Ana içeriğe geç
Sözlük

müddet ile cümle

müddet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İhramlı olduğunuz müddetçe kara avı size haram kılındı.But unlawful is game of the jungle when you are on pilgrimage.
İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim.And so long as I dwelt with them I was witness over their actions.
Eşi ile (birleşince) eşi hafif bir yük yüklendi (hamile kaldı). Onu bir müddet taşıdı.When the man covered the woman she conceived a light burden and carried it about.
Biz onu (kıyamet gününü) sadece sayılı bir müddete kadar bekletiriz.We are deferring it only for a time ordained.
Her müddetin (yazıldığı) bir kitap vardır.For every age there is a law.
Fakat onları takdir edilen bir müddete kadar erteliyor.Yet He gives them latitude for a time ordained.
Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler.Why did you not allow us to live a little more?"
Kara avı ise, ihramlı olduğunuz müddetçe size haram edilmiştir.But unlawful is game of the jungle when you are on pilgrimage.
Müddetleri (ecelleri) geldiği zaman, onu ne bir saat erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.When that time is come, there will not be a moment's delay nor a moment's haste.
Haydi uzun bir müddet benden uzak ol" dedi.So go away for a while from me."
Siz bir müddet ölü vaziyette kaldıktan sonra, şükredesiniz diye sizi dirilttik.Even then We revived you after you had become senseless that you might give thanks;
Yine dediler ki: “Ya Mûsâ! O zorbalar orada oldukları müddetçe biz asla giremeyiz.They said: "O Moses, we shall never, never enter so long as they are there.
Kara avı ise, ihramlı olduğunuz müddetçe size haram kılındı.But unlawful is game of the jungle when you are on pilgrimage.
Biz o günü ancak belirli bir müddete kadar erteleriz.We are deferring it only for a time ordained.
Şöyle bir uzun müddet benden uzak dur. Gözüm görmesin seni buralarda!”If you do not desist, I will certainly stone you, and keep no relation with me for a long while.”
Onlarla olan ahdinizi, müddeti bitinciyedek tamamlayın. Şüphe yok ki Allah, çekinenleri sever.With them fulfil your covenant till their term; surely God loves the godfearing.
Onlar size karşı dürüst davrandıkları müddetçe siz de onlara dürüst davranın.Act straight with them so long as they act straight with you.
Ey inananlar, muayyen bir müddet için borçlandığınız vakit bunu mutlaka yazın.O you who believe! When you contract a debt for a fixed period, write it down.
Az olsun, çok olsun, muayyen müddete kadar verilen borcu yazmaktan üşenmeyin.And the witnesses should not refuse when they are called on (for evidence).
Bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı.When he had sexual relation with her, she became pregnant and she carried it about lightly.
O zorbalar orada oldukları müddetçe biz asla giremeyiz.We shall never enter it as long as they are there.
Şöyle bir uzun müddet benden uzak dur.If you stop not (this), I will indeed stone you.
Kıyamet koptuğu gün suçlular sadece çok kısa bir müddet kalmış olduklarına yemin ederler.On the Day when the Hour takes place, the sinners will swear they had stayed but an hour.
Farz olan müddet geçmedikçe nikah bağını bağlamaya kalkışmayın.And do not confirm the marriage tie until the writing is fulfilled.
Eğer (bu müddet içinde) kadınlarına dönerlerse, şüphesiz Allah çokça bağışlayan ve esirgeyendir.But if they reconcile—God is Forgiving and Merciful.
Boşanmış kadınlar, kendi başlarına (evlenmeden) üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler.Divorced women shall wait by themselves for three periods.
Farz olan bekleme müddeti dolmadan, nikah kıymaya kalkışmayın.And do not confirm the marriage tie until the writing is fulfilled.
Biz, ulaşacakları bir müddete kadar onlardan azabı kaldırınca hemen sözlerinden dönüverdiler.But when We lifted the plague from them, for a term they were to fulfill, they broke their promise.
Her ümmet için belirlenmiş bir müddet vardır.For every nation is an appointed time.
Erdoğan, "Birliğimizi koruduğumuz müddetçe, bölgeye daha iyi hizmetler götürmeye devam edeceğiz."As long as we preserve our unity, we will continue to provide the region with better services.
Moskova'da bulunduğu müddette Häyhänen'den duyduğu memnuniyetsizliği üstlerine bildirdi.While in Moscow, Fisher informed his superiors of his dissatisfaction with Häyhänen.
Bu eğtimden sonra bir müddet Bolivya ve Meksika'da yaşadı.She lived in several western states, Bolivia and Mexico.
Ailesi, doğumundan kısa bir müddet sonra Bernburg'dan Magdeburg'a taşındı.His family moved from Bernburg to Magdeburg shortly after his birth.
Size yarına kadar müddet veriyorum.Ich gebe Ihnen bis morgen Zeit.
Yükleme süresi (starya müddeti) bu ihbarın ertesi günü işlemeye başlar.Dessen berühmt gewordene erste Zeile lautet: Das ist der Tag des Herrn!
Araplar tarafından bir müddet ele geçirildi.Zeitweise war sie von den Arabern besetzt.
İkindi namazının müddeti ise akşam vaktine kadar devam etmektedir.So zweimal während des Morgengebets (Schacharit) und einmal während des Nachmittagsgebets (Mincha).
Daha sonra bir müddet Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi için çalıştı.Danach arbeitete er für den Wirtschafts- und Sozialrat der Vereinten Nationen.
Burada bir müddet Bayezid Medresesine devam etmiştir.Dort verblieb er einige Zeit.
Bir müddet bekletildikten sonra çıkarılıp kurutulur.Nach einer Weile werden sie dann wieder abgeholt und getragen.
Bir müddet babasıyla beraber yaşar.Er entschließt sich, eine Zeitlang bei seinem Vater zu wohnen.
Günah işlemiş ancak imanlı olan kişiler ise İslam inancına göre cehennemde bir müddet kalacaklardır.Die Gläubigen erhalten das ewige Leben, die Gottlosen in der Hölle die ewige Pein.
Buna ilaveten Haçlı ordusu çok yorgundu ve bir müddet dinlenmesi gerekmekteydi.Er fühlte sich erschöpft und benötigte eine Pause.
Birkaç ay içinde sütü bırakır ama bir müddet grubun içinde yaşamaya devam eder.Nach einigen Monaten wird es entwöhnt, bleibt aber noch einige Zeit in seiner Geburtsgruppe.
Üstelik bu maaşı bütün hayatı müddetince alabileceği de kendisine vadedilmişti.Die Versammlung beschloss, ihm aus Dank auch weiterhin das volle Gehalt zu zahlen.
Bu nedenle bir müddet tutuklandı.Er wurde deshalb zwischenzeitlich inhaftiert.
Orada bir müddet kaldıktan sonra İstanbul'a dönüp ulemaya katılmıştır.Danach blieb sie dort einige Zeit lang stationiert, bevor sie wieder nach Syria zurückkehrte.
Koma ve cadı bir müddet havada uçarlar.Bei einer Flöte oder Pfeife schwingt Luft periodisch.
Yapıdan geriye kalan semahanesi uzun müddet harap vaziyette idi.Der Rest der Baureihe war noch länger im Einsatz.
Bir müddet sonra itibarını kaybetti.Im Alter verlor er sein Gehör.
Köy uzun bir müddet boş kalmıştır.Das Haus stand seit geraumer Zeit leer.
Yine de bu sözlerle bir müddet takipten kurtulur.Mit diesem Gefühl gehe ich einmal von hier fort.
Bir müddet sonra Rumeli beylerbeyi olmuştur.Später gehörte Ruda zu verschiedenen Herrschaften.
Gösterime girdikten bir müddet sonra filmin hakları Amerikan Tricoast Studios firmasına satıldı.Alles hatte damit angefangen, dass die Teamfilm ihre Rechte an die VIP Scandinvia verkaufte.
Bir müddet sonra Atatürk geldi.Doch Ataru hat den Trank zwischenzeitlich gefunden.
Geri kalanlar ise bir müddet aşağı İdil boyunda yaşamışlardır.Ihre Aufbauten wurden etwas länger, der Radstand blieb jedoch gleich.
İnanıyorum ki çok yemediğim müddetçe, kesinlikle kilo vereceğim.Je crois que tant que je ne mange pas trop, je perdrai certainement du poids.
Bir müddet sonra itibarını kaybetti.Plus d’une fois, elle a failli le perdre.
Sepette yakılan ateş havayı bir müddet daha ısıtmakta idi.Je travaillais dans mon lit pour avoir plus chaud.
Yükleme süresi (starya müddeti) bu ihbarın ertesi günü işlemeye başlar.Datouna (surnom de David) est alors reconnu comme prince héritier de la Kakhétie.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod