Dedikodu tatlı lokma gibidir, İnsanın ta içine işler.Slova utrhače jsou jako ubitých, ale však sstupují do vnitřností života.
Dedikodu tatlı lokma gibidir, İnsanın ta içine işler.Słowa obmówcy są jako słowa zranionych, a wszakże przenikają do wnętrzności żywota.
Dedikodu tatlı lokma gibidir, İnsanın ta içine işler.Słowa obmówcy są jako słowa zranionych; a wszakże przenikają do wnętrzności żywota.
Dedikodu tatlı lokma gibidir, İnsanın ta içine işler.Οι λογοι του ψιθυριστου καταπινονται ηδεως, και καταβαινουσιν εις τα ενδομυχα της κοιλιας.
Dedikodu tatlı lokma gibidir, İnsanın ta içine işler.Οι λογοι του ψιθυριστου καταπινονται ηδεως και καταβαινουσιν εως των ενδομυχων της κοιλιας.
Dedikodu tatlı lokma gibidir, İnsanın ta içine işler.Думите на шепотника са като сладки залъци И влизат вътре в корема.
Dedikodu tatlı lokma gibidir, İnsanın ta içine işler.Думите на шепотника са като сладки залъци, И слизат вътре в корема.
Dedikodu tatlı lokma gibidir, İnsanın ta içine işler.Слова наушника – как лакомства, и они входят во внутренность чрева.
Dedikodu tatlı lokma gibidir, İnsanın ta içine işler.דברי נרגן כמתלהמים והם ירדו חדרי בטן׃
Dedikodu tatlı lokma gibidir, İnsanın ta içine işler.كلام النمّام مثل لقم حلوة فينزل الى مخادع البطن
Dedikodu tatlı lokma gibidir, İnsanın ta içine işler.كلام النمّام مثل لقم حلوة وهو ينزل الى مخادع البطن.
Dedikodu tatlı lokma gibidir, İnsanın ta içine işler.傳 舌 人 的 言 語 、 如 同 美 食 、 深 入 人 的 心 腹
Dedikodu tatlı lokma gibidir, İnsanın ta içine işler.傳舌人 的 言語 、 如同 美食 、 深入 人 的 心腹
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Al nono giorno del quarto mese, quando la fame dominava la città e non c'era più pane per la popolazione
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.a [negyedik] hónap kilenczedik napján akkora inség lett a városban, hogy nem volt mit enni a föld népének.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Aos nove do quarto mês, a cidade se via tão apertada pela fome que não havia mais pão para o povo da terra.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Deveti dan četrtega meseca je bila huda lakota v mestu, in ni bilo kruha za ljudstvo dežele.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Deveti dan četrtega meseca je nastala huda lakota v mestu, in ni bilo kruha za ljudstvo dežele.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Deviateho dňa toho štvrtého mesiaca zmocnil sa mesta hlad, a nebolo chleba pre ľud zeme.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.În ziua a noua a lunii a patra, era mare foamete în cetate, aşa că poporul ţării nu mai avea pîne de loc.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.În ziua a noua a lunii a patra, era mare foamete în cetate, şi nu era pîne pentru poporul ţării.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.그 사월 구일에 성중에 기근이 심하여 그 땅 백성의 식물이 진하였더라
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.그 사월 구일에 성중에 기근이 심하여 그 땅 백성의 양식이 진하였고
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Nel quarto mese, il nove del mese, mentre la fame dominava nella città e non c'era più pane per la popolazione
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư , có sự đói_kém lớn trong thành , dân_sự không có bánh .
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư, có sự đói kém lớn trong thành, dân sự không có bánh.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư , trong thành bị đói_kém lắm , đến_nỗi dân của đất nầy không có bánh nữa .
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Ngày mồng chín tháng tư, trong thành bị đói kém lắm, đến nỗi dân của đất nầy không có bánh nữa.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.På den niende Dag i den fjerde Måned blev Hungersnøden hård i Byen, og Folket fra Landet havde ikke Brød.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Potom štvrtého mesiaca, deviateho dňa toho mesiaca zmocnil sa mesta hlad, a nebolo chleba pre ľud zeme.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Tedy dnia dziewiątego czwartego miesiąca był wielki głód w mieście, a nie miał chleba lud ziemi.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Toen raakte het laatste voedsel in de stad op.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.V kterémžto, devátého dne čtvrtého měsíce, rozmohl se hlad v městě, a neměl chleba lid země.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.V kterémžto, měsíce čtvrtého, devátého dne téhož měsíce, rozmohl se hlad v městě, a neměl chleba lid země.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.Και την ενατην του τεταρτου μηνος η πεινα υπερισχυσεν εν τη πολει, και δεν ητο αρτος δια τον λαον του τοπου.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.В девятый день месяца усилился голод в городе, и не было хлеба у народа земли.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.В четвертом месяце, в девятый день месяца, голод в городе усилился, и не было хлеба у народа земли.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.בחדש הרביעי בתשעה לחדש ויחזק הרעב בעיר ולא היה לחם לעם הארץ׃
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.בתשעה לחדש ויחזק הרעב בעיר ולא היה לחם לעם הארץ׃
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.في الشهر الرابع في تاسع الشهر اشتد الجوع في المدينة ولم يكن خبز لشعب الارض.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.في تاسع الشهر اشتد الجوع في المدينة ولم يكن خبز لشعب الارض.
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四 月 初 九 日 、 城 裡 有 大 飢 荒 、 甚 至 百 姓 都 沒 有 糧 食
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四月 初九 日 、 城裡 有 大 飢荒 、 甚至 百姓 都 沒有 糧食
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四 月 初 九 日 、 城 裡 有 大 饑 荒 、 甚 至 百 姓 都 沒 有 糧 食
Dördüncü ayın dokuzuncu günü kentte kıtlık öyle şiddetlendi ki, halk bir lokma ekmek bulamaz oldu.四月 初九 日 、 城裡 有 大 饑荒 、 甚至 百姓 都 沒有 糧食
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.Általában ennél nagyobbakat esznek.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.De obicei mănâncă chestii mai mari.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.Di solito mangiano qualcosa di più grande.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.En général, ils se nourrissent d'animaux plus gros.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.Ich ofiary są zwykle nieco większe.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.주로 그들은 약간 더 큰 것을 잡아먹습니다.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.Meestal eten ze wat grotere prooien.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.Normalerweise essen sie etwas größere Dinge.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.Normalmente comen algo más grande.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.Thường thì chúng ăn những thứ lớn hơn.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.Συνήθως τρέφονται με κάτι κάπως μεγαλύτερο.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.Обикновено ядат малко по-големи неща.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.Обычно они питаются чем-то покрупнее.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.לרוב הם אוכלים משהו גדול יותר.
Genelde bundan daha büyük lokmaları hedeflerler.عادة هي تاكل شئ اكبر من ذلك