Bana göre, o gemi çoktan limanı terketti, benim için çok geç artık.Jeg tror det skib er sejlet, det er for sent for mig.
Bana göre, o gemi çoktan limanı terketti, benim için çok geç artık.Je pense que je ne peux plus rien y faire, c'est trop tard.
Bana göre, o gemi çoktan limanı terketti, benim için çok geç artık.Już po ptakach.
Bana göre, o gemi çoktan limanı terketti, benim için çok geç artık.배는 이미 출항했는데, 이제는 너무 늦었죠.
Bana göre, o gemi çoktan limanı terketti, benim için çok geç artık.Ma quella nave è già salpata, credo. Non ho più scelta.
Bana göre, o gemi çoktan limanı terketti, benim için çok geç artık.Ten vlak už asi odjel, už je moc pozdě.
Bana göre, o gemi çoktan limanı terketti, benim için çok geç artık.Νομίζω πως αυτό το πουλάκι πέταξε. Είναι πολύ αργά για μένα πια.
Bana göre, o gemi çoktan limanı terketti, benim için çok geç artık.Мисля, че корабът е отплавал, много късно е за мен.
Bana göre, o gemi çoktan limanı terketti, benim için çok geç artık.Мой поезд ушёл, уже слишком поздно.
Bana göre, o gemi çoktan limanı terketti, benim için çok geç artık.נראה לי שזמני עבר. זה כבר מאוחר מדי בשבילי.
Bana göre, o gemi çoktan limanı terketti, benim için çok geç artık.وأعتقد تلك السفينة قد أبحرت، إنها متأخرا جدا بالنسبة لي.
Bana göre, o gemi çoktan limanı terketti, benim için çok geç artık.今さら何もできませんが 良くも悪くも私の印象はー
Belediye Başkanının yemeğinden hemen önce Liman müdürünü ziyaret ettikAntes de irmos almoçar com o presidente da câmara, fomos ao chefe da capitania.
Belediye Başkanının yemeğinden hemen önce Liman müdürünü ziyaret ettikE appena prima di andare a pranzo con il sindaco, andammo dal commissario portuale.
Belediye Başkanının yemeğinden hemen önce Liman müdürünü ziyaret ettikEt, juste avant de partir déjeuner avec le maire, nous sommes allés voir le commissaire du port.
Belediye Başkanının yemeğinden hemen önce Liman müdürünü ziyaret ettikI tuż przed pójściem na lunch, poszliśmy do zarządcy portu.
Belediye Başkanının yemeğinden hemen önce Liman müdürünü ziyaret ettikKurz vor dem Mittagessen mit dem Bürgermeister sind wir zum Hafenvorsteher gegangen.
Belediye Başkanının yemeğinden hemen önce Liman müdürünü ziyaret ettikPersis sebelum kami makan siang dengan walikota, kami bertandang ke komisioner pelabuhan.
Belediye Başkanının yemeğinden hemen önce Liman müdürünü ziyaret ettikŞi chiar înainte de a merge la prânz cu primarul, am mers la comisionarul vamal.
Belediye Başkanının yemeğinden hemen önce Liman müdürünü ziyaret ettikVà ngay trước khi ăn trưa với ngài thị trưởng, chúng tôi tới gặp ban lãnh đạo cảng.
Belediye Başkanının yemeğinden hemen önce Liman müdürünü ziyaret ettikVlak voor de lunch met de burgemeester gingen we naar een commissaris van het havenbedrijf.
Belediye Başkanının yemeğinden hemen önce Liman müdürünü ziyaret ettikY casi antes de ir a almorzar con el alcalde, fuimos al comisionado del puerto.
Belediye Başkanının yemeğinden hemen önce Liman müdürünü ziyaret ettikА точно преди да отидем на обяд с кмета, отидохме при пристанищния пълномощник.
Belediye Başkanının yemeğinden hemen önce Liman müdürünü ziyaret ettikПрямо перед обедом с мэром мы пошли к комиссару порта.
Ben Tüccar Wang'a gideceğim. Sen limana gidebilirsin.Ще отида при Уанг, ти отиди до пристанището.
Ben yat alsam, o gider o limanın bulunduğu araziyi satın alır.Daca cumpar un iaht, el trebuie sa cumpere tot pamantul din jurul cheiului ca sa fie satisfacut.
Ben yat alsam, o gider o limanın bulunduğu araziyi satın alır.Ha veszek egy jachtot, neki meg kell vennie a dokk körüli területet, hogy elégedett legyen.
Ben yat alsam, o gider o limanın bulunduğu araziyi satın alır.Když si koupím jachtu, on by si koupil přístav.
Ben yat alsam, o gider o limanın bulunduğu araziyi satın alır.Nếu anh mua du thuyền, hắn phải mua nguyên vùng đất bao quanh thì mới hả giận.
Ben yat alsam, o gider o limanın bulunduğu araziyi satın alır.Se compro uno yacht, lui compra la terra attorno al molo.
Ben yat alsam, o gider o limanın bulunduğu araziyi satın alır.Si compro un yate, tiene que comprar la tierra cerca del muelle para sentirse bien.
Ben yat alsam, o gider o limanın bulunduğu araziyi satın alır.Si j'achète un bateau, lui, il achète toutes les terres autour du port.
Ben yat alsam, o gider o limanın bulunduğu araziyi satın alır.Ако купя яхта, той купува цялата земя до пристана.
Ben yat alsam, o gider o limanın bulunduğu araziyi satın alır.Если куплю яхту, он способен купить берег вокруг пристани.
Ben yat alsam, o gider o limanın bulunduğu araziyi satın alır.إذا قمت بشراء يخت فهو سيقوم بشراء الأرض حول هذه المنطقة
Bernard LimanıBernard Harbor
Bir anlamda şehrin yapaylığından kaçarak sığınılacak bir liman oluyor.Et un type de refuge du caractère artificiel du cité. >> Dr.
Bir anlamda şehrin yapaylığından kaçarak sığınılacak bir liman oluyor.Свого роду притулок від штучного міського побуту.
Böylece 1798'de Toulon'dan ayrılır. Unutmayın, Toulun'un bastırmaya yardım eden limandı.И така, в 1798г. той потегля от Тулон - пристанището, което той помогнал да се овладее.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:A co ważniejsze, są to te same miejsca.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:Ami fontosabb, hogy a helyek ugyanazok.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:E ancora più importante, i luoghi sono gli stessi.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:E, mais importante, os locais são iguais.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:En nog belangrijker, de plaatsen zijn hetzelfde.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:Et plus important encore, les lieux sont les mêmes.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:Și, mai important,
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:Und das Wichtigste: Es sind immer dieselben Ortschaften.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:Và quan trọng hơn, các nơi đều giống nhau.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:Vidiš angleške inženirje, ki dajejo napotke v ozadju.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:Y más importante aún,
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:Και πάνω από όλα ο τόπος είναι ο ίδιος.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:И что ещё более важно, города остались те же самые.
Bu kablolar hala klasik liman şehirlerini bağlıyorlar:Това, което е по-важно, е че местата са същите.
Bunu New York limanında정치적 성명과 유사한
Bunu New York limanında「oyster-tecture」といいますが
Bunu New York limanındaשעשיתי על נמל ניו יורק
Bunu New York limanındaالذي قمت به في ميناء نيويورك
Burası Hong Kong, karşıda Victoria limanını görüyorsunuz.Jesteśmy w pobliżu Zatoki Wiktorii w Hong Kongu
Burdaki liman fokları gibi değiller.A tie nie sú ako tulene obecné, ktoré máte tu.
Burdaki liman fokları gibi değiller.A ti nejsou jako ti tuleni obecní, které máte tady.