Herkes bana bir lider olarak baktı.Everyone looked on me as a leader.
Onların hepsi ona liderleri olarak saygı duyuyorlardı.They all looked up to him as their leader.
Şirketimizi birlikte çevirmemiz için yeni bir lidere ihtiyacımız var.We need a new leader to pull our company together.
Biz ona liderimiz olarak bakıyoruz.We look up to him as our leader.
Bizim kamu liderleri yaratıcı ve sık sık yeni fikirler ortaya atarlar.Our public leaders are imaginative and often come up with new ideas.
Partinin lideri ünlü bir bilim adamıdır.The leader of the party is a famous scientist.
Lincoln liderliği yüzünden takdir edilmektedir.Lincoln is admired because of his leadership.
Lider umutsuzluk içinde plandan vazgeçti.The leader gave up the plan in despair.
Liderin çadırı nereye kuracağını bilmesi gerekir.The leader should know where to set up the tent.
Liderler arasındaki çatışmalar sağlıksız bölgecilikle sonuçlandı.The conflicts among leaders resulted in unhealthy sectionalism.
Bir ülkenin en çok ihtiyacı olan şey bilgili liderdir.What the country needs most is wise leaders.
Seferin lideri kimdi?Who was the leader of the expedition?
O, yarışta liderliğe sahiptir.He has the lead in the race.
Bu seminer Japon firmalarından üst düzey pazarlama liderlerini hedef alacaktır.This seminar will target senior marketing leaders from Japanese firms.
Her yerde insanlar dünya barışına adanmış kamu liderleri için özlem duyuyorlar.People everywhere yearn for public leaders dedicated to world peace.
İspanya kralını senin liderin olarak kabul etmelisin.You must accept the king of Spain as your leader.
İki lider arasında şiddetli bir fikir çatışması vardı.There was a violent clash of opinions between the two leaders.
Lider parktaki göstericileri görevden attı.The leader dismissed the demonstrators in the park.
Liderleri öldüğünde, onun vücudunu büyük bir mezara yerleştirdiler.When their leader died, they placed his body in a large tomb.
Liderler bir toplantı için Paris'te toplandılar.The leaders assembled in Paris for a meeting.
Liderler insanlarla irtibatta değildi.The leaders were out of touch with the people.
Biz onu liderimiz seçtik.We elected him our leader.
Liderimiz olması için onu seçtik.We chose her to be our leader.
Onu liderimiz seçtik.We chose her to be our leader.
Ben bu takımın lideriyim.I'm the leader of this team.
Biz John'ı liderimiz olarak görüyoruz.We regard John as our leader.
Tom'a liderimiz olarak saygı duyarız.We look up to Tom as our leader.
Liderler, ekonomik büyümenin önündeki engelleri ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.Leaders are trying to do away with impediments to economic growth.
Yeni lider nasıl?What is the new leader like?
Yedi sanayi demokrasilerinin liderleri 2000 yılında Okinawa'da buluşacak.The leaders of seven industrial democracies will meet in Okinawa in 2000.
Sendikanın liderleri, daha yüksek ücret için ortalığı karıştırıyorlardı.The leaders of the Union agitated for higher wages.
Kimin liderliği var?Who has leadership?
Kimin lider olması gerektiği konusunda bir soru ortaya çıktı.A question arose as to who should be the leader.
O, sınıf lideridir.He is at the head of the class.
Büyük seferin lideriydi.He was the leader of the great expedition.
Bir liderin bütün niteliklerine sahipti.He had all the attributes of a leader.
O potansiyel bir liderdir.He is a potential leader.
O Japonya'da iş liderlerinden biridir.He is one of the business leaders in Japan.
Onların lideri olarak hayranlık duyuluyordu.He was looked up to as their leader.
Onların lideri olarak ona saygı duyuluyor.He is looked up to as their leader.
O hiç kuşkusuz yetenekli bir lider.He is admittedly an able leader.
Onu liderleri olarak gördüler.They regarded him as their leader.
Liderleri olarak John'a saygı duyuyorlardı.They looked up to John as their leader.
Onlar liderlerine saygı duydular.They looked up to their leader.
Onlar sendika liderleriyle anlaştılar.They came to terms with the union leaders.
Onlar onu liderleri olarak seçtiler.They chose him for their leader.
Liderleri olarak ona saygı duyuyorlar.They looked up to him as their leader.
Partinin liderliğini almaya razı oldu.She has consented to take the leadership of the party.
Parti liderleri siyasi reform için bir öneriyi tartışıyorlar.Party leaders are hammering out a proposal for political reform.
Liderliğe sahip olmanın, istihdam için önemli bir kriter olduğu kesindir.It is certain that one important criterion for employment is having 'leadership'.
Liderliğin değişmesi uluslararası siyasi ekonomi üzerinde büyük bir etkiye sahiptir.Changes of leadership have a great effect on the international political economy.
Japonya dünyanın yüksek teknoloji endüstrisinin lideri.Japan is the leader of the world's high-tech industry.
Kent doğuştan liderdir.Kent is a born leader.
Beni liderinize götürün.Take me to your leader.
İnsanlar iyi bir lideri izleyeceklerdir.People will follow a good leader.
Lider, ülkesini 50 yıldan fazla yönetti.The leader governed his country for more than 50 years.
Bir lider mi yoksa bir takipçi misiniz?Are you a leader or a follower?
Onlar ülkelerini seven önemli liderlerdir.They were important leaders who loved their country.
O, güçlü bir liderdi.He was a forceful leader.
İyi bir siyasetçi ve lider olmalı.He must be a good politician and leader.