1950'li yıllarda o ve Elizabeth Adekogbe kadın hakları için dinamik dinamik bir liderlik yaptılar.Ela e Elizabeth Adekogbe foram lideranças dinâmicas nos direitos das mulheres na década de 1950.
ABBYY USA Mayıs 2006'da Fujitsu Dönemsel Yenilikçi Liderlik Ödülü'nü aldı.Em maio de 2006 a ABBYY foi premiada com o Fujitsu Quarterly Innovative Leadership.
Pratikte, bir düşünce, öğretim veya liderlik biçimi olarak görülebilirler.Na prática, eles podem ser vistos como uma abordagem de pensamento e ensino.
Katı bir liderlik ilkesi vardır.Tem um grande potencial de liderança.
Peter Facinelli, Carlisle Cullen: Cullen ailesine liderlik yapan bir doktor.Peter Facinelli como Carlisle Cullen, um vampiro médico, figura paterna da família Cullen.
Ancak Dwyane Wade müthiş bir geri dönüşe liderlik etti ve Heat bu maçı kazanmayı başardı.Mais uma vez, Wade teve um papel vital, levando o Heat a obter vantagem.
Ertesi yıl, eyaletindeki Instituto Indigenista'ya (Yerli Halk Enstitüsü) liderlik etti.Anos depois, passou a dirigir o Instituto Nacional da Juventude da região (INJUV em espanhol).
Savaş ve bereket tanrıçalarından Valkürlere liderlik eder.Até o mal e seus asseclas são servos de Deus.
Kolektif liderlik, örgütsel yapı içerisinde iktidarın dağılımıdır.Compõe o âmbito de Liderança dentro do Comportamento Organizacional.
Komünist Enternasyonal'de (Komintern) liderlik yapıyordu.Zij was aangesloten bij de Communistische Internationale (Comintern).
1992 yılında Başkan Carlos Andrés Pérez hükümetine karşı başarısız bir darbe girişimine liderlik yaptı.In 1992 probeert kolonel Hugo Chávez vergeefs om president Carlos Andrés Pérez te verdrijven.
Liderlik avcı ve savaşçılar arasından seçilirdi.Mannen waren jagers en strijders.
Liderlik ciddi anlamda sorun olmaya başlar.Het ontbreken van een effectief bestuur begint nu een probleem te worden.
Ancak dört hafta sonra liderlik tekrar devralındı.Ruim vier uren later kon er weer gespeeld worden.
Bu deneyimleri kendisine liderlik konusunda çok sayıda şey öğretmiştir.Dit trok veel mensen naar zijn prediking.
Keşişler, gezegene liderlik etmeye başlar.Planten beginnen het land te veroveren.
Organizasyon, iletişim ve liderlik becerileri önemli gereksinimlerdir.Talent organizacyjny, zdolności komunikacyjne i przywódcze to kolejne ważne wymagania.
Liderlik Lucien Petit-Breton'un eline geçti.Zwyciężył reprezentant gospodarzy Lucien Petit-Breton.
ABBYY USA Mayıs 2006'da Fujitsu Dönemsel Yenilikçi Liderlik Ödülü'nü aldı.W maju 2006 roku ABBYY zostało nagrodzone Fujitsu Quarterly Innovative Leadership Award.
İsyancılara liderlik etmektedir.Zostaje przywódcą rebelii.
Komünist Enternasyonal'de (Komintern) liderlik yapıyordu.W latach 30. działał w Międzynarodówce Komunistycznej (Komintern).
Öğretmenlerine göre liderlik vasıflarına sahip bir öğrenciydi.Zakładał, iż uczeń posiada swoją godność.
Cumhurbaşkanının dış politikada sahip olduğu liderlik yıllardır kendisine tanınan bir ayrıcalıktır.W ostatnich latach prezydentury swego ojca był postrzegany jako jego potencjalny sukcesor.
Liderlik avcı ve savaşçılar arasından seçilirdi.Jest także traktowany jako patron myśliwych i wojowników.
Birleşik Devletler Grand Prix'ine kariyerinde ilk defa liderlik etti.Podczas Grand Prix Stanów Zjednoczonych po raz pierwszy stanął na podium.
Pratikte, bir düşünce, öğretim veya liderlik biçimi olarak görülebilirler.Można ją traktować jako formę modlitwy lub ćwiczenie umysłu.
Organizasyon, iletişim ve liderlik becerileri önemli gereksinimlerdir.God organisationsförmåga, kommunikations- och ledarskapsförmåga utgör andra viktiga krav.
31 Mart 2018'de, 1 Şubat 2017'de babasının ölümünden sonra UDPS'ye liderlik etmesi için seçildi.Den 31 mars 2018 valdes han till ledare för UDPS efter hans fars död den 1 februari 2017.
Şövalye Demir Haçı aşırı savaş cesareti ya da başarılı askeri liderlikten dolayı verilmiştir.Riddarkorset och Järnkorset som delades ut för mod eller det framgångsrika militära ledarskapet.
1992 yılında Başkan Carlos Andrés Pérez hükümetine karşı başarısız bir darbe girişimine liderlik yaptı.1992: Hugo Chávez leder ett kuppförsök mot president Carlos Andrés Pérez.
Evrim Teorisi ^ Liderlik.Ledarskap - teorier.
İsyancılara liderlik etmektedir.Rebellernas ledare.
Bu hayvana liderlik, güç, beceriklilik, sadakat, bağlılık ve cesaret gibi karakterler yüklenmiştir.Man förknippade egenskaper som ledarskap, kraft, intelligens, trohet, engagemang och djärvhet med djuret.
Defansta liderlik özelliği var.Det nya målinriktade ledarskapet.
En yaşlı dişi gruba liderlik eder.Den äldsta elefanten ansvarar för att leda hjorden.
Ordunun liderlik yapısı Roma tarihi içinde büyük evrimler geçirmiştir.Військове командування значно змінювалося впродовж усієї римської історії.
İsyancılara liderlik etmektedir.Покарати лідерів повстання.
Evrim Teorisi ^ Liderlik.Теорема про підняття.
Yönetişim "açık ve şeffaf"dır: liderlik ve karar verme paylaşılıyor.Галузь знань «Менеджмент і адміністрування», напрям «Менеджмент».
Yunan hükümetine 29 Nisan 1941'den 13 Nisan 1944'e kadar sürgündeyken liderlik etti.Очолював грецький уряд в екзині з 29 квітня 1941 до 13 квітня 1944.
Ancak dört hafta sonra liderlik tekrar devralındı.Nicméně o čtyři roky později se Předmostí znovu osamostatnilo.
Evrim Teorisi ^ Liderlik.Moderní teorie řízení.
2011 ve 2012 yıllarında Vladimir Putin aleyhine pek çok protestoya liderlik etti.Roku 2012 se zúčastnil masivních pouličních demonstrací proti Putinovi.
2. hafta oturdukları liderlik koltuğunu sezon sonuna dek bırakmadılar.Pozici světové jedničky, již do konce sezóny neopustil.
Kendisine SS Berlin-Brandenburg liderlik sorumluluğu verildi.Zde se stal velitelem její braniborsko-berlínské pobočky.
Ertesi yıl, eyaletindeki Instituto Indigenista'ya (Yerli Halk Enstitüsü) liderlik etti.Pracovala v Instituto Nacional Indigenista (Národní institut domorodého obyvatelstva).
İsyancılara liderlik etmektedir.Žoldáci proti rebelům.
İki yıl sonra Mamai şahsen Moskova'ya karşı büyük bir kuvvete liderlik etti.Doi ani mai târziu Mamai a condus personal o forță mare împotriva cnezatului Moscovei.
ABBYY USA Mayıs 2006'da Fujitsu Dönemsel Yenilikçi Liderlik Ödülü'nü aldı.În mai 2006 ABBYY USA a obținut premiul Fujitsu Quarterly Innovative Leadership Award.
İslam'da kadınların liderlik etmesi ile ilgili yorum farklılıkları görülür.Tema principală o constituie condiția femeii în islam.
Kolektif liderlik, Sovyetler Birliği'ni istikrara kavuşturmak amacıyla ortaya çıktı.Aliații au început să ia în calcul capitularea probabilă a Uniunii Sovietice.
Liderlik Lucien Petit-Breton'un eline geçti.Ezután vette át a vezetést és győzött Lucien Petit-Breton.
Ancak dört hafta sonra liderlik tekrar devralındı.Négy hónappal később az egész kormánynak vissza kellett lépnie.
Organizasyon, iletişim ve liderlik becerileri önemli gereksinimlerdir.Fontos a vezetők képessége és a kommunikáció.
Soto'nun liderlik ettiği bir kaplan sürüsünde yer alır.Van egy lova, Stardust, akivel lovagol.
İnşaat tecrübesini kullanan Michael, kurtarma çalışmalarına liderlik eder.Tom építőmunkásnak adja ki magát, aki segíteni jött nekik.
Yangınla mücadele ederken cesaret ve liderlik eylemlerini tanımak için yaratıltı.A háború kezdetétől fogva kitűnt bátorságával és vezetői képességeivel.
Peter Facinelli, Carlisle Cullen: Cullen ailesine liderlik yapan bir doktor.Peter Facinelli – Carlisle Cullen, Cullenien perheen johtaja ja isähahmo.
Yarışmaya katılan ve liderlik tabelasında olanlar Fransız üstünlüğünü gösteriyordu.Mailman rankinglistalla kisoihin osallistuneista joukkeista korkeimmalle oli rankattu Ranska.
1992 yılında Başkan Carlos Andrés Pérez hükümetine karşı başarısız bir darbe girişimine liderlik yaptı.1995: Attentaattiyritys kuningas Juan Carlosia vastaan epäonnistui.