mülkü ile cümle

mülkü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
IKEA'nın ismi büyüdüğü köyün ve mülkünün birleşmiş halidir: Ingvar Kamprad Elmtaryd Agunnaryd.Namnet Ikea valdes av grundaren Ingvar Kamprad och är en akronym för Ingvar – Kamprad – Elmtaryd – Agunnaryd.
Tapınağın bulunduğu bölge asıl olarak Fujiwara ailesinin mülküydü.Místo, na kterém chrám stojí, bylo původně majetkem klanu Fudžiwara.
Evlenmiş kadınlar mülk sahibi olamazdı, ki onlar zaten kocalarının mülküydü.Při tom se nevydával pouze za mužská, nýbrž rovněž za ženská božstva.
Evlenmiş kadınlar mülk sahibi olamazdı, ki onlar zaten kocalarının mülküydü.Aceștia sunt care nu s-au întinat cu femei, căci sunt feciorelnici.
Bütün arazi Sohma mülküdür ve Tohru kira ücreti karşılığı arazilerinde çadır kurmasına izin vermelerini ister.Întreaga zonă era proprietatea familiei Sohma, iar Tohru le cere permisiunea de a locui în continuare în cort.
Berzence, 1701-1703 Szalay ailesinin mülkü oldu.1701-1703-ban Berzence a Szalay család birtoka volt.
IKEA'nın ismi büyüdüğü köyün ve mülkünün birleşmiş halidir: Ingvar Kamprad Elmtaryd Agunnaryd.Az IKEA nevet az alapítója adta, a nevének és lakóhelyének kezdőbetűiből: Ingvar Kamprad, Elmtaryd, Agunnaryd.
İki yıl sonra mali zorluklar yaşamaya başladığı için tüm mülkü satmak zorunda kaldı.Anyagi nehézségek miatt két év után munkába kellett állnia.
Yerleşim 1690 yılında Esterházy ailesinin mülkü oldu.1669-től a birtok az Esterházy család tulajdonába került.
Akkoyunlu ülkesi hükümdar ailesinin ortak mülkü sayılırdı.A kastély a család hercegi ágának tulajdona volt.
20nci yüzyıl başlarında Érd, Károlyi ailesinin mülkü oldu.1900-as évek elején legnagyobb birtokosa a gróf Károlyi család volt.
Romalılar bu kararı reddettiler ve procurator Catus Decianus tüm mülkünü haczettirdi.Roomalaiset eivät hyväksyneet tätä ja prokuraattori Catus Decianus valloitti hänen koko jäämistönsä.
Vasiyetnamesinde mülkü Philadelphia şehrine bıraktı.Testamentissaan hän luovutti talon Kamakuran kaupungilla.
Forum'un inşa edileceği arazi Augustus'un kendi mülküydü.Augustuksen forum eli Forum Augustum oli keisari Augustuksen rakennuttama forum.
Mülkü haczedildi,, İtalya'yı terk etti ve sonunda intihar etmek zorunda kaldı.Scelsi kieltäytyi noudattamasta lakeja, ja lopulta hän joutui lähtemään Italiasta.
Çiftin ayrıca Port Charlotte, Florida'da da mülkü vardır.Hän asui myös Port Charlottessa, Floridassa.
Şölende bütün malını mülkünü ululara dağıtır.Kaljuuna palautetaan sen oikealle omistajalle kaikkine aarteineen.
En altta ise hiçbir mülkü olmayan vatandaşlardan oluşan proletarii vardı.Στη βάση βρίσκονταν οι προλετάριοι (proletarii), δηλαδή οι πολίτες χωρίς καμία περιουσία.
Aslında Yasnaya Polyana Mülkü Kartsev ailesine aittir.Το κτήμα Γιάσναγια Πολιάνα ανήκε αρχικά στην οικογένεια Κάρτσεφ.
Çiftin ayrıca Port Charlotte, Florida'da da mülkü vardır.Han ejer også ejendomme i Port Charlotte, Florida.
Mülkü haczedildi,, İtalya'yı terk etti ve sonunda intihar etmek zorunda kaldı.De insisterede på at komme til Italien, hvilket til sidst skete.
Allah mülkünü dilediğine verir.Allah skaper hva Han vil.
Romalılar bu kararı reddettiler ve procurator Catus Decianus tüm mülkünü haczettirdi.Romerne overså dette og prokurator Catus Decianus beslaglagte hele hans eiendom.
W. H. Jackson aslında ağacın karşısında bulunan Dearing Sokağı'ndaki mülkün sahibiydi.Jackson eide faktisk eiendommen på den andre siden av Dearing Street fra treet.
Kölelik, bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması.Slaveri eller trelldom er når et menneske innehar juridisk eiendomsrett til et annet menneske.
Vasiyetnamesinde mülkü Philadelphia şehrine bıraktı.Hun trakk seg tilbake til sin eiendom i Westfalia.
Tapınağın bulunduğu bölge asıl olarak Fujiwara ailesinin mülküydü.Lokasi kuil, aslinya merupakan milik dari keluarga Fujiwara.
Şölende bütün malını mülkünü ululara dağıtır.Tanah warisannya lebih banyak dia bagikan kepada rakyatnya.
Çiftin ayrıca Port Charlotte, Florida'da da mülkü vardır.Anh cũng sở hữu tài sản ở Port Charlotte, Florida.
57 yılına doğru, Agrippina saraydan kovuldu ve yaşamak için Misenum'daki mülküne gitti.Đến năm 57, Agrippina bị trục xuất khỏi hoàng cung, và bị đưa đến một lãnh địa ven sông tại Misenum.
Yeterli miktarda mülkü olan beyaz erkekler, seçme ve seçilme hakkına sahip olurdu.白人男性すべての参政権、あるいは選挙権や被選挙権に対する小さな財産資格を定めたこと。
Bu Mülkün Sultanları.テロリストが所持。
Eşkıyalar, halkın malı mülkü ne varsa alıp götürüyorlar.盗賊と結託して、街の人たちのお金や財宝を全て奪っている妖怪。
Bu arada malı ve mülkü devlet tarafından müsadere edildi.재산과 산업은 정부 소유로 국유화되었다.
20nci yüzyıl başlarında Érd, Károlyi ailesinin mülkü oldu.בתחילת המאה ה-20 הפכה ארד לרכושה של משפחת קרולי.
Kölelik, bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması.עבדות היא מצב שבו אדם נמצא בבעלותו ותחת מרותו של אדם אחר.
Octavian yeni eyaleti Aegyptus’u kendi mülkü olarak elde ediğ praefectus Aegypti’nin idaresine verdi.נהוג להתייחס למצרים כרכושו הפרטי של אוגוסטוס.
Allah mülkünü dilediğine verir.Аллах ще възцари, когото Той пожелае.”
Tapınağın bulunduğu bölge asıl olarak Fujiwara ailesinin mülküydü.Територията на храма първоначално е принадлежала на рода Фудживара.
Shelby, Michigan'da bir ev ve Los Angeles'ta bir mülkü var. ^ LustИма къща в Мичиган и жилище в Лос Анджелис.
Vasiyetnamesinde mülkü Philadelphia şehrine bıraktı.След смъртта си завещава имуществото си на градската болница.
Bu biçimde eyalet artık meliklerin kendi mülkü olarak tasarruf etme hakları yoktur.Друга причина е, че САЩ вече нямат изключителен достъп до евтини суровини.
Vasiyetnamesinde mülkü Philadelphia şehrine bıraktı.Pod njegovom upravom planiran je i osnovan grad Philadelphia.
Çiftin ayrıca Port Charlotte, Florida'da da mülkü vardır.Tiež vlastní nehnuteľnosť v Port Charlotte na Floride.
Opriçnina IV. İvan'ın şahsi mülkü sayılıyordu.Pre jej nesolventnosť sa ju Ivan IV.
Kontluk, 12 yüzyıla kadar Toulouse Kontlarının mülkü olmaya devam etti.Grofija Tripoli je ostala v posesti Toulusov celo 12. stoletje.
Vasiyetnamesinde mülkü Philadelphia şehrine bıraktı.Grįžusi į JAV šeima apsistojo Filadelfijoje.
En altta ise hiçbir mülkü olmayan vatandaşlardan oluşan proletarii vardı.Senovės Romoje proletarii buvo piliečiai, turintys mažai, arba visiškai neturintys jokio turto.
Kölelik, bir insanın başka birinin malı ve mülkü olması.Vara on kellelegi kuuluvad asjad ja muu omand.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››Az eledelekben egyenlõképen részesedjenek, kivéve azt, a mit eladott valaki az õ atyai örökségébõl.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››comerá porção igual � deles, fora a das vendas do seu patrimônio.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››De skal nyde samme Ret, fraregnet hvad enhver er kommet til ved Salg af sin Fædrenearv.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››die sollen gleichen Teil zu essen haben, ohne was einer hat von dem verkauften Gut seiner Väter.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››Díl rovný jísti budou, (bez škody toho, což by každý z nich prodal,) vedlé čeledi otců.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››enake obroke naj jedo, razen tega naj ima, kar proda dednih stvari svojih očetov.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››그 사람의 응식은 그들과 같을 것이요 그 상속 산업을 판 돈은 이 외에 그에게 속할 것이니라
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››Rovnaký podiel budú jesť, krome toho, čo ktorý z nich dostal za predané z otcovského majetku.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››så skal de alle nyte like del av gavene, bortsett fra hvad han kan ha fått ved salg av sine fedrene eiendeler.
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››Y tendrá igual porción que los demás, aparte de la venta de su patrimonio familiar
Aile mülkünün satışından eline geçen para dışında, eşit pay olarak bölüşecekler.››Zijn deel van de offers zal hem als een recht worden gegeven, niet alleen als hij het nodig heeft.
İlgili Sayfalar