Onun lezzetli yemeklerini çekmesin canın, Böyle yemeğin ardında hile olabilir.不 可 貪 戀 他 的 美 食 、 因 為 是 哄 人 的 食 物
Onun lezzetli yemeklerini çekmesin canın, Böyle yemeğin ardında hile olabilir.不可貪戀 他 的 美食 、 因為 是 哄人 的 食物
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.C"è molto da dire su di me, oltre al fatto che sono un piatto saporito.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.E mult mai mult pentru mine decât o masă gustoasă.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.- Én viszont tudom.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.Jestem czymś więcej niż smacznym posiłkiem.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.Je suis tellement plus qu'un repas savoureux.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.나에게는 그저 한 끼의 맛있는 식사보다 더 많은 비밀들이 있어
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.Sou muito mais do que apenas uma refeição saborosa.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.Soy mucho más que una comida sabrosa.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.Với tôi, đây đâu chỉ mang ý nghĩa là một bữa ăn ngon.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var. Yazan:Во мне скрыто гораздо больше, чем просто вкусный обед.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.Είμαι πολλά περισσότερα από ένα νόστιμο γεύμα.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.יש בי הרבה יותר מאשר ארוחה טעימה.
Orada benim için sadece lezzetli bir yemekten çok daha fazlası var.والتي هي أكثر بكثير من مجرد وجبة ذات نكهة ذكية.
Örneğin, şu soldaki sesime biraz yankı verebilmeme imkan tanıyor, bana sağladığı şey; (Trompet) gerçek lezzet.예를 들자면, 왼쪽의 이것은 제 목소리에 약간의 울림을 첨가할수 있게 해주고,
Örneğin, şu soldaki sesime biraz yankı verebilmeme imkan tanıyor, bana sağladığı şey; (Trompet) gerçek lezzet.Napríklad, jeden tu naľavo mi umožňuje pridať trochu ozveny do hlasu, čo mi dáva tú -- (trúbka) -- príchuť.
Örneğin, şu soldaki sesime biraz yankı verebilmeme imkan tanıyor, bana sağladığı şey; (Trompet) gerçek lezzet.Například tento nalevo mi umožňuje přidávat trochu dozvuku, což mi dodává - (Trubka) - příchuť.
Örneğin, şu soldaki sesime biraz yankı verebilmeme imkan tanıyor, bana sağladığı şey; (Trompet) gerçek lezzet.Ten po lewej pozwala mi dodać do dźwięków trochę pogłosu, co pozwala mi na taki... (Trąbka) ...smaczek.
Örneğin, şu soldaki sesime biraz yankı verebilmeme imkan tanıyor, bana sağladığı şey; (Trompet) gerçek lezzet.Наприклад, оцей зліва додає невеликого ехо до мого голосу, що дає мені ось такий - (Труба) - відтінок.
Örneğin, şu soldaki sesime biraz yankı verebilmeme imkan tanıyor, bana sağladığı şey; (Trompet) gerçek lezzet.למשל, זה פה משמאל מאפשר לי להוסיף מעט הדהוד לקול שלי,
Örneğin, şu soldaki sesime biraz yankı verebilmeme imkan tanıyor, bana sağladığı şey; (Trompet) gerçek lezzet.على سبيل المثال، التي على اليسار هنا تسمح لي بإضافة القليل من الصدى لصوتي،
Örneğin, şu soldaki sesime biraz yankı verebilmeme imkan tanıyor, bana sağladığı şey; (Trompet) gerçek lezzet.これを使うと 声がよく響くようになります そして僕の声に...
O sadece bir başka lezzettir.E doar o alta aroma.
O sadece bir başka lezzettir.Es únicamente otro sabor
O sadece bir başka lezzettir.Это совершенно другой аромат.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Atunci îi este greaţă de pîne, chiar şi de bucatele cele mai alese.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Alors il prend en dégoût le pain, Même les aliments les plus exquis;
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.de modo que a sua vida abomina o pão, e a sua alma a comida apetecível.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.en hij zijn eetlust verliest en zelfs voor het heerlijkste gerecht zijn neus optrekt.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Hacen que su vida aborrezca el alimento; y su alma, su comida favorita
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Han vemmes ved brød og hans sjel ved lekker mat.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Hennes sinne får leda vid maten, och hennes själ vid den föda hon älskade.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.ja hänen henkensä inhoaa leipää ja hänen sielunsa herkkuruokaa.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.그의 마음은 식물을 싫어하고 그의 혼은 별미를 싫어하며
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Livet i ham væmmes ved Brød og hans Sjæl ved lækker Mad
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Miệng người bèn lấy làm gớm ghiếc vật thực, Và linh hồn người ghét những đồ ăn mĩ vị.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Miệng người bèn lấy_làm gớm_ghiếc vật thực , Và linh_hồn người ghét những đồ_ăn mĩ_vị .
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.quando il suo senso ha nausea del pane, il suo appetito del cibo squisito
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Si sakit kehilangan nafsu makan, makanan yang paling lezat pun memuakkan
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.tako da se mu studi kruh v življenju in duši njegovi najljubša jed.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.takže si jeho život oškliví chlieb a jeho duša pokrm, ináče žiadúci.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Tak že sobě život jeho oškliví pokrm, a duše jeho krmi nejlahodnější.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Tak, że sobie żywot jego chleb obrzydzi, a dusza jego pokarm wdzięczny.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Úgy, hogy az õ ínye undorodik az ételtõl, és lelke az õ kedves ételétõl.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.ωστε η ζωη αυτου αποστρεφεται τον αρτον και η ψυχη αυτου το επιθυμητον φαγητον
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.и жизнь его отвращается от хлеба и душа его от любимой пищи.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.Така щото душата му се отвръща от хляб, И сърцето му от вкусното ястие.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.וזהמתו חיתו לחם ונפשו מאכל תאוה׃
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.فتكره حياته خبزا ونفسه الطعام الشهي.
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.以 致 他 的 口 厭 棄 食 物 、 心 厭 惡 美 味
Öyle ki, içi yemek kaldırmaz, En lezzetli yiyecekten tiksinir.以致 他 的 口厭棄 食物 、 心厭惡 美味
Özgürlük senin bu hayatta en lezzetli sevincin!Sloboda je vaša najchutnejšia radosť v tomto živote!
Peki sonuç? Tazelik hissi ve daha iyi bir lezzet ile yenilenmek!Merasa segar dan bugar dengan cita rasa lebih enak!
Peki sonuç? Tazelik hissi ve daha iyi bir lezzet ile yenilenmek!Вы чувствуете себя свежее и моложе, наслаждаясь лучшим вкусом!
Pipetle içilen en lezzetli şey bu.Cái này uống bằng ống hút là ngon nhất.
Pipetle içilen en lezzetli şey bu. Hey, dikkatli ol piç kurusu!Най-вкусно е със сла?ка. ?ледай си пъ?я!
Pipetle içilen en lezzetli şey bu.Szívószálon át a legjobb az íze.
Pipetle içilen... ...en lezzetli şey sojudur, biliyor musun?Cô biết không? Uống Soju bằng ống hút là ngon nhất đó.
Pipetle içilen... ...en lezzetli şey sojudur, biliyor musun?Tudja mit? A rizsbor szívószálon át a legjobb.