Ana içeriğe geç
Sözlük

liman ile cümle

liman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu nedenle limanda vasıfsız işçi olarak iş aramaya başladı.Darum suchte er sich eine Arbeit als „Ungelernter“ im Hafen.
Bir liman şehridir.Eine Hafenstadt.
1843 - İlk Alman göçmenler Şili'deki Puerto Hambre limanına vardılar.1843: Die ersten deutschen Einwanderer treffen im chilenischen Hafen Puerto Hambre ein.
Bölgede bulunan limanlar bir zamanlar dünyanın en büyük limanı olan Londra Limanı'nın bir parçasıydı.Die namensgebenden Docks waren früher Teil des Hafens von London, einst der größte Hafen der Welt.
Şehrin limanı gemilerle doludur.Ihr Hafen ist voller Schiffe.
Leip, Hamburg limanında eski denizci ve liman işçisinin oğluydu.Hans Leip war der Sohn eines ehemaligen Seemanns und Hafenarbeiters im Hamburger Hafen.
Bugün Severny, Rus Ordusu'nun önemli bir üssü, ve askerî limanıdır.Heute befinden sich auf der Insel eine russische Armeebasis und ein Hafen.
19. yüzyılın başlarında dünya dış ticaretinin %40'ı Liverpool limanından geçmekteydi.Zu Beginn des 19. Jahrhunderts wurde 40 Prozent des Welthandels über den Hafen von Liverpool abgewickelt.
1630'da Fransızlar doğal bir limana Fort de Rocher'ı inşa ettiler.1640 errichteten Franzosen das Fort de Rocher an einem natürlichen Hafen.
Limana yakın olmasına rağmen temiz ve enfes bir denizi vardır.In der Umgebung der Ortschaft befinden sich der See Lüben und der Gast-See.
Bunun yanında şehir, Batı Afrika'dan gelen köle gemilerinin varış limanıydı.Daneben war sie Ankunftshafen für die Sklavenschiffe aus Westafrika.
Kaffa bilinen ve önemli ticaret limanlarından ve köle pazarlarından biriydi.Caffa war einer der bekanntesten und bedeutendsten Handelshäfen und Sklavenmärkte.
1885 - Özgürlük Heykeli, New York Limanı'na ulaştı.17. Juni 1885: Die Freiheitsstatue kommt im Hafen von New York City an.
Havana koyu, dünyanın en güvenli limanlarından biridir.Die Bucht von Havanna ist einer der sichersten Häfen der Welt.
Liman ve benzeri kurumlar için imtiyaz peşinde koşuyorlardı.Diese dienten als Vorlagen und Muster für heimische Nachahmer.
1668 yılında Dunkirk'in önemli bir savaş limanı olmasında çalışmıştır.Ab 1668 erfolgte auch der Ausbau von Dünkirchen zu einem wichtigen Kriegshafen.
Valparaíso limanı Güney Amerika'nın en önemli limanlarından sayılır.Valparaísos Hafen zählt zu den wichtigsten Häfen Südamerikas.
En önemli limanı Basel'dir.Wichtigster Hafen Korsikas ist Bastia.
Buna rağmen 12 saatlik bir çabayla, zorlukla da olsa, iki gemi de Korfu Limanı'na ulaşabildi.Nach zwölf Stunden erreichten beide Schiffe den Hafen von Korfu.
Arica, Şili mineralleri için önemli bir limandır.Arica ist ein wichtiger Hafen für chilenische Erze.
Cumaná, modern donanımıyla yükleme ve boşaltma işini yerine getiren doğal bir limana sahiptir.Cumaná verfügt über einen Naturhafen, der mit modernen Einrichtungen zum Löschen der Fracht versehen ist.
Liman şehri olan Puerto Natales Última Esperanza eyaletinin de başkentidir.Die Hafenstadt Puerto Natales ist die Hauptstadt der Provinz Última Esperanza.
Kolonyal bir tarzda inşa edilen ve iki tane marinası olan bir liman kentidir.Es handelt sich um eine Hafenstadt mit Bauten im Kolonialstil und zwei Marinas.
Berbera eski bir liman kentidir.Es ist ein ehemaliges Hafenbecken.
Şili ile Güherçile Savaşı sırasında Şili Donanması, 10 Nisan 1880'den itibaren şehrin limanını kuşatır.Im Salpeterkrieg blockierte die chilenische Marine ab dem 10. April 1880 den Hafen der Stadt.
Arkasından, Philadelphia limanına bağlı, Kaptan O'Brien'in Dauphin'i de aynı akıbete uğradı.Später wurde auch das Schiff Dauphin des Kapitäns O'Brien aus Philadelphia geentert.
6 Mart - Herald of Free Enteprise adlı feribot Belçika'nın Zeebrugge Limanı açıklarında battı.6. März: Das Fährschiff Herald of Free Enterprise (Großbritannien) kentert vor dem Hafen von Zeebrugge.
Panama Kanalı'nın açılmasıyla liman, anlamını yitirmiştir.Mit der Eröffnung des Panamakanals verlor der Hafen an Bedeutung.
Denizde, limana dönmekte olan üç gemi görülmektedir.Auf dem Meer sind drei Segelschiffe im Heimkehren begriffen.
Rusya'nın kullandığı Tartus Rusya Deniz Kuvvetleri Tesisi de limanda kiralanmış bir askeri yerleşmedir.Auch die von Russland mit rund 300 Soldaten vor Ort genutzte Marinebasis Tartus soll modernisiert werden.
Bu Le Havre limanıdır.Der Hafen, Le Havre.
Tadjoura bir Hava Alanı'na sahiptir, ayrıca bir limanı vardır.Gjoa Haven verfügt über einen Flugplatz sowie über einen Hafen.
Malabo limanında hala eski dönemlere ait tahtadan tekneler görülebilmektedir.Im Hafen von Malabo sind noch Reste von Holzbooten zu sehen.
Burası doğal bir limana benzer.Sie bildet einen natürlichen Hafen.
Ardından limanını balıkçılık için geliştirdiler.In der Folge entwickelte es sich zu einem Fischereihafen.
Limanı, ülkenin en önemli limanlarından biridir.Der Hafen ist einer der bedeutendsten des Landes.
Bu limanda tahıl ambarı vardı.Hier besaß hier ein Lagerhaus für Feldfrüchte.
Matadi, Orta Afrika ülkesi Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin bir liman şehridir.Matadi ist eine Hafenstadt in der Demokratischen Republik Kongo.
Herhangi bir demiryolu, liman veya hava alanı bulunmamaktadır.Eine Eisenbahnverbindung oder ein Flugplatz stehen nicht zur Verfügung.
Kentte bir adet de liman mevcuttur.In der Stadt gibt es einen Seehafen.
Ontario Gölü'nün kıyısında olup birkaç önemli limana sahiptir.Am Ontario-See entstanden ebenfalls mehrere wichtige Häfen.
Wollogong Limanı ise daha çok özel yatlar için liman hizmeti vermektedir.Der Hafen von Wicklow dient vor allem dem Holzimport.
Ekim 1926 tarihinde Hamburg liman işçileri grevini destekledi.Im Oktober 1926 unterstützte Thälmann in Hamburg den dortigen Hafenarbeiterstreik.
19. ve 20. yüzyılda bu küçük şehir önemli bir güherçile ihraç limanıydı.Im 19. und 20. Jahrhundert war die kleine Stadt ein wichtiger Hafen für die Ausfuhr von Salpeter.
Her yıl 10 milyon ton kargo bu limana ulaşmaktadır.Nahezu 10 Mio. Tonnen Güter werden jährlich über die Wasserstraße in diese Gebiete transportiert.
Hava limanı vardır.Es gibt einen Flusshafen.
Bu gemi, Boston limanına bağlı, Kaptan Isaak Stevens'in idaresindeki Maria idi.Das Schiff stammt aus Boston, fuhr unter Kapitän Isaak Stevens und hieß Maria.
Çeşme Çeşme meydanı Çeşme - liman Çeşme - gece manzarasi ^ BelediyesiAm Tag des Weltunterganges (Ragnarök) wird der Wolf die Sonne verschlingen.
Liman burnunda bir misafirhanesi vardır.In der Bucht befindet sich ein Gästehafen.
1877'de kurulan şirket, Hamburg Limanı'nda kalan son büyük tersanedir.Sie wurde 1877 gegründet und gilt als letzte der Großwerften im Hamburger Hafen.
Gerçek balina liman yunusu bazı ırmaklarda da, örneğin Yangtsekiang nehrinde yaşar.Der Glattschweinswal kommt auch in einigen Flüssen, beispielsweise dem Jangtsekiang, vor.
Bu liman güvenli.)Diese Stadt ist okkupiert“.)
Hiçbir limana bulunmamaktadır.Einen Hafen gibt es nicht.
Rusçuk'tan sonra, Tuna üzerinde Bulgaristan'ın en önemli limanıdır.Nach Russe hat Lom den zweitgrößten Donauhafen Bulgariens.
17. yüzyılda önemli bir korsan limanı olmuştur.Im 17. Jahrhundert wurde ein befestigter Hafen eingerichtet.
Poole Limanı, Güney İngiltere'de, Dorset'de bulunan büyük bir doğal limandır.Es ist ein großer Naturhafen bei Poole, im Süden Großbritanniens.
Bandırma limanı bölge için çok önemlidir.Der Lassaner Hafen hat für die Stadt eine große Bedeutung.
Marco Polo, 1271 yılında Ayas limanını ziyaret etti.Marco Polo besuchte die Stadt 1275.
Yeni yerleşim Delft Limanı yani Delfshaven olarak adlandırıldı.Dort entwickelte sich eine neue Hafenstadt: Delfzijl.
1347'de toplanan sinod onu Liman şehri Herakleia'nın Metropolit'i seçti.Im Jahr 1347 erwählte ihn die Synode zum Metropoliten der Hafenstadt Herakleia in Thrakien.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod