Evrim Teorisi ^ Liderlik.Johtajuustyylien teoria.
Dan'in yokluğunda gruba liderlik eder.Seuratasolla Alanen edustaa Lahden Ahkeraa.
Marcus'un eski eşi Didyme'nin de diğerlerini mutlu edebilme gücü vardı ve eskiden liderlik etmiştir.Marcuksen vaimo oli Didyme, Aron sisko, ja hänellä oli voima tehdä toiset onnellisiksi.
Ancak dört hafta sonra liderlik tekrar devralındı.Observatorio saatiin kuitenkin neljän kuukauden päästä takaisin toimintaan.
Vladimir Jirinovski partiye 1992'deki kuruluşundan bu yana liderlik yapmaktadır.Puolueen puheenjohtajana on sen perustamisesta saakka toiminut Vladimir Žirinovski.
Eski Genel Başkan John Smith'in ölümünden sonra yapılan 1994 İşçi Partisi liderlik seçimi'nde Başkan seçildi.Έγινε Πρόεδρος του Εργατικού Κόμματος το 1994, μετά το θάνατο του Τζον Σμιθ.
Ordunun liderlik yapısı Roma tarihi içinde büyük evrimler geçirmiştir.Η διοικητική ιεραρχία του στρατού υπέστη διάφορες αλλαγές κατά τη διάρκεια της ρωμαϊκής ιστορίας.
31 Mart 2018'de, 1 Şubat 2017'de babasının ölümünden sonra UDPS'ye liderlik etmesi için seçildi.Στις 31 Μαρτίου 2018 εξελέγη αρχηγός του UDPS μετά τον θάνατο του πατέρα του την 1η Φεβρουαρίου 2017.
İslam'da kadınların liderlik etmesi ile ilgili yorum farklılıkları görülür.Το βιβλιό επικεντρώνεται στη θέση των γυναικών στο Ισλάμ.
Montgomery otobüs boykotlarında liderlik etmiştir.Το περιστατικό θα οδηγήσει στο μποϋκοτάζ των λεωφορείων στο Μοντγκόμερυ.
Parti Sekreteri, partiye liderlik etmekteydi.Ο Πρόδρομος Προδρόμου συνέχισε να ηγείται του κόμματος.
Lisans eğitiminden sonra da London Business School’da liderlik eğitimi alır.Έπειτα, παρακολούθησε μεταπτυχιακές σπουδές στην Διοίκηση Επιχειρήσεων στο London Business School.
İsyancılara liderlik etmektedir.Σε αυτή επικρατούν οι επαναστάτες.
Bu durum kendilerine liderlik eden ve yol gösteren dedeler sayesinde olmuştur.Εις τους πρωτεργάτας αυτής εναπόκειται ήδη να την οδηγήσουν εις την οδόν της ευημερίας και της προόδου.
Ertesi yıl, eyaletindeki Instituto Indigenista'ya (Yerli Halk Enstitüsü) liderlik etti.Τον επόμενο χρόνο, διηύθυνε το Ινστιτούτο Ιθαγενών στο Ταμπάσκο.
İki yıl sonra Mamai şahsen Moskova'ya karşı büyük bir kuvvete liderlik etti.To år senere førte Mamai personligt en stor styrke mod Moskva.
İsyancılara liderlik etmektedir.Den skal bekæmpe oprørerne.
Pratikte, bir düşünce, öğretim veya liderlik biçimi olarak görülebilirler.I praksis kan de betragtes som en måde at tænke på og undervise på.
Müttefik devletlerle Almanya, İtalya ve Japonya'ya karşı liderlik etti.Senere besejrede de allierede sammen med USA Tyskland, Italien og Japan og deres allierede.
Rusya genellikle BDT, AEB, KGAÖ ve ŞİÖ gibi bölgesel örgütlere liderlik rolü oynamaktadır.Rusland tager som regel en ledende rolle i regionale organisationer som SNG, EAEU, CSTO og SCO.
Giardelli, 2018 Dünya Kupası sırasında gruba liderlik ediyor.Giardelli leder gruppen under verden mesterskabet 2018.
İki yıl sonra Mamai şahsen Moskova'ya karşı büyük bir kuvvete liderlik etti.To år senere førte Mamai personlig en stor styrke mot Moskva.
İnşaat tecrübesini kullanan Michael, kurtarma çalışmalarına liderlik eder.Michael har erfaring fra byggebransjen, og leder redningsforsøket.
Ayrıca 1868 yılında Matterhorn’un zirvesine ulaşmayı başaran ilk takımlardan bazılarına liderlik ediyordu.Senere, i 1868, var han leder av et av de første lagene som nådde toppen av Matterhorn.
1992 yılında Başkan Carlos Andrés Pérez hükümetine karşı başarısız bir darbe girişimine liderlik yaptı.Chávez ledet MBR-200 i et mislykket kuppforsøk mot president Carlos Andrés Pérez i 1992.
Liderlik Lucien Petit-Breton'un eline geçti.Rittet ble vunnet av franskmannen Lucien Petit-Breton som var tittelforsvarer.
Bir derginin okuyucu anketinde "yılın en iyi liderlik kitabı" seçildi.Av de påmeldte bøkene i konkurransen velges én som «Årets vakreste bok».
Şövalye Demir Haçı aşırı savaş cesareti ya da başarılı askeri liderlikten dolayı verilmiştir.Jernkorsets ridderkors ble gitt som anerkjennelse for ekstremt mot i kamp og militært lederskap.
Erişim tarihi: 5 Eylül 2011. ^ "Beraberliği kurtardı ama liderlikten oldu".12. november 1991. ^ «Byråsjef fikk sparken, men får beholde lønnen».
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın daveti üzerine Uluslararası Yükselen Yıldızlar Liderlik Programı'na katıldı.Dessuten gjestet en rekke internasjonale stjerner programmet.
Amin 104 gün sürecek kısa iktidarı boyunca, yönetimde kolektif liderlik ilkesini uygulamaya çalıştı.Dalam masa kepemimpinanya yang singkat (104 hari), Amin berusaha membentuk kepemimpinan bersama.
Bu deneyimleri kendisine liderlik konusunda çok sayıda şey öğretmiştir.Dia mengajarkan banyak hal pada rakyatnya.
Vladimir Jirinovski partiye 1992'deki kuruluşundan bu yana liderlik yapmaktadır.Vladimir Zhirinovsky telah memimpin partai tersebut sejak pembentukannya pada tahun 1989.
Megadeth, Dave Mustaine' in liderlik ettiği Grammy ödüllü Amerikalı thrash metal grubudur.Megadeth adalah grup thrash metal dari Amerika yang dipimpin oleh Dave Mustaine.
2. hafta oturdukları liderlik koltuğunu sezon sonuna dek bırakmadılar.Pemilihan pro berikatnya diadakan tanpa dia sampai musim 1 berakhir.
Liderlik ciddi anlamda sorun olmaya başlar.Keinginan untuk berorganisasi secara serius pun mulai tampak hidup.
Mevcut liderlik altında hiçbir şey başaramayacağız" açıklamasında bulundu.Dưới sự lãnh đạo hiện thời chúng ta sẽ chẳng đạt được gì."
Yönetişim "açık ve şeffaf"dır: liderlik ve karar verme paylaşılıyor.Hoạt động quản trị là "cởi mở và minh bạch": quyền lãnh đạo và ra quyết định được chia sẻ.
2011 ve 2012 yıllarında Vladimir Putin aleyhine pek çok protestoya liderlik etti.Udaltsov Trong năm 2011 và 2012, đã giúp đỡ lãnh đạo một số các cuộc phản đối chống lại Putin.
Bu hizmetin başlatılmasına liderlik eden Zune ve Zune Marketplace'in bazı özellikleri durduruldu.Với sự ra đời này, một số dịch vụ của Zune và Zune Marketplace đã ngừng hoạt động.
1950'li yıllarda o ve Elizabeth Adekogbe kadın hakları için dinamik dinamik bir liderlik yaptılar.Cùng với Elizabeth Adekogbe, bà lãnh đạo phong trào quyền của phụ nữ trong những năm 1950.
İslam'da kadınların liderlik etmesi ile ilgili yorum farklılıkları görülür.イスラム教では、女性が男性を導くことができるかどうかという討論が起きている。
Bir anda takıma liderlik etme görevi Hill’in olmuştu.ヒルが負傷した時には一時的に師団指揮を引き継いだ。
2016'dan itibaren, CPI (M), Tripura ve Kerala'daki eyalet hükümetlerine liderlik etmektedir.2016年現在ではトリプラ州、ケーララ州において州政権を握っている。
Katı bir liderlik ilkesi vardır.強いリーダーシップがあること。
Ardından, parti içinde yerel liderlik pozisyonlarına yükseldi.その後、党の地方組織の指導者にまで上り詰めた。
Ayrıca 1868 yılında Matterhorn’un zirvesine ulaşmayı başaran ilk takımlardan bazılarına liderlik ediyordu.1868年にはマッターホルンの初縦走に成功している。
İsyancılara liderlik etmektedir.反乱軍を急襲する。
Bunlardan bazıları, Papa'nın bizzat liderlik ettiği Noel ve Paskalya missalarıydı.クリスマスやイースターのミサには教皇自ら典礼として参加していた。
Mevcut liderlik altında hiçbir şey başaramayacağız" açıklamasında bulundu.権力を握り続ける意図はない」との声明を発表。
Dan'in yokluğunda gruba liderlik eder.彼が不在の時は単偉が代行で指揮を取っている。
Dan'in yokluğunda gruba liderlik eder.退出台聯之後,尹變成無黨籍。
Eski Afganistan devlet başkanı Burhaneddin Rabbani 1968'den 2011'e kadar partiye liderlik etti.1968年至2011年期间此政党的领导人是阿富汗前总统布尔汉努丁·拉巴尼。
Müttefik devletlerle Almanya, İtalya ve Japonya'ya karşı liderlik etti.後來,在美國協助下,盟軍擊敗納粹德國、意大利和日本。
Kolektif liderlik, örgütsel yapı içerisinde iktidarın dağılımıdır.집단지도체제(collective leadership system)란 단일 조직구조 안에 권력을 분산시키는 구조다.
Messier burada liderlik yeteneklerini ve hırlı oyunun göstermeğe başladı."이봐요, 나는 여러분께 템포와 빠른 플레이에 대해 보여 드리겠습니다.
Mevcut liderlik altında hiçbir şey başaramayacağız" açıklamasında bulundu.번 정부에서 이를 단행할 수 없다면”이라고 주장했다.
Aziz Yıldırım için de bu süreçte büyük bir liderlik gösterdiğini ifade etti.오순절은 초대 교회의 복음 발전에 큰 원동력이 되었던 성령이 강림한 날이다.
Merkezi komitenin şehrin ismini tekrar adlandırmasının nedeni Lenin'in Ekim Devrimi'ne liderlik etmesindendir.החלטת הוועד המרכזי של המפלגה לשינוי שם העיר התבססה על כך כי לנין הוביל את מהפכת אוקטובר מהעיר.
31 Mart 2018'de, 1 Şubat 2017'de babasının ölümünden sonra UDPS'ye liderlik etmesi için seçildi.ב-31 במרץ 2018 נבחר להנהגת המפלגה לאחר מות אביו ב-1 בפברואר 2017.