Ana içeriğe geç
Sözlük

liderlik ile cümle

liderlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Sesja, Big Band Free Cooperation ve Acoustic Action isimli gruplarda eş-liderlik ve eş-yazarlık yapmıştır.Er gehörte den Gruppen Big Band Free Cooperation und Acoustic Action an.
İsyancılara liderlik etmektedir.Ich rebelliere gegen die Rebellen.
Kendisine SS Berlin-Brandenburg liderlik sorumluluğu verildi.1933 wurde ihm die SS-Führung von Berlin-Brandenburg anvertraut.
Keşişler, gezegene liderlik etmeye başlar.Säugetiere beherrschen den Planeten.
2012 yılında liderlik yaptığı bir grup ile Türkiye'de ilk defa tüm yüz naklini gerçekleştirmiştir.2012 führte er mit seinem Team erstmals in der Türkei eine Gesichtstransplantation durch.
Konferans yarı finalindeki rakipleri Chris Paul'un liderlik ettiği Los Angeles Clippers takımı oldu.Er war Teil eines Trades, der den Clippers Chris Paul nach Los Angeles brachte.
Kolektif liderlik, örgütsel yapı içerisinde iktidarın dağılımıdır.Ein Führungsgrundgebiet dient der Strukturierung von Fähigkeiten innerhalb einer Führungsorganisation.
Liderlik Lucien Petit-Breton'un eline geçti.Damit war der Weg frei für den ersten Toursieg von Lucien Petit-Breton.
1944'te askeri liderlik, bu kişilerin tutuklanmalarından çok hastaneye zorla sevkedilmelerini emretti.En 1944, le commandement ordonne que ces personnes soient hospitalisées d'office.
Belçikalı bisikletçi Gustaaf Deloor üçüncü etapta dokuz dakikalık avantajla liderlik mayosunu aldı.Le Belge Gustaaf Deloor prit le maillot de leader avec neuf minutes d'avance lors de la troisième étape.
Montgomery otobüs boykotlarında liderlik etmiştir.Début du mouvement de boycott des bus de Montgomery.
2005 yılından beri Komünist Parti'nin protesto mitinglerine liderlik etmiştir.Il préside depuis 2009 le Centre d'action sociale protestant.
En yaşlı dişi gruba liderlik eder.Le plus vieux mâle sert en tant que chef de la tribu.
Ülkesi Tunus'ta bir siyasi partiye liderlik eden ilk kadın siyasetçi olmuştur.Elle devient ainsi la première femme à diriger un parti politique tunisien.
Tavşan her konuda bilgiçlik taslar ve liderlik eder ama en kolay soğuk kanlılığını yitiren de O'dur.C'est le candidat qui s'impatiente et c'est lui aussi qui perd son sang-froid.
Organizasyon, iletişim ve liderlik becerileri önemli gereksinimlerdir.La formation, la communication et la motivation représentent principalement le leadership.
Ana Lucia'nın liderlik tarzı Jack'inkinin tam tersiydi.Et le sentiment de culpabilité éprouvé par Leuci a servi le personnage de Jack.
İsyancılara liderlik etmektedir.Il se rallie aux insurgés.
Daha o dönemde çocuk korosuna liderlik etti.À cette époque il aurait en effet eu l'âge approprié.
İki yıl sonra Mamai şahsen Moskova'ya karşı büyük bir kuvvete liderlik etti.Dos años más tarde Mamái personalmente guio una gran fuerza contra Moscú.
Bunlardan bazıları, Papa'nın bizzat liderlik ettiği Noel ve Paskalya missalarıydı.Estas misas incluían la de Navidad y la de Pascua, en las que el propio papa era el celebrante.
Ardından, parti içinde yerel liderlik pozisyonlarına yükseldi.Posteriormente, se elevó a posiciones de liderazgo local en el partido.
1944'te askeri liderlik, bu kişilerin tutuklanmalarından çok hastaneye zorla sevkedilmelerini emretti.En 1944 la jefatura militar ordenó en su lugar que esas personas fueran hospitalizadas a la fuerza.
2011 ve 2012 yıllarında Vladimir Putin aleyhine pek çok protestoya liderlik etti.En 2011 y 2012, impulsó una serie de protestas contra el presidente ruso Vladímir Putin.
Liderlik avcı ve savaşçılar arasından seçilirdi.El liderazgo era adquirido por guerreros o cazadores.
Fakat ne olursa olsun, King ölüm tehditlerine karşın gösterilere başarıyla liderlik yaptı.No obstante, y a pesar de las amenazas de muerte contra su persona, condujo esas marchas.
1950'li yıllarda o ve Elizabeth Adekogbe kadın hakları için dinamik dinamik bir liderlik yaptılar.Junto con Elizabeth Adekogbe lideró la lucha por los derechos de las mujeres en los años 50.
Öğretmenlerine göre liderlik vasıflarına sahip bir öğrenciydi.Para él un profesor debía imponer respeto.
Carl Anton Larsen ile birlikte Antarctic gemisiyle 1901-1904 İsveç Antarktika Seferine liderlik etti.Lideró la Expedición Antártica Sueca de 1901-1904, a bordo del barco Antarctic.
Kaynakların belirttiğine göre Mustasım Billah, liderlik vasfından yoksun, çocuk ruhlu biriydi.Las fuentes insinúan que fue un matrimonio desigual, porque el rey era deficiente mental.
Daha o dönemde çocuk korosuna liderlik etti.A esta edad tuvo que empezar a ganarse la vida.
Ordunun liderlik yapısı Roma tarihi içinde büyük evrimler geçirmiştir.Esta institución tuvo una acción destacada dentro de la historia de Río Tercero.
Komünist Enternasyonal'de (Komintern) liderlik yapıyordu.Fue representante del Secretariado Sudamericano de la Internacional Comunista (Komintern).
1992 yılında Başkan Carlos Andrés Pérez hükümetine karşı başarısız bir darbe girişimine liderlik yaptı.Apoyó en febrero de 1992 el intento de golpe de Estado contra el presidente Carlos Andrés Pérez.
Bu muhalif harekette Aleksandra Kollontay ile birlikte liderlik yapar.Establece una amistad con Alexandra Kollontai.
Grupta hiyerarşik bir yaşam vardır, bir alfa erkek gruba liderlik yapar.Un Susurrador masculino, con su compañera, desafian el liderazgo de Alpha.
Mevcut liderlik altında hiçbir şey başaramayacağız" açıklamasında bulundu.Sotto l'attuale comando non riusciremo ad ottenere niente."
Ordunun liderlik yapısı Roma tarihi içinde büyük evrimler geçirmiştir.La dirigenza militare evolse notevolmente nel corso della storia di Roma.
Sefere Belçikalı bir memur ve aynı zamanda geminin sahibi olan Adrien de Gerlache liderlik etti.La spedizione fu condotta dall'ufficiale belga Adrien de Gerlache, proprietario della nave.
Bu muhalif harekette Aleksandra Kollontay ile birlikte liderlik yapar.Questi inoltre entrò in amicizia con Alexandra Kollontai.
Ülkesi Tunus'ta bir siyasi partiye liderlik eden ilk kadın siyasetçi olmuştur.È stata la prima donna a guidare un partito politico in Belgio.
Barış, mutluluk, güvenlik, akıllı liderlik, özgürlük vb.Pace, felicità, sicurezza, guida saggia, libertà, ecc., sono parole virtuose.
Grup içinde sık sık Buttercup'la liderlik konusunda kavga eder.Spesso combatte a comando di Uncle Grandfather con una katana.
"Partinin liderlik rolü çalışan insanların hizmeti içindir...".«Свою руководящую роль партия считает служением трудовому народу…».
İki yıl sonra Mamai şahsen Moskova'ya karşı büyük bir kuvvete liderlik etti.Позже мать привезла ему из Москвы пару настоящих коньков.
Evrim Teorisi ^ Liderlik.Обзор теорий лидерства.
Ardından, parti içinde yerel liderlik pozisyonlarına yükseldi.Впоследствии он поднялся на местные руководящие должности в партии.
Oscar Robertson Liderlik Ödülü'nün aldığı 1984'te basketbolu bıraktığını açıkladı.В 1984 году он был удостоен Oscar Robertson Leadership Award.
Dan'in yokluğunda gruba liderlik eder.После похищения Бэйна становится связным банды.
Ana Lucia'nın liderlik tarzı Jack'inkinin tam tersiydi.Императрица Мари-Клер была полной противоположностью мужа.
1916 yılında Çarlık yönetimine karşı çıkan Orta Asya Ayaklanması'na liderlik etti.В 1916 году в Средней Азии произошло большое восстание против царской власти.
Belçikalı bisikletçi Gustaaf Deloor üçüncü etapta dokuz dakikalık avantajla liderlik mayosunu aldı.Густав Делор выиграл 9 минут на 3-м этапе и захватил лидерство.
Ordunun liderlik yapısı Roma tarihi içinde büyük evrimler geçirmiştir.تطورت القيادة العسكرية كثيرا خلال تاريخ روما.
ABD Dışişleri Bakanlığı'nın daveti üzerine Uluslararası Yükselen Yıldızlar Liderlik Programı'na katıldı.وشاركت في برنامج قيادة النجوم الصاعدة الدولية وذلك بناءً على دعوة من وزارة الخارجية الأمريكية.
Birçok bilim dalındaki liderlik çalışmalarında öncü olarak takdir edilmiştir.وقد رشح عدة مرات لمناصب مرموقة في الإدارة العلمية.
Parti Sekreteri, partiye liderlik etmekteydi.وافتتح المدير الحفل.
Şövalye Demir Haçı aşırı savaş cesareti ya da başarılı askeri liderlikten dolayı verilmiştir.وتمنح جائزة الصليب الفارس للصليب الحديدي وأوراق البلوط والسيوف للاعتراف بالشجاعة أو قيادة عسكرية ناجحة.
Katı bir liderlik ilkesi vardır.هناك بعض التصورات المبكرة حول القيادة المشتركة.
Klan büyükleri (yaşlıları) evlilik, liderlik ve ticari kararları alırlar.Os anciãos do clã tomaram decisões sobre o casamento, a liderança e os costumes comerciais.
Eski Afganistan devlet başkanı Burhaneddin Rabbani 1968'den 2011'e kadar partiye liderlik etti.O ex-presidente do Afeganistão Burhanuddin Rabbani liderou o partido de 1968 a 2011.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod