Küçük liman fokları gibi değiller.انها ليست مثل فقم البحر
Küçük liman fokları gibi değiller.体長4メートルで 体重は500キロです
liman aşağılık suç ignou çelik tesisi yapım aşamasındadır olduIGNOU impianto siderurgico era in costruzione una volta completato sarà guidare come john
liman aşağılık suç ignou çelik tesisi yapım aşamasındadır oldu포트 비열한 범죄 ignou 철강 공장 건설을 따랐으니
liman aşağılık suç ignou çelik tesisi yapım aşamasındadır olduIGNOU Stahlwerk war im Bau
liman aşağılık suç ignou çelik tesisi yapım aşamasındadır olduignou製鉄所を建設中であった 完了したとき、それはジョンのように駆動します
liman aşağılık suç ignou çelik tesisi yapım aşamasındadır olduВ порту презренным преступлением IGNOU металлургический завод находится в стадии строительства
liman aşağılık suç ignou çelik tesisi yapım aşamasındadır olduУ порту нікчемним злочином IGNOU металургійний завод знаходиться в стадії будівництва
liman aşağılık suç ignou çelik tesisi yapım aşamasındadır olduבפשע נתעב הנמל מפעל פלדה ignou היה בשלבי בנייה
liman aşağılık suç ignou çelik tesisi yapım aşamasındadır olduفي الجريمة الخسيسة ميناء وكان ignou الصلب مصنع تحت الإنشاء
Limana ve kente bakar çömelerek, sonra da gider."Er sitzt, schauend über Hafen und Stadt, auf stillen Hinterbacken und zieht dann weiter."
Limana ve kente bakar çömelerek, sonra da gider."Hátsóján ülve néz el a kikötő fölött, majd távozik."
Limana ve kente bakar çömelerek, sonra da gider."Il reste là assis à regarder le port,puis il s'en va."
Limana ve kente bakar çömelerek, sonra da gider."Nó ngồi im lặng nhìn ra cảng và thành phố , rồi lại đi."
Limana ve kente bakar çömelerek, sonra da gider."Si siede a guardare il porto e la città sulle sue piccole zampe, e poi va via."
Limana ve kente bakar çömelerek, sonra da gider."Stă, privind peste port şi peste oraş, gânditoare, apoi pleacă."
Limana ve kente bakar çömelerek, sonra da gider."Ze zit over de haven te turen op klamme billen, en gaat dan verder."
Limana ve kente bakar çömelerek, sonra da gider."Αγναντεύει το λιμάνι και την πόλη με αθόρυβες πατημασιές, και μετά φεύγει".
Limana ve kente bakar çömelerek, sonra da gider."Садится и смотрит тихо на гавань и город, а после уходит".
Limanda çok sıkı çalışıyordu. Ben de barakada kalmasına müsaade ettim.Он очень много работал в порту, и я разрешил ему жить в подсобке.
Limanda çok sıkı çalışıyordu.Hij werkte hard in de haven.
Limanda çok sıkı çalışıyordu.Δούλευε πολύ σκληρά στο λιμάνι.
Limanda çok sıkı çalışıyordu.و عمل بجهد في الميناء
Limandaki bir tapınakta bulunmuştu.Została znaleziona w jednej ze świątyń niedaleko przystani.
Limandaki bir tapınakta bulunmuştu.Скульптуру обнаружили в святилище в гавани.
Limandalar, suyun kenarında duruyorlar.Postavy stojí v blízkosti přístavu. V blízkosti nebo na okraji břehu.
Limandalar, suyun kenarında duruyorlar.(Ж1) Женщины стоят возле пристани, (Ж2) Да, или у кромки моря.
Limandalar, suyun kenarında duruyorlar.Намират се точно до някакво пристанище. Или някъде на брега на морето.
Limanın çevresinde, ilk Avusturalyalılar bu hayaletlerin gitmesi için ateşler yakıp, kanolarından bağırırlar.Pierwsi Australijczycy rozpalają wokół portu ogniska i nawołują ze swych łodzi, aby przepędzić zjawy.
Limanın çevresinde, ilk Avusturalyalılar bu hayaletlerin gitmesi için ateşler yakıp, kanolarından bağırırlar.Xung quanh cảng, những người Úc đầu tiên đốt lửa và họ la hét từ thuyền của họ để xua đuổi sự xuất hiện này
limanın dışındaki adalar serileri ve tuzlu bataklıklar ve plajların bir matrisi bulunmakta idi.역할을 하는 해수소택지와 해변 망의 놀라운 지리적 특징들이 존재하고 있음을 확인할 수 있습니다.
limanın dışındaki adalar serileri ve tuzlu bataklıklar ve plajların bir matrisi bulunmakta idi.ומטריצה של ביצות מלח וחופים ששימשו כשוברי גלים טבעיים לאזורים המיושבים.
limanın dışındaki adalar serileri ve tuzlu bataklıklar ve plajların bir matrisi bulunmakta idi.ومصفوفة من المستنقعات المالحة والشواطئ التي خدمت تضعيف موجة الطبيعة لتسوية المرتفعات.
limanın dışındaki adalar serileri ve tuzlu bataklıklar ve plajların bir matrisi bulunmakta idi.自然の波を減衰させ 陸地での居住に役立っているのです。 私達は同時に
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.300.000 civile dør af sult.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.Apreende ajuda aIimentar internacionaI nos portos.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.El blochează transporturile internaţionale de alimente la porţile oraşului.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.Zabavuje humanitární dodávky jídla v přístavech.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.Zasegel je mednarodno pomoč v svojih pristaniščih.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.Zhabáva medzinárodné dodávky jedla v prístavoch.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır. Açlık onun silahıdır.Той контролираше пратките с хуманитарните помощи.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır.Se apodera de envíos de comida en los puertos.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır.Αρπάζει τα φορτία με τρόφιμα των διεθνών οργανισμών.
Limanlara gelen uluslararası gıda yardımına el koymaktadır.הוא משתלט על משלוחי מזון .בינלאומיים המגיעים לנמלים
limanlarımızın %25'ini kaplıyordu ve limandaki suyu bir kaç gün içinde süzebiliyorlardı.1/4을 덮고 있고, 항구에 있는 물을 몇 일 만에 정화할 수 있는 능력을 가지고 있습니다.
limanlarımızın %25'ini kaplıyordu ve limandaki suyu bir kaç gün içinde süzebiliyorlardı.בערך רבע מהנמל והיו מסוגלות לסנן את המים בנמל תוך ימים בודדים.
limanlarımızın %25'ini kaplıyordu ve limandaki suyu bir kaç gün içinde süzebiliyorlardı.حوالي ربع مرفأنا وكانت قادرة على تصفية الماء في الميناء في غضون أيام.
limanlarımızın %25'ini kaplıyordu ve limandaki suyu bir kaç gün içinde süzebiliyorlardı.湾内の水を数日でろ過することができました。 牡蠣は私達の文化、経済において重要な存在でした。
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Alle eilen so schnell wie möglich in den Hafen.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Chcą jak najszyciej dotrzeć do portu.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Ellos corren tan rápido como es posible para llegar al puerto.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı. Fakat genelde orada beklerlerdi.Apressam-se o mais que podem para chegar às docas, mas, muitas vezes, ficam lá à espera.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Họ vội vàng hết mức có thể đến cảng.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Ils vont aussi vite que possible pour atteindre leur port.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.항구로 가기 위해 최대한 전력 질주를 하는 것이죠.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Olyan gyorsan akarják elérni a kikötőt, ahogy csak lehet.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Ponáhľajú sa, čo to dá, aby sa dostali do prístavu.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Si affannano ad entrare in porto rapidamente.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Toți se grăbesc cât pot de repede pentru a ajunge în port.
Limanlarına ulaşmak için gidebildikleri kadar hızlı koşuyorlardı.Ze haasten zich zo snel mogelijk naar hun haven.