Daha önce söylediğim gibi, ben bir mükemmeliyetçiyim.И както казах по-рано, аз съм перфекционист.
Daha önce söylediğim gibi, ben bir mükemmeliyetçiyim.Как я говорила раньше, я перфекционистка.
Daha önce söylediğim gibi, ben bir mükemmeliyetçiyim.וכמו שאמרתי קודם, אני פרפקציוניסטית.
Daha önce söylediğim gibi, ben bir mükemmeliyetçiyim.وكما قلت مسبقاً " إنني ساعية نحو الكمال "
Daha önce söylediğim gibi, ben bir mükemmeliyetçiyim.まあとにかくお見せしましょう。
İnsanlık onurunu yeniden canlandırmayı hedefleyen ve küresel mutluluğa ve mükemmeliyete inanan bir düzen.Une ordonnance visant à rétablir la dignité humaine et croit en l'universel bonheur et la perfection.
İnsanlık onurunu yeniden canlandırmayı hedefleyen ve küresel mutluluğa ve mükemmeliyete inanan bir düzen.秩序。 3つ目に、永続する平和、安全、福祉が、地球上の人類に行き渡る秩序。
İtalya'da sorunun sanayileşmesi var, ancak kaliteye büyük bir önem vererek, mükemmeliyete, kimlik fikrine.في إيطاليا، لدينا تصنيع المشكلة ولكن مع الاهتمام الكبير بالنوعية، للتميز، لفكرة الهوية.
Maniyerism, Rönesans'ın mükemmeliyetçilik duygusuna ciddi bir tepki veriyor gibi gözüküyor.Manýrismus se tedy zdá být reakcí na dokonalost vrcholné renesance.
Maniyerism, Rönesans'ın mükemmeliyetçilik duygusuna ciddi bir tepki veriyor gibi gözüküyor.Quindi il Manierismo sembra stia reagendo alla perfezione dell'Alto Rinascimento.
Maniyerism, Rönesans'ın mükemmeliyetçilik duygusuna ciddi bir tepki veriyor gibi gözüküyor.Маниеризмът изглежда е една силна реакция на съвършенството на късния Ренесанс.
Maniyerism, Rönesans'ın mükemmeliyetçilik duygusuna ciddi bir tepki veriyor gibi gözüküyor.Тому здається, що Маньєризм є цією інтенсивною реакцією до досконалості епохи Високого Відродження.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Da sie Perfektion verlangen, weigern sie sich, menschliche Unvollkommenheit zu tolerieren.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.De kräver perfektion och vägrar tolerera mänskliga brister.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Đòi hỏi sự hoàn hảo, họ từ chối khoan dung cho những gì không hoàn hảo của con người.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Door perfectie te eisen, weigeren ze de menselijke onvolkomenheid te tolereren.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Esigono la perfezione, si rifiutano di tollerare l'imperfezione umana.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Exigeant la perfection, ils ne tolèrent pas l'imperfection humaine.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Exigen perfección, se niegan a tolerar la imperfección humana.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Exigindo perfeição, recusam-se a tolerar a imperfeição humana.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.완벽함을 요구하며 인간의 불완전성을 용인하지 않으려고 합니다.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Menuntut kesempurnaan, mereka menolak untuk menoleransi ketidaksempurnaan manusia.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Nároční na dokonalosť, odmietajú tolerovať ľudskú nedokonalosť.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Oczekując doskonałości, odrzucają tolerancję ludzkiej niedoskonałości.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Pretinzând perfecțiune, ei refuză să tolereze imperfecțiunea umană.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Tökéletességet követelvén, nem tolerálják az emberi tökéletlenséget.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Zahtevajoč popolnost zavračajo človeško nepopolnost.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.Απαιτώντας την τελειότητα, αρνούνται να ανεχθούν τις ανθρώπινες ατέλειες.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.В желанието си за съвършенство, те отказват да приемат човешкото несъвършенство.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.В погоне за совершенством, они отказываются смириться с человеческим несовершенством.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.У пошуках досконалості вони не можуть змиритися із людською недосконалістю.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.בדרישה לשלמות, הם מסרבים להשלים עם חוסר שלמות אנושית.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.بطلبهم الكمال، يرفضون التهاون مع النقص البشري.
Mükemmeliyete olan bu rağbet, onların insanın eksikliklerine tahammül etmesini engelliyor.彼らは人間の不完全性を 受容することを拒みました ですが 疑いを持つことの 一体どこが不完全なのでしょう?
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biri Bauhaus mimarisinin bir mücevheriydi.Salman adalah orang yang sangat, sangat perfeksionis, dan setiap asetnya merupakan permata arsitektur Bauhaus.
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biri Bauhaus mimarisinin bir mücevheriydi.Salman bol dokonalým perfekcionistom, a každý z jeho obchodov bol klenotom postaveným v slohu Bauhaus.
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biri Bauhaus mimarisinin bir mücevheriydi.Salman byl naprostý perfekcionista a každý z jeho obchodů byl klenotem architektonického stylu Bauhaus.
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biri Bauhaus mimarisinin bir mücevheriydi.Salman era un perfeccionista consumado y cada una de sus tiendas era una joya de la arquitectura Bauhaus.
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biri Bauhaus mimarisinin bir mücevheriydi.Salman era un perfezionista consumato, e ognuno dei suoi negozi era un gioiello di architettura Bauhaus.
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biri Bauhaus mimarisinin bir mücevheriydi.Salman là người cực kì cầu toàn, và mỗi cửa hàng của ông là một viên ngọc quý của kiến trúc Bauhaus.
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biri Bauhaus mimarisinin bir mücevheriydi.Salman maga volt a maximalizmus, így mindegyik áruháza egy-egy gyöngyszeme lett a Bauhaus építészetnek.
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biri Bauhaus mimarisinin bir mücevheriydi.Salman war ein vollkommener Perfektionist, und jedes seiner Kaufhäuser war ein Juwel der Bauhaus-Architektur.
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biri Bauhaus mimarisinin bir mücevheriydi.Salman was de volmaakte perfectionist en elk van zijn winkels was een juweel van Bauhaus-architectuur.
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biri Bauhaus mimarisinin bir mücevheriydi.Ο Σάλμαν ήταν απολύτως τελειομανής και κάθε κατάστημά του ήταν ένα κόσμημα αρχιτεκτονικής Μπάουχαους.
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biri Bauhaus mimarisinin bir mücevheriydi.Салман был абсолютный перфекционист, и каждый из его магазинов был украшением архитектурной школы Баухаус.
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biri그 분은 극도의 완벽주의자셨어요. 소유한 모든 상점은 바우하우스 건축의
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biriSalman był absolutnym perfekcjonistą.
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biriסלמן היה הפרפקציוניסט המושלם, וכל אחת מהחנויות שבבעלותו היתה פנינה
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biriسلمان كان بارع الإتقان، كل محل من محلاته كان جوهرة.
Salman dört dörtlük bir mükemmeliyetçiydi ve onun mağazalarının her biriどの店舗も バウハウス様式の 珠玉の建築でした
Şimdi, Milli Akvaryum olarak, hayvan bakımında mükemmeliyet, koruma ve araştırma için çalışıyoruz.Aici, la National Aquarium, suntem determinați să excelăm în îngrijirea animalelor, cercetare și conservare.
Şimdi, Milli Akvaryum olarak, hayvan bakımında mükemmeliyet, koruma ve araştırma için çalışıyoruz.이곳 국립 수족관에서는 동물 보호, 연구, 보호에 최선을 다하고 있습니다.
Şimdi, Milli Akvaryum olarak, hayvan bakımında mükemmeliyet, koruma ve araştırma için çalışıyoruz.Obecnie w National Aquarium poświęcamy się troskliwej opiece nad zwierzętami, aby je badać oraz chronić.
Şimdi, Milli Akvaryum olarak, hayvan bakımında mükemmeliyet, koruma ve araştırma için çalışıyoruz.Qui al National Aquarium puntiamo all'eccellenza nella cura degli animali, per scopi di ricerca e di tutela.
Şimdi, Milli Akvaryum olarak, hayvan bakımında mükemmeliyet, koruma ve araştırma için çalışıyoruz.В Национальном аквариуме мы уделяем особое внимание заботе о животных, их изучению и защите.
Şimdi, Milli Akvaryum olarak, hayvan bakımında mükemmeliyet, koruma ve araştırma için çalışıyoruz.עכשיו, כאן באקווריום הלאומי אנו מחויבים למצוינות בטיפול בבעלי חיים, למחקר, ולשימור.
Şimdi, Milli Akvaryum olarak, hayvan bakımında mükemmeliyet, koruma ve araştırma için çalışıyoruz.نلتزم هنا بالحوض الوطني للأسماك بالجودة في رعاية الحيوانات وبالبحث والحماية.
Şimdi, Milli Akvaryum olarak, hayvan bakımında mükemmeliyet, koruma ve araştırma için çalışıyoruz.動物の保護 研究 管理保全に 最善の力を尽くしています イルカは今何が起きているのかと 興味津々です