mülakat ile cümle
mülakat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Mülakat yaptığımız insanlardan biri Frank Jordan'dı, San Fransisco'nun eski belediye başkanı.Един от хората, който интервюирахме беше Франк Джордан, бивш кмет на Сан Франциско.
Mülakat yaptığımız insanlardan biri Frank Jordan'dı,Una de las personas a las que entrevistamos fue Frank Jordan,
Mülakat yaptığımız insanlardan biri Frank Jordan'dı,אחד האנשים שראיינו הוא פרנק ג'ורדן,
Mülakat yaptığımız insanlardan biri Frank Jordan'dı,أحد الناس الذين إلتقيناهم كان فرانك جوردان،
Mülakat yaptığımız insanlardan biri Frank Jordan'dı,前サンフランシスコ市長です それ以前は
Mültecilerin bir bölümü UNHCR’nin belgelerine dayanarak mülâkatsız seçilmektedir.Certains réfugiés sont sélectionnés sans être soumis à un entretien, sur la base des documents du HCR.
Mültecilerin bir bölümü UNHCR’nin belgelerine dayanarak mülâkatsız seçilmektedir.En del flyktingar väljs utan intervju på basis av UNHCR:s dokument.
Mültecilerin bir bölümü UNHCR’nin belgelerine dayanarak mülâkatsız seçilmektedir.Osa pakolaisista valitaan ilman haastattelua UNHCR:n asiakirjojen perusteella.
Mültecilerin bir bölümü UNHCR’nin belgelerine dayanarak mülâkatsız seçilmektedir.Часть беженцев выбирается без проведения опроса, на основании документов UNHCR.
Mültecilerin bir bölümü UNHCR’nin belgelerine dayanarak mülâkatsız seçilmektedir.قسم من اللاجئين يتم اختيارهم بناءً على وثائق المفوضية العليا للاجئين بدون مقابلة.
Mültecilerin bir bölümü UNHCR’nin belgelerine dayanarak mülâkatsız seçilmektedir.按照联合国难民署的相关规定,一些难民无需面试便可前来芬兰避难。这类难民通常身陷紧急状况,例如出于政治或者健康原因需要紧急庇护。
Ne kadar iyiydi? Mülakata girenlerin özellikleri nelerdi?얼마나 잘했나? 사람들의 자격은 어떤가? 같은 것이였는데,
Ne kadar iyiydi? Mülakata girenlerin özellikleri nelerdi?Millainen pätevyys heillä on.
Ne kadar iyiydi? Mülakata girenlerin özellikleri nelerdi?בנויים היטב? עד כמה הם טובים? מה הכישורים שלהם?
Ne kadar iyiydi? Mülakata girenlerin özellikleri nelerdi?الحديث؟ جودة الحديث؟ وما هي مؤهلاتهم؟
Ne kadar iyiydi? Mülakata girenlerin özellikleri nelerdi?でもそういったものに効力はなく 態度こそ影響を与えるものなんです
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Dette er jobsamtalen, vi tager dem igennem, for vi ønskede virkelig at se, hvad der skete.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Esta é a entrevista de emprego a que os sujeitámos, porque queríamos ver o que acontecia.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Esta es la entrevista de trabajo a la que los sometimos, porque queríamos saber lo que sucede realmente.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Ker smo hoteli videti, kaj se zgodi, smo jih poslali na tak razgovor.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.이게 우리가 실험 했던 구직 면접이에요. 어떤 결과가 나오는지 정말 궁금했거든요.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Laitoimme koehenkilöt työhaastatteluun, koska halusimme nähdä, mitä tapahtuu.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.La un astfel de interviu au fost supuşi, căci voiam să vedem ce se întâmplă cu adevărat.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Nechali jsme je absolvovat právě takový pracovní pohovor, protože jsme chtěli zjistit, co se stane.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.On leur fait passer cet entretien d'embauche car on veut réellement voir ce qui va se passer.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Poddaliśmy ich rozmowie, ponieważ naprawdę nas ciekawiło, co się stanie.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Szóval ilyen állásinterjúnak vetettük alá őket, mert tényleg látni akartuk, hogy mi történik.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Takže nechali sme ich podstúpiť takýto pohovor, pretože sme naozaj chceli vidieť, čo sa stane.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.We wilden echt zien wat er gebeurde.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Wir setzen sie diesem Vorstellungsgespräch aus, weil uns wirklich interessierte, was passieren würde.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Αυτή ήταν λοιπόν η συνέντευξη για εργασία, στην οποία τους υποβάλαμε, επειδή θέλαμε να δούμε τι θα συμβεί.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Вот интервью, через которое они прошли. Мы хотели посмотреть, что произойдёт.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Ми змусили людей пройти таку співбесіду, тому що дійсно хотіли побачити, що ж станеться.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.Тествахме ги чрез това интервю за работа, защото искахме да видим какво ще се случи.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.אנו מעבירים אותם בריאיון עבודה כזה, כי רוצים לבדוק מה קורה במציאות.
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.لذا فهذه هي مقابلات العمل التي وضعناهم خلالها لأننا أردنا أن نعلم ما الذي سيحدث حقيقة
Onları böyle bir mülakattan geçirdik çünkü neler olacağını görmek istedik.何が起きるのかを 知りたかったのです それから その録画テープを 4人の人に見てもらいました
Phyllis Lee mülâkatıma girmişti ve bana "Irkı nasıl tanımlarsın?" diye sordu.Bà hỏi tôi : "Em định nghĩa như thế nào về chủng tộc?"
Phyllis Lee mülâkatıma girmişti ve bana "Irkı nasıl tanımlarsın?" diye sordu.그녀가 제게 묻기를, "인종을 어떻게 정의하겠나?"
Phyllis Lee mülâkatıma girmişti ve bana "Irkı nasıl tanımlarsın?" diye sordu.Phyllis Lee adott nekem egy interjút, és azt kérdezte: "Hogyan határozná meg a 'faj'-t?"
Phyllis Lee mülâkatıma girmişti ve bana "Irkı nasıl tanımlarsın?" diye sordu.Phyllis Lee mewawancaraiku, dan dia bertanya, "Bagaimana kamu mendefinisikan ras?"
Phyllis Lee mülâkatıma girmişti ve bana "Irkı nasıl tanımlarsın?" diye sordu.Phyllis Lee şi m-a întrebat: "Cum defineşti rasa?"
Phyllis Lee mülâkatıma girmişti ve bana "Irkı nasıl tanımlarsın?" diye sordu.Вона запитала мене: "Як ви визначаєте поняття "раса"?"
Phyllis Lee mülâkatıma girmişti ve bana "Irkı nasıl tanımlarsın?" diye sordu.והיא שאלה אותי, "איך תגדירי גזע?"
Phyllis Lee mülâkatıma girmişti ve bana "Irkı nasıl tanımlarsın?" diye sordu.وسألتني، "كيف تعرفين العرق؟"
Phyllis Lee mülâkatıma girmişti ve bana "Irkı nasıl tanımlarsın?" diye sordu.わかっているつもりで
Phyllis Lee mülâkatıma girmişti ve bana "Irkı nasıl tanımlarsın?" diye sordu.她問我,"你系點樣定義種族?"
Sığınmacı olarak, mülakat sırasında adli yardım almak gibi bir hakkınız vardır.Como solicitante de asilo, tiene derecho a un asistente legal durante la entrevista.
Sığınmacı olarak, mülakat sırasında adli yardım almak gibi bir hakkınız vardır.Sinulla on oikeus turvapaikanhakijana käyttää puhuttelussa oikeudellista avustajaa.
Sığınmacı olarak, mülakat sırasında adli yardım almak gibi bir hakkınız vardır.Som asylsökande har du rätt att använda ett rättsbiträde under samtalet.
Sığınmacı olarak, mülakat sırasında adli yardım almak gibi bir hakkınız vardır.В качестве просителя убежища вы имеете право на правовую помощь при проведении собеседования.
Sığınmacı olarak, mülakat sırasında adli yardım almak gibi bir hakkınız vardır.لديك الحق كطالب لجوء في استعمال مساعد حقوقي أثناء المقابلة.
Sığınmacı olarak, mülakat sırasında adli yardım almak gibi bir hakkınız vardır.作为寻求庇护者,在口头调查期间,您有权得到专业司法援助。司法援助人可酌情考虑是否参加口头调查。
Sığınma mülakatıAsylsamtal
Sığınma mülakatıEntretien d'un demandeur d'asile
Sığınma mülakatıEntrevista relativa a la solicitud de asilo
Sığınma mülakatı (turvapaikkapuhuttelu) başvurunuzun değerlendirilmesinde en önemli etaptır.Asylsamtalet (turvapaikkapuhuttelu) är den viktigaste händelsen under behandlingen av din ansökan.
Sığınma mülakatı (turvapaikkapuhuttelu) başvurunuzun değerlendirilmesinde en önemli etaptır.Turvapaikkapuhuttelu on tärkein tapahtuma, kun hakemustasi käsitellään.
Sığınma mülakatı (turvapaikkapuhuttelu) başvurunuzun değerlendirilmesinde en önemli etaptır.مقابلة طلب اللجوء (turvapaikkapuhuttelu) تُعتبر الحدث الأهم، عند تداول طلبك.
Sığınma mülakatıTurvapaikkapuhuttelu