mümkün ile cümle
mümkün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Keşke oluşan adaletsizliği çözebilsem. Ne yazık ki bu mümkün değil.I wish I could undo the injustice that has occurred. Unfortunately, that is not possible.
Mümkün olsaydı şimdiye kadar biri onu yapardı.If it were possible, someone would've done it by now.
Oraya trenle gitmek mümkün değil.It's not possible to get there by train.
Benim açımdan, güvenli bir şekilde karar vermek mümkün değil.From my point of view, it's not possible to make a decision safely.
Başarısızlık mümkündür.Failure is possible.
Bu teknik olarak mümkündür.It is technically possible.
Sence tüm sınavları geçmek mümkün müdür?Do you think it's possible to pass all the exams?
Benim hatalı olmam oldukça mümkün.It's quite possible that I'm mistaken.
Mümkün olduğunca çok soruya cevap vermeye çalış.Try to answer as many questions as possible.
Çalışma her şeyi mümkün yapar.Work makes everything possible.
Mümkün olan en kısa zamanda size o resmin bir kopyasını göndereceğiz.I'll send you a copy of that picture as soon as possible.
İlk bakışta, Tom'un önerisi mümkün görünüyordu.At first blush, Tom's suggestion seemed feasible.
Eğer mümkünse onu görmek istiyorum.If possible, I'd like to see him.
Yeni bir başlangıcın mümkün olduğuna sürekli inanıyorum.I believe steadily that a new beginning is possible.
Onların Tom'u nerede alıkoyduğunu tahmin etmek mümkün değil.There's no telling where they're holding Tom.
Yağmurun yağması pek mümkün değil.Rain is unlikely.
Bu mümkün olurdu.That would be possible.
Bu mümkün olamaz.That can't be possible.
Bu bile mümkün mü?Is this even possible?
O mümkün değildi.That wasn't possible.
Değişim mümkündür.Change is possible.
Çok yakında, senin de bunu yapman mümkün olacak.Pretty soon, you'll be able to do this, too.
Bunun mümkün olacağını hiç sanmıyorum.I don't think that'll be possible at all.
Tom'un yardımı olmadan bu mümkün olmazdı.Without Tom's help, this wouldn't have been possible.
Ne bunu mümkün yaptı?What made this possible?
Bunu kim mümkün yaptı?Who made this possible?
Zaman yolculuğu mümkün mü?Is time travel possible?
Mümkün olduğu kadar sağduyulu olmaya çalış.Try to be as discreet as possible.
O kolay olmayacak ama mümkün.It won't be easy, but it's possible.
Her mümkün durumu tahmin etmek imkansızdır.It's impossible to anticipate every possible situation.
Burs çalışmalarıma devam etmemi mümkün kıldı.The scholarship made it possible for me to continue my studies.
Mümkün olduğu kadar çabuk ol.Be as quick as possible.
Teknolojik gerileme pek mümkün olmayacak.Technological retrogression will be unlikely.
Bu yıldızı çıplak gözle görebilmek mümkün değil.This star cannot be seen by the naked eye.
Tom mümkün olduğu kadar kısa sürede parasını geri istediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it very clear that he wanted his money back as soon as possible.
Fransızcanı geliştirmek istiyorsan mümkün olduğu kadar sık Fransızca konuşmaya çalış.Try to speak French as often as possible if you want to improve your French.
Mümkün olduğunda uzmanlara danışmalısın.Whenever possible, you should consult experts.
Bunun mümkün olduğuna inanmıyorum.I don't believe it's possible.
Bunun mümkün olduğuna inanıyorum.I believe that's possible.
Bildiğim kadarıyla o tek mümkün çeviri.As far as I know, that's the only possible translation.
Güneş olmadan, hayat mümkün değildir.Without the sun, life is impossible.
Mümkün olduğunca ondan uzak durmaya çalıştım.I tried to avoid him as much as possible.
Ondan mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışıyorum.I try to avoid him as much as possible.
Tom'un durumun altından kalkabilmesi pek mümkün olmayacak.Tom won't likely be able to cope with the situation.
Kablo olmadan internete ulaşmak mümkündür.It is possible to access the Internet without a wire.
Ortak bir Avrupa kimliği mümkün mü?Is a common European identity possible?
Suyun altında ağlamak mümkün mü?Is it possible to cry underwater?
Anahtarlarımı unutmuş olmam mümkün.It is possible that I have forgotten my keys.
Bunu mümkün olduğu kadar çabuk bitir.Finish this as soon as possible.
Lütfen mümkün olduğu kadar öne yakın oturun.Please sit as close to the front as possible.
Onun mümkün olduğunu biliyordum.I knew it was possible.
Bunun mümkün olduğunu düşündüm.I thought it was possible.
Ben mümkün olduğunca düşük bir profil tutmaya çalışıyorum.I try to keep as low a profile as possible.
O şimdi mümkün mü?Is that possible now?
Dollbergen'li çocuk ayakkabısını bir solucanla bağlarken, "Her şey mümkün" dedi.“Everything is possible”, the boy from Dollbergen said, tying his shoe with an earthworm.
Bu kesinlikle mümkün.It's definitely possible.
Su olmadan hayat mümkün değildir.Without water, no life is possible.
Mümkün olduğunca özel ol.Be as specific as possible.
Bu adayı terk etmek mümkün değil.It isn't possible to leave this island.
Beklemek mümkün değil.It's not possible to wait.