Ama onun seninle ilgilendiğini görmek, onun gerçekten eşsiz bir lezzeti varMa vedendo che ha un certo interesse verso di te, ha davvero dei gusti unici.
Ama onun seninle ilgilendiğini görmek, onun gerçekten eşsiz bir lezzeti varMEn att se att han är intresserad i dig så har han verkligen en unik smak.
Ama onun seninle ilgilendiğini görmek, onun gerçekten eşsiz bir lezzeti varMutta näyttää siltä että hän on kiinnostunut sinusta, Hänellä on todella erikoinen maku,silloin.
Ama onun seninle ilgilendiğini görmek, onun gerçekten eşsiz bir lezzeti varNhưng thấy anh ấy có hứng thú với cậu, anh ấy có sở thích cũng độc đáo nhỉ.
Ama onun seninle ilgilendiğini görmek, onun gerçekten eşsiz bir lezzeti varTapi melihatnya tertarik padamu, dia sungguh memiliki selera yang unik.
Ama onun seninle ilgilendiğini görmek, onun gerçekten eşsiz bir lezzeti varΑλλά βλέποντας ότι ενδιαφέρεται για σένα, τότε πραγματικά έχει μοναδικό γούστο.
Ama onun seninle ilgilendiğini görmek, onun gerçekten eşsiz bir lezzeti varНо, видя его интерес к тебе, понимаешь, какой у него уникальный вкус.
Ama onun seninle ilgilendiğini görmek, onun gerçekten eşsiz bir lezzeti var,אבל בגלל שהוא מעוניין בך .בטוח יש לו טעם מיוחד
Ama onun seninle ilgilendiğini görmek, onun gerçekten eşsiz bir lezzeti varلكن برؤيته مهتم بكِ فلديه ذوق فريد حقاً إذاً
Ama onun seninle ilgilendiğini görmek, onun gerçekten eşsiz bir lezzeti var趣味が独特なんだわ 良かったな 捨てる者があれば受けてくれる奴もいて
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.A je to naozaj len akýsi -- pre mňa to bolo naozaj len o príjemnom pocite z maziva.
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.En het is eigenlijk, een soort van -- mij ging het om de weelderigheid van olie.
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.E para mim, tratava-se apenas do aspeto sedutor do óleo. (Risos)
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.Et c'est vraiment, un genre de - pour moi, c'était juste pour la gourmandise de l'huile.
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi. (Gülüşmeler)Ed è veramente, solo una sorta di -- per me, era semplicemente una questione di sensualità dell'olio (Risate)
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.그리고 이것은 정말로, 그저.. 저로서는, 오일의 감미로움에 대한 작품이었습니다.
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.Şi e un fel de-- pentru mine, este doar despre senzualitatea uleiului.
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.Ta praca jedynie... dla mnie, mówiła po prostu o ponętności oleju.
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.Und es ist, nun ja -- mir ging es um diese Üppigkeit des Öls.
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.Và nó thật sự, là.. với tôi, nó chỉ thật sự là sự ngọt ngào của dầu.
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.Y realmente se trataba de... para mí realmente era sólo lo seductor del aceite.
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.Και πραγματικά είναι, κάπως σαν - για μένα, επρόκειτο απλά για τον αισθησιασμό του λαδιού.
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.И на самом деле — для меня всё дело только в притягательности масел.
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.Това наистина е просто някак... за мен наистина беше свързано просто със сочността на маслото.
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.וזה באמת רק - בשבילי, זה הפיתוי של השמן.
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.وهذا مجرد , نوع من -- بالنسبة لى , كان الأمر متعلق فقط برائحة الزيت الزكية .
Aslında, bu benim için, aslında tam olarak yağın lezzeti ile ilgiliydi.それはもう本当にオイルにうっとりとするだけでしょう (笑)
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Aquí tenemos el sabor, la recompensa y la energía.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Attraverso gusto, ricompensa ed energia.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Det handlar om smak, belöning och energi.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.E estes foram: o gosto, a recompensa e a energia.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Es sind Geschmack, Belohnung und Energie.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Et c'est en fait la récompense du goût et l'énergie.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.E vorba despre recompensa gustului şi despre energie.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Het komt neer op smaakbeloning en energie.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Itu sebenarnya adalah rasa dan energi.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Jedným je odmena chuťou a druhým energia.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.사실 이는 미각 보상과 에너지입니다.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Sprowadza się to właściwie do: smaku, nagrody i energii.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Và điều này mang đến giá trị mùi vị và năng lượng.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Valójában ezek az íz, a jutalom és az energia.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Τη γεύση, την ανταμοιβή και την ενέργεια.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Давайте рассмотрим вкусовые ощущения, поощрение и энергию.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Насправді, це насолода смаком їжі та енергія.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.Това всъщност е наградата на вкуса и енергията.
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.באיזה מין קריטריונים הוא השתמש?
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.انها معاير الطعم .. والطاقة
Aslında lezzeti bir ödül ve enerji kaynağı haline getirdi.私たちは五つの味覚がありますね
Buraya da kapkeklerimin lezzetine bayılan birkaç kişi çizeyim.Solo algunas personas prefieren mis pasteles
Buraya da kapkeklerimin lezzetine bayılan birkaç kişi çizeyim.В мене ж є покупці, котрі люблять саме мої кекси.
Buraya da kapkeklerimin lezzetine bayılan birkaç kişi çizeyim.ほとんど損益分岐点近くです。そして、私には猛烈なファンがいると考えます。
Bu yemek, son Vietnam kraliçesinin favori lezzetiydi.Esta era a iguaria preferida da última rainha vietnamita.
Bu yemek, son Vietnam kraliçesinin favori lezzetiydi.Este era el manjar favorito de la última reina vietnamita.
Damak lezzetini, daha iyileştirici ve daha şifalı olacak seçenekler doğrultusunda yönlendirdik.Chúng tôi đang đưa vị giác về hướng những lựa chọn bền vững và có tính phục hồi hơn.
Damak lezzetini, daha iyileştirici ve daha şifalı olacak seçenekler doğrultusunda yönlendirdik.Direcionámos os gostos para opções de maior resistência, espécies mais restauradoras.
Damak lezzetini, daha iyileştirici ve daha şifalı olacak seçenekler doğrultusunda yönlendirdik.Dirigíamos los gustos hacia opciones más flexibles, más "restauradoras".
Damak lezzetini, daha iyileştirici ve daha şifalı olacak seçenekler doğrultusunda yönlendirdik.Igyekeztünk formálni az ízlésvilágot a nagyobb rugalmasság, a helyreállító választások irányába.
Damak lezzetini, daha iyileştirici ve daha şifalı olacak seçenekler doğrultusunda yönlendirdik.Îndreptam gusturile înspre opţiuni mai flexibile, mai tonice.
Damak lezzetini, daha iyileştirici ve daha şifalı olacak seçenekler doğrultusunda yönlendirdik.Kierowaliśmy smaki w stronę bardziej sprężystych, bardziej odnawialnych opcji.
Damak lezzetini, daha iyileştirici ve daha şifalı olacak seçenekler doğrultusunda yönlendirdik.Kita mengarahkan indera perasa kita pada makanan yang lebih tahan, lebih dapat memulihkan.