa sürede yapacaktır.Tom will do that as soon as he can.
Onu mümkün olan en kısa sürede yapmamız gerekir.We need to do that as soon as possible.
Sami mümkün olan en kötü şeyi hayal etti.Sami imagined the worst thing possible.
Tom, Mary'ye mümkün olan en kısa sürede onu yapmasını tavsiye etti.Tom advised Mary to do that as soon as possible.
Gökyüzüne bakın ve mümkünse yıldızları sayın.Look up at the sky, and number the stars if you can.
Tom Mary'den hoşlanıyor ve onu mümkün olduğunca sık görmek istiyor.Tom likes Mary, and he would like to see her as often as possible.